13 Ağustos 2026 Perşembe
12 Ağustos 2026 Çarşamba
Türkiye ile Bulgaristan sınır ötesi suçlar ve 'yeni nesil' suç örgütleriyle mücadelede yeni bir sayfa açıyor

Bakan Çiftçi, Bulgaristan’ı komşu, dost ve NATO müttefiki bir ülke olarak tanımladığı açıklamasında "İki ülke ortak bir bölgeyi paylaşıyor ve aralarındaki iş birliği vatandaşların güvenliği açısından özel önem taşıyor"dedi.
İki bakan arasındaki görüşmelerin ana başlıkları arasında sınır ötesi suçlar ve 'yeni nesil' suç örgütleriyle mücadele de yer aldı. İçişleri Bakanı Çiftçi, bu yapıların bir bölümünün artık terör örgütlerinin özelliklerini kazanmaya başladığı uyarısında da bulunduğu açıklamasında “Her iki ülkenin de yeni nesil suçlarla başarılı şekilde mücadele edebilmesi için iş birliği yapmamız özel önem taşıyor.” değerlendirmesinde bulundu.
Çiftçi, benzer türde suçlarla bağlantılı olarak Ankara tarafından talep edilen 89 kişinin Türkiye’ye iade edilmesi dolayısıyla Bulgar makamlarına teşekkür de ederken 19 Türk vatandaşının daha iadesine ilişkin görüşmeler sürüyor. Türkiye ise Bulgar makamlarının talebi üzerine 24 Bulgar vatandaşını Bulgaristan’a teslim etti.
İkili zirvede bir diğer önemli konu uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadele oldu. Çiftçi, Ankara’nın uyuşturucu ve organize suçlarla mücadelede Bulgaristan İçişleri Bakanlığının desteğine büyük önem verdiğini belirtti.
Bakan Çiftçi, Türkiye, Bulgaristan ve Yunanistan arasındaki üçlü mekanizma çerçevesindeki iş birliğini de başarılı olarak değerlendirirken alınan ortak önlemler sonucunda bölgedeki yasa dışı göçün yüzde 97 azaldığını ve göçmenlerin güzergahının değiştiğini vurguladı.
Ziyaret sırasında Bulgaristan ve Türkiye Polis Akademileri arasında bir mutabakat zaptı da imzalandı. Amaç, iki ülkenin İçişleri Bakanlıkları arasındaki iş birliğinin tüm alanlarda genişletilmesi.
Bakan Mustafa Çiftçi, ortak faaliyetlerin yalnızca Bulgaristan ve Türkiye’nin değil, tüm bölgenin güvenliğine katkı sağlayacağına inandığını da ifade ettiği değerlendirmesinde İvan Demirciev’i Türkiye’yi ziyaret etmeye de davet etti.
Bakan Çiftçi Bulgaristan programı kapsamında Bulgaristan Müslümanları Başmüftülüğünü de ziyaret ederek Başmüftü Dr. Ahmed Hasanov ile de görüştü ve Sofya’daki temaslarını ortak tarihin ve kültürel bağların izlerini taşıyan ziyaretlerle sürdürdüğünü belirtti. Görüşmede Bulgaristan’daki Müslüman toplumunun huzuru ile dini ve kültürel değerlerin yaşatılması konularının ele alındığını ifade eden Çiftçi, görüşmenin verimli geçtiğini kaydetti.
İçişleri Bakanı ayrıca Türkiye’nin Sofya Büyükelçiliğinin Resmi Konutu’nu da ziyaret etti ve ardından Vitoşa Caddesi ve Serdika Antik Kenti’ni gezdi.
Çiftçi, programını tarihi Kadı Seyfullah Efendi Camii’ni, diğer adıyla Banyabaşı Camii’ni ziyaret ederek tamamladı.
Bulgaristan basınına ziyareti hakkında değerlendirmede bulunan İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi, Türkiye ile Bulgaristan arasındaki ilişkilerin yalnızca komşuluk bağlarıyla sınırlı olmadığını, iki ülke arasındaki bağların ortak tarih, köklü kültür ve yüzyıllara uzanan güçlü ilişkiler üzerine kurulu olduğunu belirtti.
