26 Mayıs 2026 Salı

KENDİNİ TANRILAŞTIRAN TİRANLARDAN GÜNÜMÜZE ZAMAN YOLCULUĞU



Kısa tatilimde antik çağın en muhteşem ve destansı yeryüzü noktasını bir kez daha ziyaret ettim.
Önceki gelişlerimde içinde bulunduğum bu büyülü yeryüzü parçasının hikayesini yazamamıştım.
Bu defa kalemimi tarihin katranına daldırma cesaretini yaşıyorum.
İnsanın ihtişamlı dağlarını ve muhteşem denizini ile olağanüstü güzelliklerini görüp, kendini yaradan ile bir tuttuğu yerlerden söz ediyorum.
Tarihin bile kayıt tutmadığı zamanlarda buralarda yaşam alanları oluşturup günümüze kadar ulaşmasını sağlayan bir medeniyetler yuvası bana göre hala gizemli.
Atalarımızın ne zaman ayak bastığı bilinmeyen ancak adı tanrılarla anılan Olimpos ihtişamı ile tarihin günümüze armağanı sanki.
Antalya'nın dillere destan büyülü güzelliklerini taçlandıran olağanüstü bir yer.




2009 yılında UNESCO'nun Dünya Mirası Listesi’ne önerilen ve 'Likya Uygarlığı Antik Kentleri' arasında yer alan bu yerleşke mükemmel doğası, uzun sahili ile göz kamaştırıyor.
Aynı zamanda carettaların da geldiği sahiline akan bir de deresi var.
İçerisinde eşsiz canlıları barındırdığı iddia edilen bu tatlı suyun kaynağı da tanrıların dağı Olimpos.
Yunan mitolojisine göre Olimpos, tanrıların evi.
Tanrıların Kralı sıfatıyla da Zeus da eşi Hera ile birlikte Olimposlulara liderlik etmiş.
Olimpos efsanesi, kutsal bir mekanın olduğu kadar bağrındaki antik kentin de adı.
Büyük İskender'in de yolunun düştüğü, hatta kışları konakladığı bir bölge olan Olimpos iki farklı boyutuyla öne çıkıyor.
Yunan mitolojisine göre Olimpos, tanrıların kralı Zeus'un önderliğindeki On İki Olimposlu'nun yaşadığı, dünyayı yönettikleri ve ölümlülerin kaderini belirledikleri efsanevi bir dağ.
On iki tanrı ve tanrıçanın adları ise Zeus, Hera, Afrodit, Apollon, Ares, Artemis, Athena, Demeter, Dionysos, Hephaestus, Hermes ve Poseidon, Bellerophontes ve Kimera.
Tarihin tüm zamanlarının kayıtlarını tuttuğu efsane isimler.
Olimpos'un en ünlü hikayesi ise hiç şüphesiz aslan, keçi ve yılan karışımı olan ve ateş püskürten Kimera canavarı.
Efsaneye göre Bellerophontes, kanatlı atı Pegasus'a binerek bu canavarı yener ve yerin dibine gömer. 
Günümüzde Çıralı Yanartaş'ta kayaların arasından binlerce yıldır bize ulaşan alevleri bu canavarın yerin altından püskürttüğüne inanılır. 
Likya'nın gizemli kentidir Olimpos aynı zamanda.
Kesin kuruluş tarihi bilinmeyen antik kentin adı ilk kez M.Ö. 167-168 yıllarında basılan Likya Birlik sikkelerinde görülmüş.




Ceneviz Kalesi olarak da bilinen sahildeki kale bir zamanlar korsanların sığınağı ve evi imiş.
Tarihi kaynaklarda adı ilk defa M.Ö. 1. yüzyılda bölgeye yerleşen korsanların lideri Zeniketes ile de anılır. 
Antalya'nın Kumluca ilçesinde, ormanlık alan içerisinde Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntıları da barındıran kent; tarihi dokusu, eşsiz doğası ve sahile inen akarsuyuyla Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden biri.
Sahili kaplumbağaların yavrulama alanı olduğundan sit alanı olarak korunan, genellikle üniversite öğrencileri ve sırt çantalı turistlerin tercih ettiği bir tatil yeri.
Bu arada yamaç tırmanıcılarının da büyük ilgi gösterdiği bir yer.





