25 Temmuz 2026 Cumartesi

Türklük var oldukça Dr. Sadık Ahmet unutulmayacak




Tam 31 yıl önce şaibeli ve hala aydınlatılamamış bir trafik kazası sonucu Lozan Barış Antlaşması'nın yıldönümü olan 24 Temmuz'da yaşamdan koparılmıştı.

1995'te aramızdan ayrılan Batı Trakya Türklüğü'nün efsaneleşmiş lideri Doktor Sadık Ahmet'i dün Gümülcine (Komotini) kentindeki Kahveci Kabristanlığı'nda bulunan kabri başında düzenlenen törenle dualar eşliğinde yad ettik.

Alandaki yoğun kalabalık ve Yunanistan dışından gelen Türk ve Müslüman temsilcilerin çokluğu benliğimi bir alev gibi sarmaladı.

Demek ki dedim kendi kendime bu coğrafyada ateş olup yanmaya, o alevden de toplumumuza yansıyacak, onları aydınlatacak ışıga ve Dr. Sadık Ahmet gibi liderlere ihtiyacımız var.

Ben size bugün Türklük ve müslümanlık adına şehadete erdiğine kesinlikle inandığım bu aziz insanımızın kabri başında aklımdan geçenleri hikaye edeceğim.

Buğünün gerçekliğini olayların tarihi akışını ve dününü bilmeden çözümleyemeyiz.

Gelin Yunanistan’ın "Burada Türk yoktur, sadece Müslüman azınlık vardır" baskısına karşı "Ben bir Türk’üm ve öyle kalacağım" diyerek asimilasyon politikalarına tek başına savaş açan Dr. Ahmet ve bu günlere gelişimizi bir kez daha hatırlayalım.

Yıl 1919.

Ebedi ve cennetmekan liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün vatanı kurtarmak için İstanbul'dan Samsun'a hareket ettiği 16 Mayıs sabahı işgal altındaki Anadolu gibi Batı Trakya da tarihinin en karanlık günlerini yaşamakta idi.

Çünkü iki gün önce Batı Trakya'daki 5 Türk ve Müslüman delegeden 4'ü buraların Yunanistan'a bağlanması kararını almıştı.

Yunan devletinin kendilerine ne vaadettiğini, ne uğruna milli benliklerini sattığını bilmediğimiz bu delegeler 14 Mayıs 1919 günü Batı Trakya halkının bu güne uzanan talihsiz kaderinin de örgüsünü başlatmıştı.

O yıllar Balkanlarda biz Türkler ve Müslümanlar için zor yıllardı.

Osmanlı - Rus, Balkan savaşları, Bulgar işgali (1912–1918) çileli günlerdi.

Bulgarların Balkan savaşından sonra, Batı Trakya’da 1. Dünya savaşına kadar kaldığını da hatırlayalım.

1. Dünya Savaşı'nı kazanan İtilaf Devletleri adına (İngiltere, Fransa ve İtalya) General Şarpi komutasındaki Fransız ordusu tarafından Batı Trakya toprakları işgal edilir.

Bu dönemde uluslararası bir yönetim kurularak Batı Trakya’nın başına da General Şarpi getirilir.

General Şarpi'nin görevi ve amacı Wilson prensiplerine uygun olarak bölgede hangi millet ve dine mensup çoğunluk varsa, yönetimi o çoğunluğa teslim etmek amaçlı Fransa’ya bağlı, içişlerinde serbest manda sistemine dayalı bir devletin kurulmasını sağlamaktır.

Bunun için de Batı Trakya’da plebisit yapılması öngörülür.

Plebisit için iki kademeli bir plan hazırlanır.

Ancak bunun için önce temsilciler seçilmeli idi.

Birinci adımda halk tarafından seçilecek bu temsilciler ikinci adımda Batı Trakya’nın kaderini oyları ile tayin ve tespit edecekti.

12 Mayıs 1919 da temsilciler seçimi yapılır.

Yapılan seçimde halk 5 Türk ve Müslüman'a Hafız Galip, Tabak Halil Ağa, Ortacılı Ali Bey, Karamusalı Osman Ağa ve Hacı Yusuf'a yetki verir.

Ayrıca 1 Yunan (Nikolau Zoidis), 1 Bulgar (Petko Dacef) ve 1 Yahudi de (Muiz Karasu) temsilci seçilir.

Seçilen bu 8 temsilci, Batı Trakya’nın kaderini tayin edecektir.

