12 Nisan 2026 Pazar

Macarlar tercihlerini değiştirip 16 yıllık tek adam rejimine son verdi



Macaristan genel seçiminde Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza) lideri Peter Magyar zaferini ilan etti

Macaristan'da yapılan genel seçimlerde Peter Magyar liderliğindeki Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza), 16 yıldır iktidarda bulunan Viktor Orban'ın Fidesz partisini geride bırakarak seçimi kazandı.
Macaristan Ulusal Seçim Ofisinin (NVI) verilerine göre sandıkların yaklaşık yüzde 94'ü açıldı. Bu sonuçlara göre Tisza yüzde 53 oy oranıyla önde bulunurken, Orban liderliğindeki Fidesz yüzde 37 seviyesinde kaldı.
Oyların yaklaşık yarısının sayıldığı ilk sonuçlara göre, 199 sandalyeli mecliste 138 sandalyeyi Magyar liderliğindeki Tisza'nın kazandığı görülüyor. Fidesz'in 54 sandalyede kaldığı, seçim barajını aşarak meclise girmesi beklenen üçüncü parti Mi Hazank'ın ise yedi milletvekili elde ettiği belirtildi.
Mecliste en az 100 milletvekiline ulaşan parti veya liste hükümeti kurma hakkını elde ederken, anayasal çoğunluk için 133 sandalye gerekiyor.
Dün yerel saatle 06.00'da başlayan oy verme işlemi saat 19.00'da tamamlandı. NVI verilerine göre saat 18.30 itibarıyla seçimlere katılım oranı yüzde 77,80'e ulaştı.
NVI tarafından yapılan açıklamada, bu yıl yabancı temsilciliklerde oy kullanmak üzere kayıt yaptıran seçmen sayısının 90 bini aşarak şimdiye kadarki en yüksek seviyeye çıktığı bildirildi. Uzaktan oy kullanan seçmen sayısının ise yaklaşık 224 bine ulaşarak rekor kırdığı ifade edildi.
Seçmenler, ülke genelinde kurulan 10 bin 47 seçim merkezinde oy kullandı.
Peter Magyar seçim sonuçlarını sosyal medya hesabından değerlendirirken yaptığı paylaşımda "Macaristan kazandı" dedi.

Orban, Magyar'ı arayarak tebrik etti

16 yıldır iktidarda bulunan Başbakan Orban, seçimi büyük farkla önde götüren Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza) lideri Peter Magyar'ı telefonla arayarak zaferinden dolayı tebrik etti.
Tisza lideri Magyar,sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, "Başbakan Viktor Orban, az önce bizi arayarak zaferimizden dolayı tebrik etti" ifadesini kullandı.
Öte yandan Başbakan Orban da düzenlediği basın toplantısında değerlendirmelerde bulundu. Seçim sonucunun net ve acı olduğunu belirten Orban, "Seçmenler bize ülkeyi yönetme sorumluluğunu ve imkânını vermedi. Kazanan partiyi tebrik ettim" dedi.
Orban, "Muhalefette de olsak Macar ulusuna ve vatanımıza hizmet etmeye devam edeceğiz" diye konuştu.
Avrupa başkentleri ve Beyaz Saray tarafından da yakından izlenen oylamayı, anketlere paralel şekilde Peter Magyar liderliğindeki Avrupa yanlısı merkez sağ Tisza Partisi kazanması anketörleri de doğrulamış oldu.




Peter Magyar kimdir?

Peter Magyar aslında tıpkı Orban gibi muhafazakâr bir siyasetçi ve onun Fidesz partisine yakın bir çevreden. Çocukluğunda odasında Orban'ın fotoğrafları olduğunu anlatıyor. 
Fidesz'te görev almasa da Orban hükümeti döneminde çeşitli devlet pozisyonlarında bulundu.
1981'de avukat bir ailenin çocuğu olarak doğan Magyar da hukuk eğitimi aldı. 
Bir süre Brüksel'de çalıştıktan sonra Macaristan'a dönerek devletin öğrenci kredisi kurumunun başına geçti; ayrıca bazı devlet şirketlerinin yönetim kurullarında yer aldı.
Eski eşi Judit Varga ile üç çocuğu bulunan Magyar kendisini dindar olarak tanımlıyor ve yemek yapmaktan, futbol oynamaktan hoşlandığını söylüyor.

