25 Nisan 2026 Cumartesi

Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu olarak bulunduğumuz Sinop'ta mübadillerin bugün pek bilinmeyen, belki de hatırlanmak istenmeyen geçmişi ile yüzleştik

Türkiye'de ve Balkan Rumeli Türklerinin tarihine veya kültürel mirasına dair bir çok akademik çalışma, panel ve seminer düzenlenmiştir ve bir çok da basılı eser bulunmaktadır.

Bu konudaki yayınlar da eminim onbinlerle ifade edilebilecek boyuttadır.

Ancak özellikle de Sinop'ta yaşam süren Balkan Türkleri hakkında çoğumuz bilgi sahibi değilizdir.

Hatta antik çagın ünlü filozoflarından Diyojen'in Sinoplu olduğundan bile bi haberiz.

Sürgüne gönderildiği Atina'da gündüz vakti fenerle dolaşıp 'dürüst bir adam aradığını' söyleyen bu Sinoplu, tarihe yön vermiş eski zaman insanlarından Büyük İskender'e de "güneşime gölge etme başka ihsan istemem" diyecek kadar da cesurdur.

Bu gün Sinop Kalesi'nde bulunan 5.5 metre boyundaki anıtı ile kente gelenleri elinde fenerle karşılayan Diyojen kendisi gibi sürgün olan Balkan Rumeli Türkleri'nin, yani mübadillerin karanlık tarihini de aydınlatabilse insanoğlunun en acı geçmişi de biraz daha iyi anlaşılırdı.

Doğdukları topraklardan sürgün edilen, yolda yaşamını yitirenlerin denize atıldığı, onbinlercesinin mezar taşı dahi olmayan mübadillerin torunları tarafından karşılandığımız Sinop'un bugün pek bilinmeyen, belki de hatırlanmak istenmeyen geçmişi ile yüzleştik Sinop ziyaretimizde.

TRAJİK GEÇMİŞİMİZİN İZLERİ SİNOP'TA HALA CANLI 

Evet.

Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) Nisan ayı olağan yönetim kurulu toplantısı için hafta sonu Sinop'taydık.


BRTK'nın da üyesi olan Karadeniz Rumeli Dernekler Federasyonu (KARDEF) bünyesindeki Sinop Mübadele ve Balkan Halkları Kültür Araştırmaları Dayanışma Derneği
 
Başkanı ve BRTK yönetim kurulu üyesi Kenan Aral'ın ev sahipliğinde gerçekleşen toplantı nedeniyle Sinop'ta tam bir Balkan fırtınası yaşandı.

Makedonya, Bulgaristan, Yunanistan gibi Balkanların kadim Türk yerleşimlerinden buraya, Sinop'a sürgün edilen ve kaybedilen vatanlarında kıyıma uğramamak için can korkusu ile bu bölgelerden anayurda göç edip Sinop'a yerleşen atalarımızın Türkiye'de başta sosyal hayat olmak üzere, ekonomik,  siyasi ve idari yaşama kattıkları değeri bir kez daha gözlemledik.

Özellikle Türkiye ile Yunanistan arasında imzalanan mübadele ile 1923 yılında bölgeye gelen, Rumeli ve Balkan insanının trajik geçmişinin izleri Sinop'ta hala taze ve canlı.

Bu insanlarımız Sinop'un kültürel dokusuna adeta imza atmış.

Sinop Mübadele ve Balkan Halkları Kültür Dayanışma Derneği gibi güzide yapılar aracılığı ile bize geçmişimizden hüzünlü bir gülümseme ile el sallıyor.

Ve kentte hala geleneklerini sürdürüyor. 

En önemlisi de akademik çalışma yapan genç nesillere adeta bir müze olan dernek binaları aracılığı ile katkı sağlıyor.

19. hatta 20. yüzyılda Balkanlar'dan Anadolu'ya göçle gelen, sürgün edilen insanlarımızın ektiği tohumlar bu gün kurumsal bir çınara evrilmiş.

Evlatları onların anısını yaşatabilmek için canla, başla gece gündüz demeden, bıkmadan, yorulmadan çalışıyor 

Atalarının geldikleri bölgelerden buraya taşıdıkları kadim Türk kültürünü, Türk dil özelliklerini ve geleneklerini Sinop'ta yaşatmaya devam ediyorlar.

Bu göçmen torunları kent insanı ile kaynaşmış, kendilerini adeta yoktan var ederek,  kültürlerini koruyarak,  gerek iş dünyasında, gerekse de sosyal hayatta çalışkanlıkları, dürüstlükleri ile Sinop'ta çok iyi yerlere gelmişler.