Ağaç evleri, çadır mekanı olarak kullanılabilecek açık alanları, Likya Yolu üzerinde bulunması ve neredeyse sabaha kadar hizmet veren mekanları en önemli özelliklerinden.
Yolunuz düşerse Beydağları Milli Parkı sınırları içinde yer alan Olimpos'un ören yerini mutlaka ziyaret edin.
Geçmişin gizemini de barındıran örenyeri antik limanına kadar uzanan taş döşemeleri, hamam kalıntıları, Bizans Kilisesi, akropolü, kutsal yolu, tapınak kalıntıları, lahit mezarları ve sarnıcı ile sizi adeta bir zaman yolculuğuna çıkaracak.
Sarnıç içinde kök boyası ile renklendirilen gemi grafitisi betimlemesi bir zamanlar buradaki müthiş deniz trafiği ile Olimpos'un çevre limanlara hakimiyetini anlatır nitelikte.
Şimdilerde buralara kestirmeden gemi ile gelinememesi ise al ayrı bir kara mizah örneği.
Arıca bölgede tanık olduğum gecekondulaşma ile çarpık yapılaşma ve işgaller de.
Tanrıların dağına bir hançer gibi saplanan ve içlerinden birinin bir milletvekiline ait olduğu da belirtilen çirkin yapılara gelince eskinin insanları ile şimdikilerin yaşamını ve yaptıklarını karşlaştırdığımda kendi payıma utandım.
Devlet adına bölgede yetki kullanan kamu görevlilerinin bu duruma seyirci kalması da ayrı bir utanç bizim için.
Olimpos olduğu gibi korunmalı, bölgede sadece Robina Bungalov Hotel, Olympos Butik Hotel, Köy evi Olympos Countryhouse, Çınar Hotel Olimpos gibi mimarisi ve yapılaşma planı bölge ile uyumlu tesislere izin verilmelidir.






22 Mayıs 2026 Cuma

Yunanistan Türk diplomatların katlinden sorumlu olan teröristi serbest bıraktı


Yunanistan Atina'da görevli Türk diplomatlar Çetin Görgü, Deniz Bölükbaş ve Haluk Sipahioğlu'na yönelik saldırıların azmettiricisi olan 17 Kasım Terör Örgütü Lideri Aleksandros Yotopulos'u serbest bıraktı. Türk Dışişleri Bakanlığı yaptığı açıklama ile olayı sert bir şekilde kınarken, Yunanistan'ın bu kararının şehit diplomatlarımızın anısına ve ailelerine yönelik büyük bir saygısızlık olduğu ifade edildi.
Atina'yı terörle mücadele konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmeye davet edilen açıklamada bu davranışın kabul edilemez nitelikte olduğu vurgulandı.


DIŞİŞLERİNDEN SERT TEPKİ

Türkiye Dışişleri Bakanlığı'nın konu hakkında yaptığı açıklamanın tam metni şu şekilde;
"1991 yılında Atina Büyükelçiliğimiz Basın Ataşesi Çetin Görgü'nün cinayetinin, aynı yıl Atina Büyükelçiliğimiz Müsteşarı Deniz Bölükbaşı'na yönelik suikast girişiminin ve 1994 yılında Atina Büyükelçiliğimiz Müsteşarı Haluk Sipahioğlu'nun cinayetinin azmettiricisi olması nedeniyle 17 kez müebbet hapis ve 25 yıl ağır hapis cezasına çarptırılan 17 Kasım terör örgütü lideri Aleksandros Yotopulos'un 21 Mayıs 2026 tarihinde serbest bırakılmasını en güçlü biçimde kınıyoruz.
Yurt dışında ülkemizi şerefle temsil etmiş diplomatlarımızı hedef alan suikast ve saldırıların azmettiricisi olan bu kalles teröriste gösterilen hoşgörü, şehit diplomatlarımızın anısına ve ailelerine yönelik büyük bir saygısızlık olup, kabul edilemez niteliktedir.
Yunanistan makamlarını terörle mücadeleye sekte vuracak adımlardan kaçınmaya ve hüküm giymiş teröristlerin cezalandırılması konusundaki yükümlülüklerini yerine getirmeye çağırıyoruz."

21 Mayıs 2026 Perşembe

CHP Genel Merkezinden halka seslenen Özgür Özel meydan okudu "Teslim olmayacağız"



Anayasa ve Yüksek Seçim Kurulu yok sayılarak Cumhuriyet Halk Partisi'ne mahkeme kararı ile el kondu


Her daim karanlıktan aydınlığa doğru yürüyen Bulgaristan Türkleri olarak 19 Mayıs'ı iki nedenden dolayı kutsarız!