O yıllarda Batı Trakya’da yüzde 87 oranında ezici bir çoğunlukta Türk ve Müslüman halkın yaşadığı bilinmektedir.

Hatta halkın iradesini ve belirli bir kesimi temsil edenlerin farklı eğilimleri de vardır.

31 ağustos 1913’te kurulan bağımsız Garbî Trakya Hükûmet-i Muvakkatesi (Batı Trakya Türk Cumhuriyeti) gibi bir devlet kurma fikri Halk arasında yaygın bir düşüncedir.

Hatta eğer bu gerçekleşemez ise, o zaman General Şarpi’nin önerisine bağlı, politik bakımdan Fransa’ya, içişlerinde serbest “Manda şeklinde” bir devlet kurulmasını tercih ediyorlardı.

Milli çıkarlara en uygun olanı elbette 1. planda ifade edilen bağımsız bir devlet idi.

Ancak Avrupa görünürde 2. planda anlattığımız Fransa’ya bağlı bir devletin kurulmasını tercih ediyor ve öngörüyordu.

Elbette plebisit oylaması öncesi Bulgar ve Yunan temsilciler de boş durmuyor Batı Trakya'yı kendi topraklarına katmak için çeşitli girişimlerde bulunuyorlardı.

Bu çalışmalarda Yunanlı temsilci Nikolau Zoidis ile Osmanlı Meclis'i Mebusan'ınında Makedonya üyesi olan ve Selanik Belediye Başkanlığı da yapan Haris Vamvaka Efendi Müslümanlara birçok vaatlerde bulunur.

13 Mayısı, 14 Mayıs’a bağlayan gece, Batı Trakya halkının gözüne uyku girmez.

Herkesin şüpheleri olmasına rağmen yine de temsilcilerin, Yunanlıları tercih edeceklerine ihtimal verilmemektedir.

14 Mayıs 1919 günü Batı Trakya halkının kaderi tayin edilecektir.

Seçilmiş olan temsilciler, Mutasarrıflıkta (Osman Paşa tarafından yaptırılmış, şimdi istinaf mahkemesi olarak kullanılan bina, o zaman kaymakamlık konağı) toplanacaklar ve Batı Trakya’nın kaderini tayin edeceklerdir.

Halk sonucu öğrenmek için, sabırsızlanmaktadır.

Meydana toplananların meraktan içi içine sığmaz, biran önce sonucu öğrenmek istemektedirler.

Bu aşamada Belediye başkatibi Şerafettin Bey balkona çıkarak şunları söyler;

“Hemşerilerim, temsilcilerimiz Yunanlılar lehine oy kullanmışlardır”.


DEVAM EDECEK

29 Haziran 2026 Pazartesi

Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu'nun liderliğinde İzmir'de gerçekleştirilen etkinlikler kentte gündemi belirledi.



İzmir İl Emniyet Müdürlügü'nü ziyaret eden Balkan Rumeli Türkleri bölgenin tarihi, Balkan ülkelerindeki ortak kültürel mirasımız, Rumeli coğrafyasında yaşananların gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması konusunda görüş ve önerilerini yetkililere aktardı.
Kentteki ikinci etkinlik ise İzmir Yunanistan Başkonsolosluğu önündeki protesto idi. Burada 1944 yılında Yunanistan'ın kuzeybatısındaki Çamerya Bölgesi'nde yaşanan katliamda hayatını kaybedenlerin anısına konsolosluğa siyah çelenk bırakılıp basın açıklaması yapılırken Yunanistan kınandı ve bu soykırımı resmen tanıyarak o dönemde yerlerinden yurtlarından edilen insanların vatanlarına geri dönebilme koşullarının oluşturulması istendi.


Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Gültepe Makedonya Türkleri Derneği Başkanı Birol Özkardeşler ile BRTK Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Serbest öncülüğünde İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü Sinan Aydoğdu ve Müdür Yardımcısı Mesut Gündüz'ü ziyaret eden Batı Trakya Türkleri Derneği İzmir Şube Başkanı Mümün Durmuş, Çamerya Arnavutları Derneği Başkanı İsmail Beytaş ve Uluslararası Basın Yayın ve Medya Federasyonu Genel Başkanı Korkmaz Demir ile Yönetim Kurulu Üyesi Fikri Altundağ kente ve İzmir'de yaşam süren Balkan Rumeli Türklerine dair değerlendirme yaptı.