Bu nedenle Balkan Rumeli Türkleri olarak gururluyuz.

ULUSAL KURTULUŞ SAVAŞINDA VE CUMHURİYET TARİHİNDE BİZİM DE İMZAMIZ VAR

Bir gururumuz da cumhuriyetimizin kurucusu, ebedi liderimiz Mustafa Kemal Atatürk gibi onunla birlikte vatanı kurtarmak için Bandırma vapuru ile Samsun'a çıkan 48 kişiden neredeyse yarısının Balkan Rumeli kökenli olması.

Birçok kişi bugünkü nüfus yapımızın içerisinde azımsanmayacak bir çoğunluğu temsil eden bizlerin 80 milyonluk Türkiye nüfusunun yarıya yakınını oluşturduğumuzu da pek bilmez.

Ve neredeyse 5 milyon insanımızın bu günkü Balkan diasporasının ana köklerini oluşturduğunu ve 1912 ile 2000'li yılların başına kadar çeşitli tarihlerde Balkanlar'dan Anayurda geldiklerini de bilmez.

Bu göç dalgası yoğun olarak başta Sinop olmak üzere Adana, Balıkesir, Bilecik, Bursa, Çanakkale, Edirne, İstanbul, İzmir, Kayseri, Kırklareli, Kocaeli, Manisa, Mersin, Niğde, Nevşehir, Samsun, Tokat ve Tekirdağ'ı etkilemiş insanlarımız gerek o dönemki  hükümetlerin iskânı ve gerekse de kendi hür iradeleri ile yeni hayatlarını bu kentlerinizde inşa etmişlerdir.

Osmanlının Balkan faciasını bu gün kaçımız biliyor, konuşuyor, dillendiriyor ve yaşıyor.

Şevket Süreyya Aydemir'in 'yangın" halindeki Osmanlı'dan, genç Cumhuriyet'in getirdiği 'serinliğe' geçişi anlattığı ve kimliğimizi sorguladığı 'Suyu Arayan Adam' romanında ifade ettiği gibi Osmanlı olarak gittiğimiz ancak Türk olarak geri döndüğümüz Balkanlardan ve geçmişimizden kaçımız haberliyiz.

Mesela kaçımız Beşiktaş'ın forma renkleri olan siyah beyazın ulus olarak Balkanları kaybedişimizin anısını yaşattığını biliyor, ya da Atatürk'ün okuduğu bir kitabın sayfalarına kaybedilen kadim Türk yurdu Balkanlar için "Bir gün geri dönecek" notu düştüğünü.

İlber Ortaylı'nın Aktarımı ile Atatürk Balkan Savaşları'ndaki mağlubiyeti (Balkan bozgununu) hiçbir zaman tam olarak hazmedemediğini belirtmektedir.

Bunu bugün kaç Türk genci biliyor.


Evet, Diyojen'in fenerinin tarihimizin karanlık yanını aydınlatabilmesi için bilgiye, yani çok okumamıza ve iyi bir entellektüel birikime ve bunu da görev alacağımız sivil toplum kuruluşlarımızda yapacağımız çalışmalar ile hayata geçirmemize ihtiyacımız var.

