8 Şubat 2026 Pazar
7 Şubat 2026 Cumartesi
BRTK'DAN BULGARİSTAN'A ÇAĞRI "ÇAĞDAŞ VE AVRUPA'YA YAKIŞIR BİR ÜLKEDE YAŞAMAK İSTİYORUZ"
Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu yayınladığı bildiri ile Bulgaristan Parlamentosu'nda kabul edilen ve Türkiye'de yaşayan Bulgaristan vatandaşlarının oy kullanma hakkına konan 20 sandık sınırlamasına tepki gösterdi.
Bildiride Bulgaristan'ın ülkede yaşayan Türk ve Müslümanlara yönelik hak gaspları ve talepler madde madde listelenirken siyasiler başta olmak üzere Sofya'daki yetkililer ve ülkedeki kamu personeli ile kamuyona çağrıda bulunularak "Çagdaş ve Avrupa'ya yakışır bir ülkede yaşamak istiyoruz. İnsan haklarına da aykırı olan bu durumu düzeltin" dendi.
Türkiye genelinde 52 ilde bulunan 450 derneği ve 12 federasyonu ile Balkan Rumeli Türklüğü'nün nabzını elinde tutan Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) yönetimi İstanbul'da örgütlü yirmiye yakın STK başkan ve yöneticileri ile birlikte yaptığı toplantıda Balkan ülkelerinde yaşanan gelişmeleri ve siyasi durumu ele aldı.
Balkan Türkleri Göçmen ve Mülteci Dernekleri Federasyonu (BGF) üyesi Kartal Balkanlılar Kültür ve Dayanışma Derneği ev sahipliğinde iki etap halinde Destiny Marine Hotel ve Naim Süleymanoğlu Parkı'ndaki dernek binasında gerçekleşen toplantıda Balkan ülkelerinde yaşayan soydaş ve kardeş toplulukların sorunları ile sıkıntıları ele alındı, mevcut siyasi durum analiz edildi.
Yirmiye yakın sivil toplum kuruluşu, başkan ve yöneticileri ile siyasi parti temsilcilerinin de katıldığı toplantıda kamuoyuna deklare edilen Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu'nun bildirisi şu şekilde;
KAMUOYUNA
Bizler, Balkan ve Rumeli Türkleri olarak, temsil ettiğimiz camianın yaşadığımız yüzyılın en can alıcı sorunlarını giderme, tarihle barışma, bölge insanımız ile kucaklaşma sürecindeyiz.
Özellikle Balkan yarımadasında 1900'lü yıllar başında gündeme getirilen ve sonrasında da Bulgaristan özelinde 1980 yılında zirveye taşınan yok etme (asimilasyon) süreci değişik görüntü ve örtülemelerle halen devam ettirilmektedir.
Bölgenin içinden geçtiği hassas, tarihsel süreçte Balkan ülkelerinde gündem seçimler ve etnik kültürel tasnifleme ve sayımlar ile yeniden öne çıkmaktadır.
Bu nedenle;
Balkan ülkelerindeki seçim süreci bizim de gündemimiz, çalışma konumuzdur.
Bölgenin yeniden şekillendiği bu dönemde Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) olarak duruşumuz tüm ülkelerde eşit, özgürce yaşayacağımız, barış, demokrasi ve kardeşlikten yanadır.
Bu vesile ile Bulgaristan’da 2021 tarihinden itibaren defalarca yapılan Genel Seçimler sonucu kurulan hükümetler çoğunluğu sağlayamamış, son olarak hükümetin hatta cumhurbaşkanının istifası sonucu tekrar bir seçim sürecine girilmiştir. Bundan sonra yapılacak genel seçimler öncesi bölgede dünün ve bu günün soydaş camiamız açısından ne ifade ettiğini tüm siyasilere ve yöneticilere Bulgaristan özelinde bir kez daha hatırlatmak isteriz.
Komünist rejim tarafından doğdukları büyüdükleri vatanlarını terke zorlanan, adeta sürülen insanlarımız seçimlerde kendini ifade etme, oy kullanma sorunu yaşamaktadır.
Bunun giderilmesi için Türkiye’de kurulacak sandık sayılarının artırılması zorunluluğu demokratik bir seçim ortamı yaratılmasının olmazsa olmazıdır.