10 Ağustos 2026 Pazartesi
'SEVR'İN YILDÖNÜMÜNDE YAŞANANLARI ANLAMAK!
106 yıl önce… 10 Ağustos 1920… Sevr imzalandı… SEVR imzalanmadı diyenler var. Cehalet bilinçli bir tercih. Sevr Antlaşması’nın görüşülmesi için Padişah Vahdettin, Saltanat Şûrasını toplar. -22 Temmuz 1920’de toplanan Saltanat Şûrası’nda, emekli General Rıza Paşa dışında, Şûra’daki tüm üyeler Osmanlı’nın idam fermanı Sevr’in imzalanması yönünde kabul oyu verirler. -Eğitim Bakanı Hadi Paşa, Danıştay Başkanı Rıza Tevfik ve Bern Elçisi Reşat Halis tarafından oluşan Osmanlı Heyeti, 10 Ağustos 1920’de Paris’te Sevr Banliyösünde Sevr Antlaşması’nı imzalar. -Sevr’e göre Anadolu parçalanıyor, Doğu Anadolu’da bir Ermeni devleti, Güneydoğu’da özerk bir Kürdistan kuruluyordu. Osmanlı ordusu lağvediliyordu. Sevr ile Osmanlı Devleti tarih sahnesinden siliniyor, Türk Milleti’nin son yurdu da elden gidiyordu. -Ankara’da Mustafa Kemal Paşa’nın kurduğu TBMM, 19 Ağustos 1920’de Sevr’i tanımadığını ilan eder. Antlaşmayı onaylayan Şûra üyeleriyle, imzalayan üyeleri vatan haini sayarak vatandaşlıktan çıkarır. -Padişah Vahdettin, Sultan Alparslan’ın ve Fatih Sultan Mehmet’in emanetini hiç direnmeden işgalcilere teslim ederken, Mustafa Kemal Paşa vatanı işgalcilerden kurtarmak için mücadele ediyordu.
Paris’in Sevr semtinde çini fabrikası.
-İmza için, sergi salonunda bir odada bekleyen Osmanlı Heyeti:
Reşad Halis Bey, Rıza Tevfik Bey ve Hâdi Paşa.
-Hadi Paşa imzalarken
-Sevr’in imzalanmasının ardından işgal devletleri Anadolu'yu işgalde sınır tanımazlar.
KAYNAK:
Naim Babüroğlu
9 Ağustos 2026 Pazar
BULGARİSTAN VATANDAŞLIK SÜRECİ VE ESKİ GÖÇMENLERİN İŞLEMLERİNDE DOĞRU BİLİNEN YANLIŞLAR İLE YANLIŞ OLARAK NİTELENEN DOĞRULAR
Bulgaristan Türklerinin göç süreci Türkiye Cumhuriyeti ile Bulgaristan arasında çeşitli tarihlerde imzalanan ikili anlaşmalar ile şekillenmiştir ve 1924 yılından sonraki süreci kapsar.
Osmanlı dönemi göçleri bu anlaşma kapsamı dışında kaldığı için yeniden vatandaşlık sözkonusu değildir.
1924 ile 1950 yılları arasında Türkiye'ye göç edenlerin durumu genellikle iki durumu içerir.
Vatandaşlık hakkı ebeveynlerden evlatlara geçen bir haktır ve hayatta ise eski vatandaşlığını talep edebilir.
Eğer hayatta değilse evlatları anne babalarının veya atalarının Bulgaristan doğumlu olduğunu öne sürerek böyle bir başvuru yapamaz.
Bulgaristan sınırları dışında dünyaya gelmiş Bulgar asıllılar ile sadece Pomakların bazıları bu haktan yararlanabilir.
Bulgaristan vatandaşlığı konusunda herkes uzman derecesinde araştırma ve bilgi paylaşımı yapıyor.
Sosyal medyada yazılıp çizilenler ile bu konuda yapılan yorumlar ayyuka çıktı.