'BİR GÜN GERİ DÖNECEK NOTU' SADECE HÜZÜNLÜ BİR VEDA DEĞİL KADİM TARİHİMİZE DUYULAN SADAKATİN DE BİR İFADESİDİR

Balkanlar, tarihi boyunca biz Türkler için derin özlemlerin, 'gitmek' ve 'kalmak' ikileminin, ayrılıkların ve yeniden kavuşma umutlarının coğrafyası olmuştur. 
Cennetmekan 'Ata'mızın Balkan coğrafyasına veya Balkanlar'dan ayrılanlara yönelik tarihe kayıt düştüğü "Bir gün geri dönecek" notu, hem hüzünlü bir veda hem de köklerimize, kadim tarihimize duyulan sadakatin bir ifadesidir.
Balkanlar tarih boyunca Türklere sadece yurt değil aynı zamanda Batı'ya, yani Avrupa'ya, oradan da Kuzey'e açılan stratejik bir kapı olmuştur.
Bütün Türk kavimleri bu coğrafyayı yurt olarak tutmuş, yerleşmiş ve hala da milyonlarcası yaşam sürmektedir.
Balkanlar aynı zamanda Anadolu için de bir 'ön kapı'dır. 
Dokayısı ile biz Türklerin bu topraklardan vazgeçmesi, gönül bağını koparması düşünülemez, söz konusu bile edilemez.
Bu bölgenin dağında taşında, her karışında Türkün imzası, alın teri, döktüğü kanlı gözyaşı vardır.
Buraların bizim gözümüzde hala yurt olarak görülmesi ve orada yaşam sürmüş ancak yaşanan 'Balkan felaketi' sonrası Anadolu'ya gelerek Cumhuriyet'in kuruluşunda rol oynamış atalarımız tarihsel bir iade-i itibar beklemektedir.
Türke ait bu kadim coğrafya sadece Müslüman Türklerin değil, başta Hristiyan Türk kardeşlerimiz olmak üzere inancı, yaşamı ile tarihe yön vermiş her Türk kavminin yurdu olmuş.
Bunu ben söylemiyorum.
Sadece Prof. Dr. Fritz Neumark'ın "Türkler pek farkında değil ama Avrupalılıar şu gerçeğin farkındadır.Tarihten Türkler çıkarılırsa ortada tarih diye bir şey kalmaz" tespitine katıldığımı ifade ediyorum.
Yani insanlık tarihinden Türkleri çıkarma, yok etme fikri ile geçmişte Balkanlarda insanımıza yaşatılan zulüm, yok etme amaçlı katliamlar ve Türksüz bir tarih yaratma çabası her daim olduğu gibi gelecekte de ters tepecektir.
İnsanlık var oldukça 
Türksüz bir dünya da olmayacak.
Bunu gözüne kan bürümüş, milletimizi kendine hasım gören her etnik yapının bölmesinde fayda var.

 

YAYINIMIZ SEBAHATTİN ALİ VE SİNOP CEZAEVİ İLE DEVAM EDECEK

Sinop'ta mübadillerin günümüzde pek bilinmeyen, belki de hatırlanmak istenmeyen geçmişi ile yüzleştik

Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Nisan ayı olağan toplantısı için Sinop'tayız. 

Doğdukları topraklardan sürgün edilen, yolda yaşamını yitirenlerin denize atıldığı, onbinlercesinin mezar taşı dahi olmayan mübadillerin torunları tarafından karşılandığımız kentin günümüzde pek bilinmeyen, belki de hatırlanmak istenmeyen geçmişi ile yüzleştik.

İsmail KORKMAZ'ın yazısı yakında www.balkanhaber.blogspot.com'da

23 Nisan 2026 Perşembe

Yunanistan’da 13 vekilin dokunulmazlığı kaldırıldı



AB tarım desteklerinde yolsuzluk şüphesiyle yürütülen soruşturma kapsamında, iktidardaki Yeni Demokrasi partisinden 13 milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırıldı; süreç Avrupa Kamu Savcılığı’nın başlattığı geniş kapsamlı dosyaya dayanıyor.

Avrupa Birliği’nden (AB) sağlanan tarım desteklerinin dağıtımında yolsuzluğa karışmış olabileceği şüphesiyle 13 Yunan milletvekilinin dokunulmazlığı kaldırıldı.
Yunan Devlet Televizyonu ERT’nin haberine göre, AB’den sağlanan tarım desteklerinin dağıtımında yolsuzluk şüphesiyle Avrupa Kamu Savcılığı Ofisi tarafından başlatılan soruşturmada adı geçen 13 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılması için Yunanistan Meclis Genel Kurulunda oylama yapıldı.
Oylama sonucunda, iktidar partisi Yeni Demokrasi’den 13 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasına karar verildi.
Oylamaya, 300 sandalyeli parlamentoda 288 milletvekili katıldı. Her bir milletvekili için yapılan ayrı ayrı oylamalarda dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde oy kullananların sayısı 2 milletvekili için 285, 10 milletvekili için 286 ve bir milletvekili için 287 oldu.
Söz konusu milletvekilleri de yargı karşısında aklanabilmek gerekçesiyle kendi dokunulmazlıklarının kaldırılmasını talep etti.
Savcılık, “Yunanistan’da AB’den sağlanan fonlarla Yunan çiftçilere verilen tarım desteklerinde yolsuzluk yapıldığı” şüphesiyle Mayıs 2025’te soruşturma başlatmış, bu nedenle Haziran 2025’te 1 bakan ve 3 bakan yardımcısı istifa etmişti.
Avrupa Kamu Savcılığı Ofisi, bu ay başında soruşturma kapsamında 11 milletvekilinin dokunulmazlığının kaldırılmasını talep etmiş, 2 milletvekilini de görevi kötüye kullanmak şüphesiyle Yunan yargısına sevk etmişti.
Ardından dosyada adı geçen 2 bakanın hükümetten istifa ettiği ülkede 3 Nisan’da kabine değişikliğine gidilmişti.
Yolsuzlukların araştırılması için çiftçilere yönelik ödenekler de askıya alınmıştı.