Türkiye’de kurulacak sandıkların Bulgaristan vatandaşları için anayasal haklarını kullanma, doğdukları topraklarda kendilerini var etme ile yaşama ve yaşatma çabası olduğunun bilincindedirler.
Bulgaristan Parlamentosu'nda alınan kararla “AB ülkeleri dışındaki ülkelerde kullanılacak oylar için sandık sayısının 20’ye düşürme kararı” en fazla göç eden insanın yaşadığı Türkiye Cumhuriyeti’nde Bulgaristan vatandaşlığı olan ve anayasal hak olarak oy kullanma hakkının elinden alınması demektir.
Oy kullanacak Bulgaristan vatandaşları Türkiye’deki sayısal varlığı yüzbinlerle ifade edebilecek rakamlardayken en az 350 bin kişinin oy kullanacağı gerçeği görülmeli, Bulgaristan Cumhuriyeti hazırlıklarını buna göre yapmalı ve bunun siyasi sorumluluğunu kabul etmelidir.
Seçim sonucunun daha gerçekçi olması için açılacak sandık sayısının azaltılması değil artırılması gerekmektedir.
Bunun yanında Anayasal güvence altına alınan Bulgaristan’da “azınlık” durumunda bulunan insanlara öğrenim gördükleri süre boyunca anadillerini öğrenme zorunlu hale getirilmelidir.
Bulgaristan okullarında okutulan tarih kitaplarında Türklere karşı bulunan düşmanca ifadeler kaldırılmalı, bu duyguyu destekleyen ve bölge barışına asla katkıda bulunmayan tutuma son verilmelidir.
Bu konularda Türk ve Bulgar bilim insanlarından oluşacak bir komisyon kurulmalı, müfredat yeniden yazılmalıdır.
Azınlıkların birinci sınıf vatandaş olarak tüm kurum ve kuruluşlarda eşit şekilde temsili sağlanmalıdır.
Bulgaristan dışında yaşayanlar doğdukları topraklarda üvey evlat muamelesi gördükleri kaygısını taşımaktadırlar. Doğdukları, büyüdükleri vatanlarında eşit vatandaş olarak yaşama fırsatı ve hakkı talep etmektedirler.
Bulgaristan’da seçimlere katılacak her siyasi parti temel insan haklarına saygı çerçevesinde ileri demokrasi ile yönetilen bir Bulgaristan’ı sağlayacaklarını şimdiden taahhüt ve ilan etmelidir.
İleri demokrasinin tüm kural ve kurumlarıyla yerleştiği bir Bulgaristan’da yaşamak en temel arzumuzdur.
Soya dönüş siyasetinin mimarları tarih önünde mahkûm edilmeli, yaşananların bir daha tekrarlanmaması için bu süreçte yer alan, sorumluluğu bulunan, herkesin mahkeme huzuruna çıkarılması, yargılanması sağlanmalıdır.
Vatanlarında yaşasın ya da koparılsın Tüm Bulgaristan Türkleri için Avrupa değerlerinin hayata geçirildiği bir ülke yaratmak temel hedef olmalı ve bu değerlere olan inancın sarsılmaması Avrupa Birliği üyesi Bulgaristan’dan beklentimizdir.
Bu konuda şimdiye kadar atılmış hukuksal adımlar mutlaka tamamlanmalı, 30 yılı bulan yargılama ve karar alma süreçleri sonlandırılmalı, dönemin şehit yakınları ile mağdurlarına hak ettikleri maddi manevi tazminatlar derhal verilmelidir.
Soya dönüş siyaseti sürecinde gasp edilen kimlikler yasal başvuru gerekmeksizin devletçe tek taraflı olarak iade edilmeli ve kütük kayıtları aslına uygun olarak yeniden düzenlenmelidir.
Yurtdışında bulunan Bulgaristan Çifte vatandaşlarına Bulgaristan’da seçme hakkı yanında seçilme hakkı da mutlaka verilmelidir.
Tarihi eserlerin, kültür varlıklarının korunması sağlanmalı, vakıf malları sahiplerine derhal iade edilmelidir.
Özellikle 1950, 70 ve sonrasında göç etmiş insanlarımızın Bulgaristan’daki çalışma süreleri sosyal güvenlik anlaşması kapsamına alınarak yasal statüye kavuşturulmalıdır.