Biz Bulgaristan Türkleri için 19 Mayıs'ın yaşamımızdaki yeri ve anlamı çok büyük.
Fikriyatımızdan toplumsal duruşumuza kadar ruhumuza işlemiş adeta.
Bizi her anlamda biçimlendiren ve geleceğe bu şekilde yürümemize neden olan 19 Mayıs ulusal ve milli kimliğimizin simgesi olmuş.
Bizim için iki önemli tarihsel süreci, dönüm noktasını simgeleyen 19 Mayıs milli direnişlerimizin tarihe atılmış imzası.
İlkini bilmeyeniniz yoktur belki ama ben yine de hatırlatayım.
Yitirdiğimiz bir vatanın, Rumelinin ardından sığındığımız anavatan Anadolu'nun da elimizden alınmasına yönelik girişimlere karşı ayağa kaltıgımız "Yeter" diye haykırdıgımız gündür 19 Mayıs.
Balkanlar ve Rumelinin yetiştirdigi en büyük Türk, ebedi liderimiz, önderimiz, cennetmekan Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde silaha sarıldıgımız o kutsal gün ile özdeşleşmiştir.
Diğeri ise Todor Jivkov denilen insanlıktan çıkmış caninin Bulgaristan Komünist Partisi eliyle biz Türklere dayattığı ölüme ve yok olmaya meydan okuduğumuz gündür.
Biz Balkan Türkleri bu nedenle 19 Mayıs 1919 ile 19 Mayıs 1989'u milli tarihimizdeki simgesel önemi nedeniyle kutsarız.
Bu yıl da 19 Mayıs her zamanki gibi Türkiye ile  Bulgaristan'da çok görkemli kutlamalar ile coşkuyla bir kez daha yad edildi.
Anavatan bir kez daha 19 Mayıs vesilesi ile tarihi yaşadı 'ATA'sını andı.
Gençlik meydanlara sığmadı.
Düzenlenen etkinliklerde ulusal coşku zirve yaptı.
Bu coşkunun bir diğeri de Kırcaali'nin Cebel kasabasında idi.
Meydanlara toplananlar 19 Mayıs 1989'u ve o gün Cebel'de yaşananları duygusal bir atmosferde yad etti, anılar dile geldi.
Cebel Direnişi, Bulgaristan Türklerinin demokrasi ve kimlik mücadelesinin fitilini ateşleyen ayaklanma olarak gelecegimizi aydınlatmaya devam ediyor.
Bu vesile ile Cebel Belediyesi'ni ve başkan Necmi Ali'yi kutluyorum.
'19 Mayıs - Cebel Günü' kapsamında düzenlenen etkinlikler her zaman olduğu gibi muhteşemdi.
Zengin etkinlik programı nedeniyle Cebelliler adeta tarihe yeni bir ivme kazandırdı.
Coşkulu kutlamalar bir nevi tarihsel olayları anma ve her 19 Mayıs için yinelenen yeni başlangıç gibiydi.
Cebelli gençler için  'Spor ve Zeka' temasıyla öne çıkan etkinliklerde voleybol ve satranç müsabakaları başta olmak üzere bir çok aktivite hayata geçirildi.
İlçede bayram coşkusu yaşanmasına neden olan 19 Mayıs Cebel direnişinin yıldönümünde Bulgaristan Türkleri olarak bir kez daha kucaklaştık, dosta düşmana mesaj verdik.
Cebel buluşması bir anlamda yeniden bir araya gelme, milli kimliğimiz etrafında kenetlenme günü de idi.
Uzun zamandır siyasal anlamda bölük pörçük olmuş Bulgaristan Türkleri'nin Cebel'de bu vesile ile bir araya gelip, geçmiş küskünlükleri ve kırılganlıkları bir kenara bırakması geleceğimiz için umut oldu.
Her siyasal partiden ve sivil toplum kuruluşundan Bulgaristan Türkleri Cebel direnişinin anlamına uygun bir ruhsal atmosferde, 1989'un o korku duvarını aştığı günkü gibi milli birliğin dayanışmasındaydı.
Bulgaristan demokrasi mücadelesinin sembolü haline gelen Cebel 19 Mayıs Meydanı’nda yapılan konuşmalarda şehitlerimiz yad edilirken, karanlığı ve kuşatmayı yardıgımız o gün yaşananlar dillendirildi, anılar aktarıldı.
Bulgaristan’ın farklı bölgelerinden ve yurt dışından gelen binlerce kişiye hitap eden Belediye Başkanı Necmi Ali 19 Mayıs’ın Cebel için sadece bir kutlama günü olmadığını, aynı zamanda hafıza, onur ve geleceğe yön veren tarihi bir gün olduğunu söyledi.
Cebel'i daha özel kılan etkinliklere birçok siyasi kimliğin yanı sıra, Bulgaristan bürokrasisinden de katılım yoğundu.
Bulgaristan Parlamentosu'nun Başkan Yardımcısı Ayten Sabri, Türkiye-Bulgaristan Dostluk Grubu Başkanı Mustafa Yavuz, Türkiye’nin Sofya Büyükelçisi Mehmet Sait Uyanık ile Filibe Başkonsolosu Emre Manav'ın da yer aldığı programda bir dikkat çeken konuşma da Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) Genel Başkanı Sabri Mutlu'ya ait olandı.
Sözlerine "Hocaya sormuşlar nerelisin diye. O da gülümseyerek cevap vermiş. Henüz evli degilim." Ben Evliyim ve Cebelliyim" diye başlayan Başkan Mutllu O günleri bizzat yaşayanlardan.
Cebel direnişinde de yer alan Mutlu Bulgaristan'ın kendi vatanları olduğunu vurguladığı konuşmasında "Kimseye kin ve nefret besleniyorum, ancak o günleri de unutmamalıyız. Bizler bu ülkenin asli unsurlarıyız. Bu ülkede dostluk kardeşlik ve barış içerisinde birinci sınıf vatandaş olarak yaşamak istiyoruz" dedi.