22 Mayıs 2026 Cuma

Yunanistan Türk diplomatların katlinden sorumlu olan teröristi serbest bıraktı


Yunanistan Atina'da görevli Türk diplomatlar Çetin Görgü, Deniz Bölükbaş ve Haluk Sipahioğlu'na yönelik saldırıların azmettiricisi olan 17 Kasım Terör Örgütü Lideri Aleksandros Yotopulos'u serbest bıraktı. Türk Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklama ile olayı sert bir şekilde kınarken, Yunanistan'ın bu kararının şehit diplomatlarımızın anısına ve ailelerine yönelik büyük bir saygısızlık olduğu ifade edildi.
Atina'yı terörle mücadele konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmeye davet edilen açıklamada bu davranışın kabul edilemez nitelikte olduğu vurgulandı.


DIŞİŞLERİNDEN SERT TEPKİ

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın konu hakkında yaptığı açıklamanın tam metni şu şekilde;
"1991 yılında Atina Büyükelçiliğimiz Basın Ataşesi Çetin Görgü'nün cinayetinin, aynı yıl Atina Büyükelçiliğimiz Müsteşarı Deniz Bölükbaşı'na yönelik suikast girişiminin ve 1994 yılında Atina Büyükelçiliğimiz Müsteşarı Haluk Sipahioğlu'nun cinayetinin azmettiricisi olması nedeniyle 17 kez müebbet hapis ve 25 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan 17 Kasım terör örgütü lideri Aleksandros Yotopulos'un 21 Mayıs 2026 tarihinde serbest bırakılmasını en güçlü biçimde kınıyoruz.
Yurt dışında ülkemizi şerefle temsil etmiş diplomatlarımızı hedef alan suikast ve saldırıların azmettiricisi olan bu kalles teröriste gösterilen hoşgörü, şehit diplomatlarımızın anısına ve ailelerine yönelik büyük bir saygısızlık olup, kabul edilemez niteliktedir.
Yunanistan makamlarını terörle mücadeleye sekte vuracak adımlardan kaçınmaya ve hüküm giymiş teröristlerin cezalandırılması konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırıyoruz."

21 Mayıs 2026 Perşembe

CHP Genel Merkezinden halka seslenen Özgür Özel meydan okudu "Teslim olmayacağız"



Anayasa ve Yüksek Seçim Kurulu yok sayılarak Cumhuriyet Halk Partisi'ne mahkeme kararı ile el kondu


Her daim karanlıktan aydınlığa doğru yürüyen Bulgaristan Türkleri olarak 19 Mayıs'ı iki nedenden dolayı kutsarız!










