Eskişehir'in incisi, hüznün bekçisi Odunpazarı karanlıktan aydınlığa uzanan ışık demeti gibi.
Türk basın tarihinin en önemli kalemlerinden Uğur Mumcu'yu yitirişimizin 33. Yılında burada, Odunpazarı'nda bir kez daha yaşadık, yaşattık.
Geçtiğimiz aylarda Eskişehir'de yaptığımız Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) yönetim kurulu toplantısı nedeniyle ziyaret ettiğimiz kentte büyük bedeller ödeyerek yürüdüğümüz ve karanlıktan aydınlığa uzanan zorlu yolculuğumuzun en önemli kilometre taşında Türkiyemizin dününü ve bu gününü hafızamıza kazıyan bir anıtta hüzün nöbetindeydik.
Kente ayak basar basmaz ilk ziyaretimizi Türkiye için geçmişin karanlık ve çirkin yüzünü yansıtan Uğur Mumcu Parkı'na yaptık.
Bu ziyaret yüreklerimizi bir kez daha dağlasa da ülkenin en değerli kalemine yapılan alçakça, kalleşçe saldırıyı anıtlaştırması bakımından biz ziyaretçilerine çok şey anlatıyordu.
Ankara Karlı Sokak'ta 24 Ocak 1993'te evinin önünde, arabasına konan C-4 tipi plastik bombanın patlaması sonucu suikasta kurban giden Mumcu anısına oluşturulan ve saldırıda parçalanan, enkaza dönüşen Reno 12 otomobilin önünde saygı duruşunda bulunup o günleri yad ettik.
Vefatından 20 yıl sonra Eskişehir Büyükşehir Belediyesi'nin girişimi ve Mumcu ailesinin izni ile Eskişehir'e getirilen araba, Odunpazarı'ndaki Uğur Mumcu Parkı'nda camdan bir koruma kalkanı niteliğindeki anıt içinde sergilenmekte.
"Geçmişin bunca kan ve gözyaşından geleceğe kin tohumları değil, barış ve özgürlük çiçekleri ulaşsın istiyoruz" diyen Uğur Mumcu günümüzde bile karanlığı aydınlatıyor.
ÜLKEME KURULAN KUMPASLARI, KARANLIK TUZAKLARI BİR DAHA ANIMSAMAK
Geride bıraktıgı yazın mirası ve mücadelesi ile karanlığa inat Türk toplumunun aydınlık geleceği için anıtlaştığı Eskişehir'de yüreklerimize hüznün yanı sıra Cumhuriyet'in temel değerleri için bir mücadele ateşi de düşürüyor.
Ruhumun yangınını gözlerimden süzülen yaşların söndürmesi bir yana daha da alevlendiriyor. Ülkemin aydınlığa kavuşması için can veren, 1950'li yıllardan beri yitirdiğimiz çok değerli gazetecileri, hukukçuları, akademisyenleri ve düşün insanları bir bir geçiyor gözlerimin önünden.
Çok ağır bedeller ödeyerek, Türk gençliğinin birbirine kırdırıldığı yıllardan geldiğimizin yalın gerçekliğini bir kez daha yaşıyorum burada ve BRTK heyeti olarak bir kez daha lanetliyoruz o günleri ve katilleri.
Parça parça olmuş bu araç adeta ülkemin karanlık geçmişinin, karanlık tuzaklarının, cumhuriyete kurulan kumpaslarının simgesi olmuş bize bu yalın gerçekliği haykırıyor.
Türkiyemin bir gün bu karanlık geçmişin hesaplaşmasını yapacağına olan inancımı tazeleyerek rahmetli Uğur Mumcu'yu hayır dualarla yad edip, cennet dileyerek anıt parktan ayrılırken heyetimizin katilleri bir kez daha lanetlediği Eskişehir'i ve Balkan Türklerinin bu kente kattığı artı değeri anlatmaya devam edeceğim.