- “1950’den sonra göç eden vatandaşlık alamaz”,
- “Türkiye'ye 1968 yılından sonra turist olarak gelenler vatan haini sayılıyor”
- “1970’lerde gelenlerin vatandaşlığı silindi”,
- “1989 göçmeniysen zaten vatandaşsın”,
- “Dededen vatandaşlık olmaz"
söylemlerinin içeriği ve hukuksal süreç ile idari işleyiş hakkında insanlar kafa karıştırıcı çok yanıltıcı ve yanlış bilgi paylaşıyor.
Biri yazıyor, diğeri paylaşıyor, bir başkası kendi ailesinden duyduğunu ekliyor.
Sonunda yıllardır tekrarlanan bir söylenti, kanun hükmü gibi anlatılmaya çalışılıyor.
Oysa konu birkaç tarihle açıklanabilecek kadar basit değil.
Bulgaristan’dan ne zaman ayrıldığınız önemlidir.
Çünkü geçmişte yaşanan bir vatandaşlık olayına bakarken o tarihte yürürlükte olan mevzuatı bilmek gerekir.
Fakat göç etmek ile vatandaşlığı kaybetmek aynı şey değildir.
Bir kişi Bulgaristan’dan ayrılmış ve vatandaşlığını korumuş olabilir.
Bir başkasının vatandaşlığı dönemin kanunu gereğince sona ermiş olabilir.
Başka bir kişi hakkında bireysel bir işlem veya ukaz bulunabilir.
Aynı yıl, aynı bölgeden, hatta aynı göç dalgasıyla Türkiye’ye gelen insanların bugün farklı hukuki durumda olmalarının nedeni budur.
Önce dosyaya bakmak gerekiyor
Vatandaşlık araştırması kişinin Bulgaristan’daki resmî kayıtlarından başlar.
Bulgar Vatandaşlık Kanunu’nun 39. maddesi uyarınca Adalet Bakanlığından Bulgar vatandaşlığının varlığına ilişkin belge talep edilebilir.
Dosyanın geçmişine göre nüfus ve arşiv kayıtlarının, eski vatandaşlık işlemlerinin ve varsa ukazların da araştırılması gerekebilir.
Kişinin vatandaşlığını koruduğu ortaya çıkarsa yeniden vatandaşlık kazanmasından söz edilmez.
Vatandaşlık sona ermişse de doğrudan “artık mümkün değil” sonucuna varılmaz.
Önce bunun nasıl gerçekleştiğine bakılır.
Vatandaşlık kanun gereği mi sona erdi?
Kişi Bulgar vatandaşlığından mı çıktı?
Yoksa vatandaşlıktan mahrum bırakılmasına ilişkin bireysel bir işlem mi var?
Bunlar hukuken aynı şey değil.
26 ile 27. maddeyi birbirine karıştırmamak gerekiyor
Bulgar Vatandaşlık Kanunu’nun 26. maddesi, Bulgar vatandaşlığından çıkmış kişilerin kanunda aranan şartlarla vatandaşlığı yeniden kazanmasını düzenliyor.
27. madde ise vatandaşlıktan mahrum bırakılmış kişilerle ilgili.
Mahrum bırakılma sebebinin bulunmadığının veya bu sebebin önemini yitirdiğinin tespit edilmesi halinde vatandaşlığın yeniden kazanılması gündeme gelebiliyor.
Dolayısıyla 26 ve 27. maddeler kişinin istediğini seçebileceği iki başvuru yolu değil.
Önce geçmişte vatandaşlığa ne olduğu belirleniyor; uygulanabilecek hüküm de buna göre ortaya çıkıyor.
Eski dosyaların kendi döneminin hukukuyla okunması gerekir
Onlarca yıl önce yaşanmış bir vatandaşlık olayını yalnızca bugünkü kanuna bakarak açıklamak da doğru değil.
Geçmişte vatandaşlığın sona erip ermediği, o tarihte yürürlükte bulunan mevzuata göre değerlendirilir.
Kişinin bugün kullanabileceği hukuki yol ise yürürlükteki Bulgar vatandaşlık mevzuatına göre belirlenir.