Biz Bulgaristan Türkleri için 19 Mayıs'ın yaşamımızdaki yeri ve anlamı çok büyük.
Fikriyatımızdan toplumsal duruşumuza kadar ruhumuza işlemiş adeta.
Bizi her anlamda biçimlendiren ve geleceğe bu şekilde yürümemize neden olan 19 Mayıs ulusal ve milli kimliğimizin simgesi olmuş.
Bizim için iki önemli tarihsel süreci, dönüm noktasını simgeleyen 19 Mayıs milli direnişlerimizin tarihe atılmış imzası.
İlkini bilmeyeniniz yoktur belki ama ben yine de hatırlatayım.
Yitirdiğimiz bir vatanın, Rumelinin ardından sığındığımız anavatan Anadolu'nun da elimizden alınmasına yönelik girişimlere karşı ayağa kaltıgımız "Yeter" diye haykırdıgımız gündür 19 Mayıs.
Balkanlar ve Rumelinin yetiştirdigi en büyük Türk, ebedi liderimiz, önderimiz, cennetmekan Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde silaha sarıldıgımız o kutsal gün ile özdeşleşmiştir.
Diğeri ise Todor Jivkov denilen insanlıktan çıkmış caninin Bulgaristan Komünist Partisi eliyle biz Türklere dayattığı ölüme ve yok olmaya meydan okuduğumuz gündür.
Biz Balkan Türkleri bu nedenle 19 Mayıs 1919 ile 19 Mayıs 1989'u milli tarihimizdeki simgesel önemi nedeniyle kutsarız.
Bu yıl da 19 Mayıs her zamanki gibi Türkiye ile  Bulgaristan'da çok görkemli kutlamalar ile coşkuyla bir kez daha yad edildi.
Anavatan bir kez daha 19 Mayıs vesilesi ile tarihi yaşadı 'ATA'sını andı.
Gençlik meydanlara sığmadı.
Düzenlenen etkinliklerde ulusal coşku zirve yaptı.
Bu coşkunun bir diğeri de Kırcaali'nin Cebel kasabasında idi.
Meydanlara toplananlar 19 Mayıs 1989'u ve o gün Cebel'de yaşananları duygusal bir atmosferde yad etti, anılar dile geldi.
Cebel Direnişi, Bulgaristan Türklerinin demokrasi ve kimlik mücadelesinin fitilini ateşleyen ayaklanma olarak gelecegimizi aydınlatmaya devam ediyor.
Bu vesile ile Cebel Belediyesi'ni ve başkan Necmi Ali'yi kutluyorum.
'19 Mayıs - Cebel Günü' kapsamında düzenlenen etkinlikler her zaman olduğu gibi muhteşemdi.
Zengin etkinlik programı nedeniyle Cebelliler adeta tarihe yeni bir ivme kazandırdı.
Coşkulu kutlamalar bir nevi tarihsel olayları anma ve her 19 Mayıs için yinelenen yeni başlangıç gibiydi.
Cebelli gençler için  'Spor ve Zeka' temasıyla öne çıkan etkinliklerde voleybol ve satranç müsabakaları başta olmak üzere bir çok aktivite hayata geçirildi.
İlçede bayram coşkusu yaşanmasına neden olan 19 Mayıs Cebel direnişinin yıldönümünde Bulgaristan Türkleri olarak bir kez daha kucaklaştık, dosta düşmana mesaj verdik.
Cebel buluşması bir anlamda yeniden bir araya gelme, milli kimliğimiz etrafında kenetlenme günü de idi.
Uzun zamandır siyasal anlamda bölük pörçük olmuş Bulgaristan Türkleri'nin Cebel'de bu vesile ile bir araya gelip, geçmiş küskünlükleri ve kırılganlıkları bir kenara bırakması geleceğimiz için umut oldu.
Her siyasal partiden ve sivil toplum kuruluşundan Bulgaristan Türkleri Cebel direnişinin anlamına uygun bir ruhsal atmosferde, 1989'un o korku duvarını aştığı günkü gibi milli birliğin dayanışmasındaydı.
Bulgaristan demokrasi mücadelesinin sembolü haline gelen Cebel 19 Mayıs Meydanı’nda yapılan konuşmalarda şehitlerimiz yad edilirken, karanlığı ve kuşatmayı yardıgımız o gün yaşananlar dillendirildi, anılar aktarıldı.
Bulgaristan’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından gelen binlerce kişiye hitap eden Belediye Başkanı Necmi Ali 19 Mayıs’ın Cebel için sadece bir kutlama günü olmadığını, aynı zamanda hafıza, onur ve geleceğe yön veren tarihi bir gün olduğunu söyledi.
Cebel'i daha özel kılan etkinliklere birçok siyasi kimliğin yanı sıra, Bulgaristan bürokrasisinden de katılım yoğundu.
Bulgaristan Parlamentosu'nun Başkan Yardımcısı Ayten Sabri, Türkiye-Bulgaristan Dostluk Grubu Başkanı Mustafa Yavuz, Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık ile Filibe Başkonsolosu Emre Manav'ın da yer aldığı programda bir dikkat çeken konuşma da Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) Genel Başkanı Sabri Mutlu'ya ait olandı.
Sözlerine "Hocaya sormuşlar nerelisin diye. O da gülümseyerek cevap vermiş. Henüz evli degilim." Ben Evliyim ve Cebelliyim" diye başlayan Başkan Mutllu O günleri bizzat yaşayanlardan.
Cebel direnişinde de yer alan Mutlu Bulgaristan'ın kendi vatanları olduğunu vurguladığı konuşmasında "Kimseye kin ve nefret besleniyorum, ancak o günleri de unutmamalıyız. Bizler bu ülkenin asli unsurlarıyız. Bu ülkede dostluk kardeşlik ve barış içerisinde birinci sınıf vatandaş olarak yaşamak istiyoruz" dedi.

19 Mayıs 2026 Salı

OKUDUKLARINIZA İNANAMAYACAKSINIZ!