Eski eşinin karıştığı skandalla tanındı

Daha önce kamuoyu tarafından pek tanınmayan Magyar, 2024'te eski eşinin karıştığı bir skandalla bilinir hâle geldi.
Magyar'ın eşi Varga, Orban hükümetinde adalet bakanı olarak görev yapıyordu. 2023'te Macaristan Cumhurbaşkanı Katalin Novak, bir çocuk istismarcısının suçlarını karartmasına yardım eden işbirlikçiyi affetmişti. 
Ertesi yılın başında bu olay ortaya çıkınca Cumhurbaşkanı Novak ve dönemin Adale Bakanı Judit Varga istifa etmek zorunda kalmıştı.
O yıl eski partisine rakip olarak aktif siyasete atılan Magyar, adını ülkenin ikinci büyük nehrinden alan yeni partisi Tisza ile Avrupa Parlamentosu seçimlerine girdi. Yeni parti sürpriz bir sonuçla Haziran 2024'teki seçimlerde oyların yüzde 30'unu aldı, Fidesz'in ardından ikinci oldu ve diğer muhalefet partilerini geride bıraktı.

Orban'ın politikalarından ne kadar farklı?

Peki Tisza ve partinin lideri Magyar nasıl bir Macaristan hayal ediyor?
Orban ve milliyetçi partisi Fidesz, 16 yılda Macaristan'da medya özgürlüklerini, sivil toplum faaliyetlerini ve yargı bağımsızlığını zayıflattı. 
Orban özellikle Ukrayna savaşı konusunda Avrupa Birliği (AB) ile neredeyse sürekli karşı karşıya geliyor, Moskova ve Rus lider Vladimir Putin ile iyi ilişkilerini sürdürüyor. 
Macaristan lideri Avrupa ve NATO'ya şüpheyle yaklaşan ABD Başkanı Donald Trump ile de yakın ilişkilere sahip.
Buna karşılık Magyar, Macaristan'ı yeniden Batı'ya döndürmeyi, Rusya'ya olan enerji bağımlılığına son vermeyi taahhüt ediyor. Magyar kampanya döneminde seçimin, otokrasi ve Avrupa demokrasisi arasında bir "referandum" olacağını söylemişti.

Ukrayna konusunda tutumu ne?

Orban'dan farklı olarak Ukrayna'nın bir gün AB'ye katılma hakkını ilkesel olarak reddetmiyor ancak Kiev'in hızla üye yapılmasını desteklemiyor. 
Öte yandan Orban gibi o da Ukrayna'ya silah gönderilmesini reddediyor, Kiev'e yönelik düşmanca söylemleri ise paylaşmıyor.
Her mitinginde Orban ve milliyetçi-popülist Fidesz partisinin Macaristan'ı AB'nin "en yoksul ve en yolsuz" ülkesi haline getirdiğini savunuyor. 
Brüksel'le ilişkileri düzelterek dondurulmuş AB fonlarının serbest bırakılmasını sağlayacağını, bunun da Macar ekonomisini canlandıracağını belirtiyor.
Kampanyası sırasında Magyar; aksayan sağlık sistemi, toplu taşıma sorunları ve yolsuzluk gibi seçmenlerin günlük yaşamını etkileyen konulara odaklandı.

Magyar'ın göçmenlere bakışı nasıl?

Orban'ın partisi Fidesz gibi Magyar'ın Tisza'sı da göçmen kabulüne karşı çıkıyor. Magyar, Orban döneminde düzensiz göçü engellemek için inşa edilen sınır çitini koruyacağını söylüyor dahası hükümetin misafir işçi programını sona erdirme sözü vererek göç konusunda Orban'dan bile sert bir döneme işaret ediyor. 
Magyar'ın mitinglerinde tıpkı Orban'ınkinde olduğu gibi çok sayıda ulusal bayrak göze çarpıyor.
Magyar'ın LGBTİ+ hakları konusundaki tutumu ise belirsiz, ancak yasa önünde eşitliği desteklediğini vurguluyor. 
Orban döneminde LGBTİ+ bireyleri hedef alan çok sayıda adım atılmıştı.
(Reuters,AFP,AP / MUK,JD)

Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu'ndan çifte vatandaşlara 19 Nisan Bulgaristan seçimleri için 'sandığa davet'

Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) Genel Başkanı Sabri Mutlu, 19 Nisan'da Bulgaristan'da yapılacak milletvekili seçimlerinde oy kullanmaları için Türkiye'de yaşayan çifte vatandaşları sandığa davet etti.