Bulgaristan’ın vatandaşlık mevzuatı yıllar içerisinde değişti.
Bu nedenle 1950, 1968, 1970’ler veya 1989 gibi tarihler önemlidir ama tek başına “vatandaş olur” ya da “olamaz” anlamına gelmez.
Sosyal medya yorumu hukuki görüş değildir
“Bizim komşunun başvurusu reddedildi, sizinki de reddedilir.”
“Deden o tarihte gelmiş, hakkınız yok.”
“Biz aynı yıl geldik, siz de kesin alırsınız.”
Vatandaşlık dosyaları böyle değerlendirilemez.
Bir ailenin dosyasında verilen sonuç başka bir aileye doğrudan uygulanamaz.
Resmî kayıtlardaki vatandaşlık statüsünü, dönemin mevzuatını ve varsa vatandaşlığın sona ermesine ilişkin işlemleri görmeden verilen kesin cevapların hukuki değeri yoktur.
Her dosyanın sonunda olumlu sonuç çıkması da beklenmemeli.
Kimi dosyada vatandaşlığın devam ettiği görülür. Kimi dosyada vatandaşlık sona ermiştir ancak kanunun öngördüğü şartlar çerçevesinde yeniden kazanılması mümkün olabilir.
Kimi dosyada ise böyle bir hukuki imkan bulunmaz.
İnsanlara boş umut vermek ne kadar yanlışsa, yalnızca göç tarihine bakıp “sizin işiniz olmaz” demek de o kadar yanlış.
Bu nedenle sosyal medyada vatandaşlık konusunda kesin konuşan herkesi hukukçu kabul etmeyin.
Çok takipçili bir hesabın paylaşması, aynı bilginin yıllardır anlatılması veya yüzlerce kişinin aynı yorumu yazması o bilgiyi kanun hükmüne dönüştürmez.
Bulgar vatandaşlığı araştırılırken göç tarihi sorulur; ama araştırma orada bitmez.
Önce kayıtlar bulunur, sonra hukuk konuşur.
Bulgaristan vatandaşlık süreci genellikle şöyledir.
Eski göçlerde Türkiye ile Bulgaristan arasında imzalanan 22.10.1950 tarihli göç anlasması ile sonrasında revize adilen aynı anlaşmanın tekrarındaki 18.11.1950 tarihi temel ayraçtır.
Bu tarihten önce sınırı geçenlerin hayatta olmayanlarının çocukları veya torunları belirli şartlar doğrultusunda yeniden vatandaşlık talep edebilir.
Bu süreç başlatıldığında önce nüfus müdürlüğünden ilgili kişinin 'isim denklik' belgesi talep edilir.
Burada bir kayıt oluşmuyorsa Cumhurbaşkanlığı Arşivler Genel Müdürlüğü'nden 'taabiyet beyannamesi' istenir.
İkinci adımda Bulgaristan'daki aile kütüğü ve doğum belgesi bulunur.
Bulunan kayıtlarda eskiden gelenlerin genellikle doğum tarihleri yanlıştır.
Türkiye'ye gelenler geldiklerinde doğum belgeleri yanlarında olmadığı için kayıt verirken sadece yıl belirtmişler.
Devlet de onların hepsini 01.07 tarihli olarak kodlamış.
Öncelikle bu durum Türkiye'de asliye hukuk mahkemelerine açılan davalarla düzelttirilir.
İş yeniden isim denklik düzenlenmesine geldiğinde ilgili kişiler hayatta değilse memur veya işlemi yapan ölen kişiler için geçmişe yönelik kayıt düzeltme işlemi yapmak istemez.
Güç bela bu düzeltme yapıldıktan sonra dosya Bulgaristan'da tekamül eder ve vatandaşlık sorgusu yapılır.
Bakanlıktan gele yanıta göre dosya ilerler veya işlemden düşer.
Eğer ilerler ise Türkiye doğumlu evlatları veya torunları vatandaşlık başvuru hakkına sahip olur ve işlem yapabilirler.
KAYNAK :
- www.vizecimtr.com
- www.alenovaglobal.com