Görüşmede Aydoğdu ve Gündüz'e Balkanlar'ın köklü tarihi, ortak kültürel mirasımız, Rumeli coğrafyasında yaşanan tarihî süreçler, ortak değerlerimizin gelecek nesillere aktarılması ve ülkemizde bu mirasın yaşatılmasına yönelik gerçekleştirilen sosyal kültürel faaliyetler hakkında bilgi aktaran heyet sivil toplum kuruluşlarının toplumsal dayanışmaya sunduğu katkılar hakkında emniyet yetkililerini bilgilendirdi.
Görüşmede kamu kurumları ile STK'lar arasında geliştirilebilecek ortak çalışma alanları, kültürel birlikteliğin güçlendirilmesi ve ortak değerler etrafında daha güçlü bir iletişim ağı oluşturulmasına yönelik fikir alışverişi de yapılan ziyarette karşılıklı anlayış, iş birliği ve dayanışmanın toplumun huzuruna sağlayacağı katkılar üzerinde duruldu, bu doğrultuda yürütülebilecek çalışmalar hakkında değerlendirmeler yapıldı.
BRTK'nın İzmir gündeminin bir diğer etkinliği ise geleneksel hale gelen Yunanistan'ın Çamerya Katliamı'na yönelik protesto idi. Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu, Çamerya Arnavutları Derneği ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte 1944 yılında Çamerya Bölgesi'nde hayatını kaybeden Arnavutlar anıldı, Yunanistan'ın İzmir Başkonsolosluğu'na siyah çelenk bırakıldı, basın açıklaması yapıldı.
Bu katliamda yitip giden canlar için  lokma da döktürülen etkinlikte 1944 yılında Yunanistan'ın kuzeybatısındaki Çamerya Bölgesi'nde yaşanan olaylarda hayatını kaybeden Arnavutlar için dualar okundu.
Düzenlenen basın açıklamasında, Çamerya Arnavutları'nın 1913 yılından bu yana Yunanistan''ın sistematik baskı ve asimilasyon politikalarına maruz kaldığı bilgisi verilirken bölgeden sürgün edilen Çamerya Arnavutları'na anavatanlarına dönüş hakkı istendi.
Çamerya mağdurlarının mülkiyet hakları ve serbest dolaşım gibi temel insani taleplerinin uluslararası toplum tarafından gündeme alınması da istenen etkinlikte 27 Haziran 1944'ten itibaren yaşanan olayların Yunanistan tarafından soykırım olarak tanınması yönündeki talepler de dile getirildi.

21 Haziran 2026 Pazar

Hasanov binin üzerinde oy alarak Bulgaristan'ın yeni başmüftüsü oldu


KİMDİR?

Ahmet Hasanov, 1977 yılında Tırgovişte iline bağlı Omurtag ilçesinde doğmuştur. İlk ve orta eğtimini Omurtag ilçesine bağlı Zelena Morava köyünde tamamlamıştır. 1992 yılında Şumnu “NÜVVAB” İmam Hatip Lisesine kaydolmuştur. Lise eğitimini 1996 yılında başarı ile tamamlamıştır. 1998 – 1999 eğitim öğretim yılında Sofya Yüksek İslam Enstitüsü’ne kayıt yaptırarak eğitime başlamıştır. Üniversite Lisans eğitimini 2002 yılında tamamlamıştır.
Üniversite öğrenim yıllarında 2001 yılında İran’ada düzenlenen Kur’an-ı Kerim okuma yarışmasına katılarak Bulgaristan’ı temsil etmiştir. 2002 – 2003 yıllarında Memleketi Omurtag Şehrindeki “Fındık Cami” de imam olarak görev yapmıştır.
2007 yılında Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde Yusuf Ziyaeddin Ezheri’nin Hayatı, Eserleri ve Kur’an Tarihi isimli Yüksek Lisans Tezini savunarak eğitimini tamamlamıştır. 2008 – 2010 yılları arasında Tırgovişte Bölge Müftülüğü’ne bağlı Bölge Vaizi olarak görev yapmıştır.
2010 – 2012 yılları arasında Almanya’nın Aalen şehrinde “Gül” Eğitim merkezinde öğretmenlik ve müdürlük görevi yapmıştır.
Şimdi Sofya Yüksek islam Enstitüsü, Temel İslam Bilimleri Anabilim Dalı, Kur’an-ı Kerim öğretim görevlisi olarak hizmete devam etmektedir. Aynı zamanda “Kur’an’da İnsan Modelleri” isimli Doktora Tezini hazırlamaktadır.     
Evli bir çocuk babasıdır.