Bulgaristan'ın erken genel seçim sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mutlu, ülkede 5 yılda sekizinci seçimin yapılacağını söyledi. Bulgaristan'ın adeta seçim sarmalına girdiğini ifade eden Mutlu, "Seçim sonrasında Bulgaristan'da hükümetler oluşturulamadı, oluşsa da çok kalıcı olmadı. Koalisyonlar oluştu ancak bu koalisyonlar çok sağlıklı işlemiyor ve yürümüyor, bu bizleri üzüyor." dedi.
Mutlu, çifte vatandaşların doğup büyüdüğü Bulgaristan'ı sevdiğini dile getirerek, Bulgaristan'da yapılan her seçime önem verdiklerini vurguladı. Seçimlere katılmak için ellerinden gelen gayreti gösterdiklerini belirten Mutlu, şunları kaydetti:
"Şimdi sandık sayısına kısıtlama getirildi. Bizlerden korkmaya gerek yok. Bizler, Bulgaristan'ı seviyoruz, Bulgaristan'ın geleceğini düşünüyoruz. Bulgaristan'ın iyiliğini, başarısını ve Avrupa Birliği içerisinde ileri demokrasinin yerleştiği bir ülke olmasını istiyoruz. Bu nedenle de kimsenin korkmasına gerek yok ama maalesef 20 sandığa düşürüldü sayı. Bu, bizleri üzmüştür. Trakya, İstanbul, Bursa, Eskişehir ve İzmir'de derneklerimizle yapmış olduğumuz toplantılarda bunu dile getirdik ama her şeye rağmen Bulgaristan Parlamentosu karar almış, saygı duyuyoruz."

"İstediğimiz yeri almak istiyoruz"

Konfederasyon çatısı altında Türkiye'de çifte vatandaşların katılımıyla düzenlenen toplantılar sonucunda deklarasyon yayımladıklarını ifade eden Mutlu, sorun ve taleplerin dile getirildiği deklarasyonun Bulgaristan'daki siyasi partilere iletildiğini belirtti ve "Türkiye'de çifte vatandaşlar için açılacak sandıklara insanımızı davet ediyoruz. Bu konuda çok hassasız. Sandık bölgelerini yayımladık. Herkesin en yakınındaki sandığa giderek oyunu kullanmasını çok arzu ediyoruz." dedi.

Türkiye'deki sandıklarda yaklaşık 150 bin çifte vatandaşın oy kullanabileceğini söyleyen Mutlu, imkanı olanların ise 19 Nisan'da Bulgaristan'a giderek kendi bölgelerinde oylarını kullanması çağrısında bulunduklarını dile getirdi.
Tüm partilerde Türk adayların olduğunu anlatan Mutlu, şöyle devam etti:
"Umarım bu seçimlerden de önceki seçimlerde olduğu gibi bizim insanımız başarıyla çıkacak. Bizim oradaki Türk adaylarımızın seçilebilmesi için öncelikle onlara oy verilmesini çok arzu ediyoruz. Tüm partilerde Türk adaylarımız var, onlara oy verilsin. Bulgaristan Parlamentosunda istediğimiz yeri almak istiyoruz. Bulgaristan vatandaşları olarak Bulgaristan'da birinci sınıf vatandaş statüsünde iyi bir geleceğimiz olsun istiyoruz."

"Ülkenin asli unsurlarıyız"

Mutlu, Konfederasyon olarak Türkiye ve Balkanlar'daki çifte vatandaşlara hizmet verdiklerini söyledi.
Türkiye'nin 52 ilindeki teşkilatları, 300'ün üzerinde dernek ve 12 federasyonla faaliyetler yürüttüklerini anlatan Mutlu, "Balkanlar'da barışın ve kardeşliğin tesis edilmesi yönünde çalışıyoruz. Bulgaristan özelinde o ülkenin asli unsurlarıyız. Oy kullanma hakkımız anayasal haktır. Bu nedenle hem Türkiye'de kurulacak sandıklarda hem de Bulgaristan'a da gidip oyumuzu kullanmayı arzu ediyoruz. İnsanımızın da duyarlılık göstereceğine inanıyorum. Avrupa Birliği içerisinde Bulgaristan demokrasisine katkı sağlayarak vatandaşlık görevimizi yerine getirmek istiyoruz." diye konuştu. (AA)

Bursaspor bir kez daha tarih yazıyor

4 Nisan 2026 Cumartesi

Bulgaristan'ın zulüm yıllarında yolu Belene işkencelerinden geçen son kahramanlar Sofya'da tarihe bir kez daha kayıt düştü



'Unutturmamak Geleceğe Borcumuzdur' ana teması ile tarihe not düşülen Belene’nin Son Mahkumları belgeseli Sofya’da düzenlenen gala gecesi ile Lümiyer Sinemas'ının salonunda izleyiciyle buluştu.
Bulgaristan'da başta Türk ve Müslümanlar olmak üzere Komünist rejimin muhaliflerine  yönelik asimilasyon ve yok etme politikalarını anlatan film Bulgaristan tarihinde bir ilke de imza attı.
Zulüm yıllarında yolu Belene işkencehanelerinden geçen son kahramanlar o günleri ve hüznü bir kez daha yaşadıkları sunumda etkinliğe katılanlara anılarını ve çileli günlerde yaşanan hayatta kalma mücadelelerini aktardı.