Bu yıllarda totaliter rejimin baskıları sonucu vatanlarını terk eden ve Bulgaristan dışında yaşamak zorunda bırakılan insanlarımıza vatanlarına giriş kolaylığı sağlanmalı, talep edenlere etnik ayrım yapılmaksızın tekrar oturum ve vatandaşlık verilmelidir.
Vatanları ile vatanlarından koparılanların karşılıklı geliştirecekleri her türlü projeye gerek Bulgaristan devleti gerekse yerel yönetimlerce gerekli kolaylıklar sağlanmalıdır.
BÖLGENİN BARIŞ İÇİNDE YAŞAMASI, BÖLGEDEKİ DEVLETLERİN VE İNSANLARIN MUTLULUĞU İÇİN ÖNEMLİ OLDUĞUNA İNANCIMIZLA KAMUOYUNA SAYGIYLA SUNARIZ.
BALKAN RUMELİ TÜRKLERİ KONFEDERASYONU
5 Şubat 2026 Perşembe
4 Şubat 2026 Çarşamba
Avrupa Çin, Rusya ve ABD'ye karşı Türkiye ile 'güçlü birliktelik' arayışında
Genişlemeden Sorumlu AB Komiseri Kos
Çin, Rusya ve ABD'nin kendi çıkar alanlarını agresif bir şekilde genişlettiklerini belirterek Avrupa ve Türkiye'nin birlikte hareket etmesini istedi.
Kos, vize uygulamasındaki 'Cascade' sisteminin olumlu sonuçlar oluşturdugunu da vurguladığı açıklamasında vize serbestisi için Türkiye'den 6 adım beklediklerini söyledi.
Kos özellikle Türk savunma sanayini ilgilendiren ve kamu alımlarında Avrupa şirketlerine öncelik verilmesini içeren 'Made in Europe girişiminin Türkiye'yi dışlayamayacağını da belirtti.
Avrupa Birliği (AB) Komisyonunun Genişlemeden Sorumlu Üyesi Marta Kos, "Türkiye'den gelen kişiler için vizesiz seyahat imkanı görmek istiyoruz ve vize serbestleştirmesine geçme teklifimiz geçerli. Henüz yerine getirilmesi gereken altı kriterimiz var" dedi.
Kos, Türkiye ziyareti öncesi yaptığı değerlendirmede "Bu Türkiye'ye ilk resmi ziyaretim olacak ve çok heyecanlıyım ancak göreve başladığım ilk günden beri Türkiye ile temas halindeyim" diyen Kos, ziyaretin özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile yoğun temaslarının bir devamı niteliğinde olduğunu anlattı.
Kos, "Bence AB ve Türkiye ilişkilerine yeni bir bakış açısıyla yaklaşmanın tam zamanı geldi." ifadesini kullandı. Yeni bakış açısının aynı zamanda AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen'in Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile yaptığı birçok görüşmede de dile getirdiği bir yaklaşım olduğunu belirten Kos, "Gerçekten zorlu zamanlarda yaşıyoruz. Etrafımızdaki dünya değişiyor. Emperyalist davranışların geri dönüşünü görüyoruz. Çin, Rusya ve ABD kendi çıkar alanlarını agresif bir şekilde genişletiyorlar." dedi.
GÜÇLÜ ORTAKLIK ÖNERİSİ
Kos, bu süreçte Avrupa ve Türkiye'nin nerede konumlandığının önemine işaret ederek, "Bence AB ve Türkiye arasındaki daha güçlü ortaklıklar hepimizin kazancına olur. AB ve Türkiye'yi ayıranlardan çok daha fazla birleştiren unsurlar var. Bunun üzerinde gerçekten çalışmalıyız. Ekonomilerimiz birbirine çok bağımlı. Göç alanında her iki tarafta da yaşananlar diğer tarafı etkiliyor. Umarım yakında Ukrayna ile imzalanacak barış anlaşmasının, özellikle Türkiye'yi çok önemli bir ortak olarak gördüğüm Karadeniz'de, Avrupa'daki gerçekleri nasıl değiştireceğini görmemiz gerekecek." değerlendirmesinde bulundu.