Ebedi liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün 17 Ekim 1922 Bursa ziyaretinde kendisini karşılayan çocuklara yaptığı konuşma tarihe düşülen en önemli nottu


Ebedi liderimiz Mustafa Kemal Atatürk 17 Ekim 1922 Bursa ziyaretinde kendisini karşılayan çocuklara şöyle seslenir ;

"Küçük hanımlar, küçük beyler! Sizler geleceğimizin gülü, yıldızı, talih ışığısınız. Memleketi asıl aydınlığa sizler kavuşturacaksınız..."

Lider, yüksek sesle sordu:

"Çok çalışacaksınız değil mi?"

Çocuklar, hep bir ağızdan bağırdılar: "Söz!"

Atatürk, devam etti:

"Arkadaşlarımla birlikte ne yaptıysak, sizler için yaptık. Sizin mutluluğunuz, onurunuz için yaptık. Başınız dik gezin, kimsenin kulu kölesi olmayın diye yaptık.

Bir daha bu acı günleri yaşamayın diye yaptık. Ödülümüz, sizin temiz, güzel sevginizdir."

★★

Konuşma bittiğinde, lider duygulanır, gözleri dolar.

Yanında duran Fevzi Paşa'nın da (Çakmak) gözlerinden yaşlar süzülür.

Naim BABÜROĞLU'nun yazı www.sozcu.com.tr'de

Mazhar Müfit Kansu "Bankalardan ve kurumlardan ödünç para almayı, Paşa'ya bir türlü kabul ettiremedim"


Ankara'ya gitmeye karar verilmiştir.

Ancak, yokluk heyetin peşini bırakmaz.

Heyetin mali işlerinden Mazhar Müfit (Kansu) sorumluydu.

"Bankalardan ve kurumlardan ödünç para almayı, Paşa'ya bir türlü kabul ettiremedim..." diye dert yanıyordu.

Mazhar Müfit, yolculuk öncesi anılarında şöyle yazacaktı:

"Bütün paramız yol için 20 yumurta, bir okka (1,3 kg) peynir ve 10 ekmeğe yettiğinden bunları aldırdık."


Naim BABÜROĞLU'nun yazısı www.sozcu.com.tr'de

21 Nisan 2026 Salı

Erkekler 65 kiloda toplamda 323 kilo kaldıran milli haltercimiz Muhammed Furkan Özbek elde ettiği Avrupa rekoru ile Türkiye'nin gururu oldu

Bulgaristan 'değişim' dedi


AVRUPA, Bulgaristan’da yaklaşık 25 yıl sonra ilk kez bir partinin tek başına iktidar olmasını, Rumen Radev’in (62) henüz bir ay önce kurduğu “İlerici Bulgaristan” partisinin ezici zaferini konuşuyor.

MACARİSTAN’DAN SONRA

ŞİMDİ ne olduğuna bakalım. İki hafta önce Macaristan’da seçimler vardı. Ve AB’nin Ukrayna politikalarına ayak sürüyen, Moskova yanlısı kabul edilen Viktor Orban 16 yıldır kesintisiz iktidarın ardından devrildi.

Ancak bu defa yıllardır sandıktan güçlü bir hükümet çıkaramayan Bulgar seçmen, Rusya yanlısı diye etiketlenen eski Cumhurbaşkanı Radev’in partisine uzun aradan sonra tek parti iktidarının yolunu açtı.

Z JENERASYONU TETİKLEDİ

ERKEN seçimler aslında geçen yıl aralık ayında patlak veren, daha çok gençlerin düzenlediği protestolarla tetiklendi. Bulgaristan 1 Ocak 2026 itibarıyla Euro bölgesine dahil olmaya hazırlanırken hükümetin açıkladığı 2026 bütçesi büyük tepki çekti.

Ekonomik kriz ve yolsuzluk iddiaları üzerine gelen bu kemer sıkma bütçesi Gen-Z diye anılan genç kuşağı sokaklara döktü. Eylemler hükümeti istifaya zorlarken o dönem Cumhurbaşkanı olan Radev, yeni hükümet kurulamayınca erken seçim kararı aldı.