İnsan onuruna yakışmayan bu dram yıllarının sessiz tanıklarını konu alan belgeseli izlemeye gelenlerin de yüreklerini yakan film salonda duygusal bir atmosfer oluştururken, 40 yıl sonra da olsa bir üniversitenin ve hele de etnisitesi Bulgar olan bir ekibin çalışması ve projesi olarak dikkat çekiciydi.
Çabaları ve ortaya çıkardıkları belgesel ile kamusal vicdanı sorgulayan ekibin bu davranışı
takdire şayandır ve umarız bu çalışma bir ilki oluşturur ve devamı gelir.
Türk ve Bulgar toplumunun birlikte yaşama, geleceğe birlikte el ele yürüme iradesini de ortaya koyan bu akademik çalışma Bulgaristan'ın geçmişine yeni bir kapı da aralıyor.
Bulgaristan’da 1984-1989 yılları arasında yürütülen sözde “Soya Dönüş Süreci”nin karanlık sayfalarına ışık tutan belgesel, Yeni Bulgar Üniversitesi (NBU) tarafından düzenlenen özel bir organizasyonla kamuoyuna sunuluyor.
Asimilasyon mağdurlarının hatıralarını ölümsüzleştiren yapım toplumsal hafıza açısından önemini bir kez daha farkettiriyor.
Zulmün canlı şahitleri ve arşiv belgeleri ile karanlığa ışık tutan belgesel, hiçbir yargılama yapılmaksızın Tuna Nehri üzerindeki Belene Adası’na sürgün edilen Türk aydınlarının, din görevlilerinin ve direnişçilerin yaşadığı insani trajediyi ilk ağızdan aktarıyor. Filmde ayrıca:

-Dönemin istihbarat servisi (DS) arşivlerinden alınan gizli belgeler,

– Asimilasyon operasyonlarının askeri ve siyasi arka planı,

-Mağdurların onur mücadelesi ve 1989 Büyük Göçü’ne giden süreç yer alıyor.

'Unutturmamak Geleceğe Borcumuzdur' ana temalı filmin yapımcıları ve NBU yetkilileri, etkinlikte yaptıkları sunumlarda galanın sadece bir film gösterimi değil, aynı zamanda bir 'adalet ve anma' buluşması olduğunu vurgularken,
Bulgaristan’ın yakın tarihindeki bu kara lekenin genç nesillere aktarılması ve toplumsal barışın gerçek bir yüzleşme ile inşasını hedeflediklerini belirttiler.

UMARIM HERKES BU FİLMİN DİLE GETİRDİĞİ ACILARDAN DERS ALMIŞTIR


Türkiye’den ve Bulgaristan’dan çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisinin de katılım sağladığı prömiyerde bir konuşma yapan Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Başkanı Sabri Mutlu gecenin düzenlenmesine sağladıkları destek için Balkanlarda Adalet, Haklar, Kültür ve Dayanışma Derneği (BAHAD)
başkanı Safiye Yurdakul ve ekibini tebrik etti.
Mutlu konu hakkında www.balkanhaber.blogspot.com'a yaptığı değerlendirmede bu çalışmanın Bulgaristan tarihi açısından önemli bir adım olduğunu  vurgularken, "Bulgaristan karanlık geçmişi ile yüzleşmeli. Bulgaristan asimilasyon politikaları ve insanlık dışı uygulamalar ile doğdukları topraklarından, ülkelerinden kovulan ve 40 yıldır gaspedilen sosyo kültürel, siyasal ve ekonomik haklarını geri almaya çalışan insanlarımıza sahip çıkmalı ve onları onurlandırmalıdır. Her türlü mezalimi uyguladıkları bu insanlarımız Bulgaristan'da hala 2. sınıf insan muamelesi görüyor. Bulgaristan'ın yönetimini üstlenen siyasiler bu durumu düzeltmeli. Özellikle'de tarih kitaplarında var olan etnik nefret söylemleri çıkarılarak kardeş iki ulusun geçmişine yakışır bir yeni tarih yazımı gerçekleştirilmeli, Yaraları sarılmış, kalkınmış, insanlarımızın kardeşçe, daha özgür bir Bulgaristan'da Avrupa değerleri ve Evrensel İnsan Hakları beyannamesinin öngördüğü çerçevede yaşam süreceği yeni bir vatan ve ülke inşa etmeliyiz. Umarım herkes bu filmin dile getirdiği acılardan ders almıştır ve umarım bu çalışma Bulgaristan için yeni bir sürece vesile olur" dedi.















Yaşamak için buralara yerleşenlere para yağıyor