GÜVEN İNŞASI GEREK
Türkiye ve AB’nin büyük resme bakarak ve birlikte daha fazla çalışıldığında neler yapabileceğini görmeleri gerektiğini ifade eden Kos, "Bu yüzden yeni bir bakış açısına ve sabırlı olmaya ihtiyacımız var. Büyük değişikliklerin bir gecede gerçekleşmeyeceğini biliyorum. Ziyaretim sırasında da çok önemli olduğunu düşündüğüm şey ortaklar arasında güven inşa etmek." dedi.
Kos, Türkiye'de daha güçlü demokratik kurumlar görmek istediklerini, bunun üzerinde çalışacağını ifade etti.
Komisyon Üyesi Kos, AB'nin ulaşım, enerji, dijital ve insan odaklı bağlantılar kurmayı hedefleyen jeopolitik yaklaşımı olan bağlantısallık stratejisi hakkında, "Türkiye'yi, AB'nin bağlantı gündemi olarak adlandırdığı konunun merkezinde görüyorum. Yani Avrupa'yı Orta Asya ile nasıl daha iyi bağlayabiliriz ve bu Orta Koridor'u çok güçlü bir bağlantıya nasıl dönüştürebiliriz. Bunu Türkiye olmadan yapamayız." diye konuştu.
AVRUPA YATIRIM BANKASI TÜRKİYE'YE DÖNÜYOR
Bağlantısallık stratejisinin ulaşım, enerji, ticaret ve dijitalleşme ile ilgili olduğuna işaret eden Kos, "Kafkasya'da birlikte başarabileceğimiz çok şey var. Bu yüzden Avrupa Yatırım Bankası'nın Türkiye'ye geri dönmesinden de çok mutluyum. Ankara ziyaretim sırasında her biri 100 milyon avro değerinde iki proje imzalayacağız. Bu, Avrupa Yatırım Bankası'nın yeniden faaliyete başlaması anlamına geliyor. Biliyorsunuz ki geçmişte bu birkaç yıl mümkün olmamıştı." dedi.
AB bankası olarak faaliyet gösteren ve stratejik projelere finansman sağlayan Avrupa Yatırım Bankası'nın Türkiye'de yer alacağına işaret eden Kos, "Bu şimdi başlangıç ve çok mutluyum çünkü, geçen yılki üst düzey diyaloğumuzda ve ekonomi görüşmelerimizde, iş dünyası temsilcilerimiz bu yeniden etkileşimi gerçekten çok isterdi. Ve şimdi bu gerçekleşiyor. Yani imzalayacaklar, ben de bu sürece şahit olacağım." dedi.
Yenilenebilir enerji alanında yatırımlar yapılacağını ve Avrupa Yatırım Bankası ile birlikte Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) ve Dünya Bankası'nın da bu bağlantı gündeminde önemli bir rol oynayacağını anlatan Kos, temasları kapsamında, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar ile de görüşeceğini söyledi.
GÜMRÜK BİRLİĞİ REVİZE EDİLMELİ
Kos, AB'nin son dönemde MERCOSUR ülkeleri ve Hindistan'la yaptığı ticaret anlaşmalarının Gümrük Birliği nedeniyle Türkiye’ye olası etkilerine ilişkin bir soru üzerine, "Bazıları, AB'nin bu jeopolitik durumda veya bugünkü zorluklarda yeterince güçlü olup olmadığından şüphe duyuyor. Şimdi Avrupa'nın MERCOSUR veya Hindistan gibi ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları yapabilmesi çekiciliğimiz hakkında çok şey söylüyor. 450 milyonluk bir pazarız. Yani dünyanın en büyük tek pazarıyız. Bahsettiğiniz anlaşmalar çok önemli. AB ile Türkiye arasındaki ticaret, MERCOSUR ile ticaretimizin neredeyse iki katı. Bu rakamlarla vurgulamak istediğim şey, AB ve Türkiye arasındaki ticaret ilişkilerinin önemi." dedi.
Kos, Gümrük Birliği’nin 30 yıldır güncellenemediğini anımsatarak, "Geniş bir perspektiften bakıldığında, bu belirsiz zamanlarda Çin, Rusya ve ABD'nin ilgi alanları göz önüne alındığında, güvenilir ortaklarla iş yapmamızın giderek daha önemli hale geleceğini düşünüyorum. İkili ticareti geliştirmek için yapabileceğimiz birçok şey var." ifadesini kullandı.