Hurşit Adası‘nı bilir misiniz; İstanbul’daki Büyükada’nın beş milli büyüklüğündedir!
Koyun Adası‘nı bilir misiniz; İzmir’in hemen burnunun dibindedir!
Lozan’da hararetli tartışmalara neden olan Eşek Adası‘nı bilir misiniz; Aydın il sınırları içindedir.
Gir vikipedi’ye, yaz ‘’Bulamaç’’ diye; karşına ‘’Farmakos’’ çıkar; ‘’Oniki Ada’ya bağlı küçük ada’’ imiş!
Oysa… Bu dört ada ve Ege Denizi’ndeki Fornoz, Nergizçik, Kalolimnoz, Keçi, Sakarcılar, Koçbaba, Ardacık Türk adalarıdır.
Keza… Akdeniz’deki Gavdos, Dhia, Dionisades, Gaidhouronisi ve Koufonisi de Türk adalarıdır!
Tamı tamına 16 ada…
Lozan Antlaşması’na göre Türk adaları. Lozan Antlaşması’nın ekli 2 No’lu haritada her şey çok açık ve altı kırmızı ile çizili. Görülüyor ki bu adalar, Türkiye Cumhuriyeti egemenliği altında.
Artık değil!…
AKP iktidarıyla birlikte hepsi tek tek Yunanistan tarafından işgal edildi!
Kardak Kayalığı için 1996’da Yunanistan’la savaşın eşiğine gelen Türkiye, 2004 itibariyle 16 adayı sessiz sedasız kaybetti!
Lozan Antlaşması’na göre, Türkiye’nin savaş borcu 84 milyon, Yunanistan’ın borcu 11 milyon ve İtalya’nın borcu 243 bin lira idi. Türkiye mevcut bu 16 ada dahil olmak üzere tüm borçlarını ödedi!
Parasını verdiği adalar Türkiye’nin elinden alındı.
Ayrıca… Adalara salt büyüklük açısından bakmak yanlıştır; çünkü deniz ve hava hukukuna göre adaların etrafında 6 millik karasuları ile hava sahası var. Ayrıca karasularına ilave olarak bitişik bölge, kıta sahanlığı ve münhasır ekonomik bölge de bulunmaktadır. 
Yani…
Kaybedilen 16 ada ile birlikte Yunanistan’ın kıta sahanlığı 7 bin kilometrekareye çıktı!
Böylesine vahim bir olay nasıl gerçekleşti?
AKP ihmali mi? Yoksa ne?..
İşgali gün yüzüne çıkaranlardan biri olan emekli Kurmay Albay Ümit Yalım diyor ki: ‘’AKP Hükümeti Avrupa Birliği (AB) müzakerelerinde gün almak için adaların Yunanistan tarafından ele geçirilmesine göz yumdu!’’
Yunan işgalinin başladığı yıl, 2004 idi.
Peki bu yıl neler yaşanmıştı?
O yılın gündem konusu, Annan Planı idi; BM eski Genel Sekreteri Kofi Annan Kıbrıs’ın tek parça bağımsız bir devlet olması teklifini getirmişti. 
Rauf Denktaş‘ın plana karşı çıkması üzerine Erdoğan’ın neler dediğini anımsayınız!..
Nisan ayında her iki tarafta yapılan referandum sonucunda plan hayata geçirilemedi. 
Ne tesadüf, hemen Güney Kıbrıs, 1 Mayıs’ta AB’ye alındı.
Ayrıca…
O yıl, 17 Aralık 2004’te AB, Türkiye ile müzakerelere başlama tarihi aldı.
Bak sen!.. 
AB üyesi olan Yunanistan ve Güney Kıbrıs, Türkiye’yi veto etmemişti!
Emekli Albay Yalım, “Ekim-Kasım 2004’te Eşek ve Bulamaç Adaları’nda inşaat faaliyetlerinin başladığı, belediye, polis ve ilk yardım teşkilatı kurulduğu, Yunan Bayrağı çekildiği, silahlı asker, araç, gereç ve hücumbot yerleştirildiğini’’ tespit etti!
Ve… Ne tesadüf! 
Yunan işgali sürerken Kardak kahramanları kumpasla Silivri Cezaevi‘ne dolduruldu; Deniz Kuvvetleri’nin eli kolu bağlandı!..
Bugün…
Girin bakın Genelkurmay internet sitesine, Ege’de hava sahası ihlali sıfır görünüyor. Çünkü artık, hava sahası ihlalleri ve kara sınırı ihlalleri yayınlanmıyor!
Niye? Çünkü:
Yunan işgali, bir Yunan askeri helikopterinin 31 Aralık 2008 günü, Türk hava sahasını ihlal etmesiyle ortaya çıktı. Yunan askeri helikopterinin Bulamaç Adası bölgesinde, Türk hava sahasını ihlal ettiği haberi, Genelkurmay Başkanlığı’nın resmi internet sitesinde aynı gün yayınlanarak kamuoyuna duyuruldu. 
Gerginlik oldu ve bir gün sonra Yunanistan Genelkurmay Başkanı ve Kara Kuvvetleri Komutanı Bulamaç Adası’na gitti.
Ardından Eşek Adası‘na gitti. 
Ege Ordusu’nun burnunun dibindeki Koyun Adası‘nda Yunan Bayrağı dalgalandırıldı. Vs…
Açıkça bu bir meydan okumaydı. 
Türk tarafından ne oldu dersiniz?
Bir general ve bir büyükelçi hava sahası ihlali haberinin Genelkurmay internet sitesinden çıkarılmasını sağladı. 
Ve o general AKP tarafından 2011’de milletvekili yapıldı. 
Büyükelçi ise Brüksel’e NATO Daimi Temsilciliği görevine atandı!
(Soner YALÇIN)