RADEV SAHAYA İNDİ

RADEV bu kararın ardından 9 yıldır sürdürdüğü cumhurbaşkanlığından istifa etti. Mart ayında ise ‘İlerici Bulgaristan’ partisini kurdu. Eski hava kuvvetleri komutanı olan avcı savaş uçağı pilotu Radev, Euro’ya geçilmesine, Ukrayna’ya silah yollanmasına karşı çıkarken Rusya ile karşılıklı hoşgörüye dayalı pragmatist bir ilişkiyi tarif etti.

En büyük vaadi yolsuzluk ve organize suç çetelerinin üzerine gitmek oldu. Tartışmaların odağında ise 2009’dan beri ülkenin önemli siyasi aktörü olan ve 9 yıl başbakanlık yapmış GERB lideri Boris Borisov ile Hak ve Özgürlükler Hareketi Yeni Başlangıç (DPS) lideri Delyan Peevski vardı.

İşinsanı Peevski, yolsuzluk iddiaları nedeniyle ABD Hazine Bakanlığı’nın yaptırım listesine alınmış bir isim.

TÜRK PARTİLERİ BÖLÜNDÜ

HÖH ya da Bulgarca kısaltmasıyla DPS, 1980’lerdeki asimilasyon politikası sonrasında Türk azınlığın kurduğu bir parti. Ancak Peevski liderliğinin partide artan etkisi, sonrasında gelen bölünme, HÖH (DPS) oylarını da geriletti. Daha önceki seçimlerde yüzde 10 bandında oy alarak kilit siyasi güç olarak öne çıkan HÖH bu defa ciddi kan kaybetti.

Radev’in partisi yüzde 44.5, GERB İttifakı yüzde 13.3, Değişime Devam ve Demokratik Bulgaristan yüzde 12.6 oy alırken HÖH ancak yüzde 7.12 destekle dördüncü oldu. Beşinci sırada Rusya yanlısı Vazrazhade yüzde 4.2 oy aldı. Ahmed Doğan’ın HÖH’ten ayrılan APS partisi ise yüzde 4’lük baraja takılarak meclise giremedi.

TÜRK OYLARI BÖLÜNDÜ

300 bine yakın Türk-Bulgar çifte vatandaşının yaşadığı Türkiye genelinde toplam 27 sandık kuruldu. Görüşüne başvurduğum Balkan Türkleri Kültür ve Dayanışma Derneği Başkanı Şükrü Ar, bir önceki seçimlerde 168 sandık kurulduğuna işaret ederek son sandık kısıtlaması nedeniyle seçmenin sandığa ulaşmada zorluklar yaşadığını aktardı.

Pazar günkü seçimlerde Türkiye’de 29 binin biraz üstünde seçmen oy kullanabildi. Hak ve Özgürlükler Hareketi yüzde 53.1 ile ilk sırada, APS yüzde 21.1 ile ikinci sırada, Radev’in partisi ise yüzde 17.3 ile üçüncü sırada yer aldı. 2024 ekim ayındaki son seçimlerde ise APS partisi birinci çıkmıştı.

FIRSAT MI TEHDİT Mİ

BULGARİSTAN AB ülkesi olsa da Türk ve Müslüman azınlık; eşit yurttaşlık, anadilde eğitim, dini ihtiyaçların karşılanması, kamusal alanda güçlü temsil gibi konularda zorluklar yaşamaya devam ediyor.

Şükrü Ar, İlerici Bulgaristan’ın zaferiyle ilgili “Bulgaristan’da yeni siyasi tablo oluştu, alışıldık bir tablo değil. Türk ve Müslüman azınlık için bir fırsat mı, tehdit mi olacak, göreceğiz. Azınlığın hakları gözetilmelidir” diyerek sivil toplum örgütleri olarak da ortak bir dil oluşturulmasının gereğine işaret ediyor.

RADEV’DEN ORBAN ÇIKAR MI

BULGARİSTAN’da siyasi istikrarsızlıktan sıkılan halk tercihi ‘yeni başlangıç’ diyen Radev’den yana yaptı. Vaatlerinin Türk ve Müslüman azınlıkta da karşılık bulduğu anlaşılıyor. Radev’den Avrupa’ya yeni bir Orban çıkar mı? Yoksa AB’nin maddi desteğine ihtiyaç duyduğu bir ortamda daha denge politikası mı güder? Bekleyip göreceğiz.

ngumus@hurriyet.com.tr