Kos, AB'nin son dönemde MERCOSUR ülkeleri ve Hindistan'la yaptığı ticaret anlaşmalarının Gümrük Birliği nedeniyle Türkiye’ye olası etkilerine ilişkin bir soru üzerine, "Bazıları, AB'nin bu jeopolitik durumda veya bugünkü zorluklarda yeterince güçlü olup olmadığından şüphe duyuyor. Şimdi Avrupa'nın MERCOSUR veya Hindistan gibi ülkelerle serbest ticaret anlaşmaları yapabilmesi çekiciliğimiz hakkında çok şey söylüyor. 450 milyonluk bir pazarız. Yani dünyanın en büyük tek pazarıyız. Bahsettiğiniz anlaşmalar çok önemli. AB ile Türkiye arasındaki ticaret, MERCOSUR ile ticaretimizin neredeyse iki katı. Bu rakamlarla vurgulamak istediğim şey, AB ve Türkiye arasındaki ticaret ilişkilerinin önemi." dedi.
Kos, Gümrük Birliği’nin 30 yıldır güncellenemediğini anımsatarak, "Geniş bir perspektiften bakıldığında, bu belirsiz zamanlarda Çin, Rusya ve ABD'nin ilgi alanları göz önüne alındığında, güvenilir ortaklarla iş yapmamızın giderek daha önemli hale geleceğini düşünüyorum. İkili ticareti geliştirmek için yapabileceğimiz birçok şey var." ifadesini kullandı.
KIBRIS RUM YÖNETİMİ
"İş dünyanızdan bir mektup aldım. Financial Times'da da yayınlanan bu mektup, AB ve Türkiye ilişkilerinin geleceğini nasıl gördüklerini anlatıyor." diyen Kos şöyle devam etti:
" Bence bu ticaret ilişkisinden çok daha fazla verim almalıyız. Buna Gümrük Birliği'nin işleyişini iyileştirmek ve var olan bazı engelleri kaldırmak da dahil. Bence bu açık bir istek ve olasılık ancak savunma işbirliğinde olduğu gibi, her iki taraf da bunun üzerinde çalışmalı. Ben bunun üzerinde ilerleyebilmemiz için bütün enerjimi ortaya koyacağım. Bugün sahip olduğumuz bu büyük fırsatı gerçekten kaçırmamalıyız. Ancak bu ortak projemiz olmalı ve özen gösterilmeli."
Dünya’nın Gümrük Birliği’nin yapıldığı 30 yıl öncesine kıyasla çok değiştiğini anımsatan Kos, bütün siyasi gelişmelerin ve özellikle de Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile ilişkilerin bu alanda ilerlemeye yardımcı olabileceğini sözlerine ekledi.
"MADE İN EUROPE GİRİŞİMİ TÜRKİYE'Yİ DIŞLAYAMAZ"
AB ülkelerinde kamu alımlarında Avrupa şirketlerine öncelik verilmesini içeren "Made in Europe" girişimi hakkında Kos, "Avrupa'da Üretilmiştir ilkesi, ticaret dünyasının da nasıl değiştiğine bir yanıt niteliğinde." dedi.
Son dönemde kuralların giderek azaldığını, ticaretteki bağımlılıkların şantaj veya silah olarak kullanıldığını anlatan Kos, AB'nin bunu önlemek istediğini belirtti.
Kos, "Kamu parasını harcarken, bunun gerçekten Avrupa'da veya Avrupa'ya yakın yerlerde çalışmayı seçen, yenilik yapmak isteyen, yatırım yapmak isteyen, Avrupa'da ve güvenebileceğimiz yerlerde üretim yapmak isteyen şirketlere fayda sağladığından emin olmak istiyoruz. Bence bu bir güvenlik meselesi. Dolayısıyla ticaretin güvenlik sorunuyla çok yakından bağlantılı olduğu nokta burası." yorumunu yaptı.