Türkiye'den Yunanistan'a düşmanlıktan vazgeçerek Yunan gençlere tarihi doğru anlatma, eğitim müfredatından da Türklere yönelik kin ve nefret söylemlerinin kaldırılması çağrısı




Türkiye'nin Dışişleri Bakanlığı Yunanistan'a uyarıda bulunarak düşmanlıktan ve bu amaçla yürütülen eğitim programları ile faaliyetlerden vazgeçme çağrısı yaptı.

19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı etkinlikleri kapsamında yapılan açıklamada Yunanistan hükümeti uyarılarak açıkça  Türk düşmanlığı ve Türkiye'nin işgali demek olan 'megali idea' düşüncesinden ve bu amaçla eğitim müfredatına konan derslerden vazgeçilmesi istendi.
Bu sakat düşüncelerin hayata yansıması olan ve Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesinde kayıt altına alınan Yunan ordusunun Anadolu'da işlediği savaş suçları ve yaptığı mezalim de hatırlatılan açıklamada Yunan makamlarının siyasi kaygılarla tarihi istismar etmekten vazgeçmesi ve Yunan gençlere 1821 yılında Tripoliçe katliamından başlayarak Türklere ve diğer etnik gruplara karşı işlenen vahşet suçlarını doğru anlatması ve istendi.
Yunanistan’ın gerçekleri çarpıtarak tarihten husumet çıkartmak yerine, ikili ilişkilerimizi barış ve iş birliği içinde geliştirecek bir tutum ortaya koymaya da davet Türk Dışişleri Bakanlığı 
15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’in işgali girişimiyle başlayan süreçte Türklere uygulanan insanlık dışı mezalimin ve soykırım girişiminin Yunan makamlarınca açıkça lanetlenmesini de istedi.

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamanın tam metni şu şekilde;

"Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkarak, Yunanistan’ın da dahil olduğu işgalci güçlere karşı milli mücadelemizi başlattığı tarih olan 19 Mayıs 1919, Türk milleti tarafından “Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı” kapsamında coşkuyla kutlanmaktadır.

Yunanistan, 1994 yılında “Pontus” iddiasına ilişkin ulusal düzeyde kabul ettiği mevzuatla ülkemiz aleyhine hukuki temelden yoksun iddialarda bulunmakta, bu asılsız iddialarını sakınca görmeksizin sürekli genişletmekte ve bunları Eğitim Bakanlığı genelgesiyle, ülke çapında ilk ve orta dereceli okullarda çocuklara ders olarak okutmaktadır.

“Megali Idea” hayalini gerçekleştirmek için başlattığı işgal teşebbüsü başarısız olan Yunanistan, ülkemize yönelik asılsız “Pontus” iddiasını gündeme getirerek yaşadığı hezimeti ve işlediği ağır vahşet suçlarının üzerini örtmeye çalışmaktadır. Yunan ordusunun işlediği savaş suçları ve yaptığı mezalim Müttefik Devletler Tahkikat Komisyonu raporları ve Lozan Barış Antlaşması’nın 59. maddesinde kayıt altına alınmıştır.

Yunan makamları siyasi kaygılarla tarihi istismar etmekten vazgeçmeli ve 1821 yılında Tripoliçe katliamından başlayarak Türklere ve diğer etnik gruplara karşı işlenen vahşet suçlarının yanı sıra, 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’in işgali girişimiyle başlayan ve Batı Anadolu’daki Türklere ve diğer etnik gruplara karşı yürütülen mezalimi anmalıdır.

Yunanistan’ı gerçekleri çarpıtarak tarihten husumet çıkartmak yerine, ikili ilişkilerimizi barış ve iş birliği içinde geliştirecek bir tutum ortaya koymaya davet ediyoruz."