"Avrupa'da Üretilmiştir" tartışmalarının henüz sona ermediğini anımsatan Kos, "Ekonomik mantığın jeopolitik mantığımızla uyumlu olması gerektiğini her zaman savunacağım. Kimin ortağımız olduğunu ve hangi ortakla daha iyi bir kazan-kazan durumu elde edebileceğimizi görmeliyiz. Ekonomik ve jeopolitik mantığı birlikte ele alırsak, bu Türkiye'yi dışlayamaz. Daha önce de söylediğim gibi, konu kamu alımlarıyla ilgili. Öyleyse konuşalım, Türkiye ile AB arasındaki ticaretin daha da gelişmesini sağlamak için bu alanda neler yapabileceğimizi konuşalım." dedi.
Son dönemde kuralların giderek azaldığını, ticaretteki bağımlılıkların şantaj veya silah olarak kullanıldığını anlatan Kos, AB'nin bunu önlemek istediğini belirtti.
Kos, "Kamu parasını harcarken, bunun gerçekten Avrupa'da veya Avrupa'ya yakın yerlerde çalışmayı seçen, yenilik yapmak isteyen, yatırım yapmak isteyen, Avrupa'da ve güvenebileceğimiz yerlerde üretim yapmak isteyen şirketlere fayda sağladığından emin olmak istiyoruz. Bence bu bir güvenlik meselesi. Dolayısıyla ticaretin güvenlik sorunuyla çok yakından bağlantılı olduğu nokta burası." yorumunu yaptı.
"Avrupa'da Üretilmiştir" tartışmalarının henüz sona ermediğini anımsatan Kos, "Ekonomik mantığın jeopolitik mantığımızla uyumlu olması gerektiğini her zaman savunacağım. Kimin ortağımız olduğunu ve hangi ortakla daha iyi bir kazan-kazan durumu elde edebileceğimizi görmeliyiz. Ekonomik ve jeopolitik mantığı birlikte ele alırsak, bu Türkiye'yi dışlayamaz. Daha önce de söylediğim gibi, konu kamu alımlarıyla ilgili. Öyleyse konuşalım, Türkiye ile AB arasındaki ticaretin daha da gelişmesini sağlamak için bu alanda neler yapabileceğimizi konuşalım." dedi.
DAHA FAZLA GÜVEN ARAYIŞI VE DEĞİŞİM
AB Komisyonu üyesi Kos, Made in Europe girişiminde Türkiye’nin rolü hakkında, "Türkiye'nin bazı politikalarımızda daha derin bir rol oynamasını çok isteriz ancak bunun için yerine getirilmesi gereken bazı şartlar var." ifadesini kullandı.
Kos, Ankara’da Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek ile de görüşeceğine işaret ederek, "Üst düzey diyaloglara yeniden başlamış olmamızın önemli olduğunu düşünüyorum. Geçen yıl ekonomi, ticaret, göç, güvenlik, araştırma, inovasyon ve tarım alanlarında üst düzey diyalogumuz oldu. Bunun doğru yönde ilerlediğimizi gösterdiğini düşünüyorum. Ayrıca, enerji ve ulaştırma konularında da üst düzey diyaloglar gerçekleştirebilirsek çok mutlu olurum. Şu an için mümkün değil ama bunun mümkün olması için neler yapabileceğimize bakacağız." dedi.
"Daha fazla güvene ihtiyacımız var." diyen Kos, "Büyük değişimler bir gecede olmayacak. Değişim ancak güven inşa edebilirsek gerçekleşecek." ifadesini kullandı.
GENİŞLEME
Kos, Türkiye'nin tam üyelik perspektifini koruyan bir aday ülke olmasına rağmen üyelik süreciyle ilgili siyasi engellerle karşılaştığının hatırlatılması üzerine, "Biliyorsunuz, 2018'den beri Türkiye ile müzakereler veya katılım sürecinde bir duraklama var ancak biz Türkiye'yi hala aday ülke olarak görüyoruz." diye konuştu.
Kos, "Türkiye'nin çok uzun bir demokratik geleneğe ve güçlü bir sivil topluma sahip olduğunu biliyorum ve bunu güçlendirmek istiyoruz. Bu da AB ile Türkiye arasında güveni artıracaktır." mesajını verdi.
AB'nin 450 milyonluk bir iç pazara sahip olduğunu belirterek, "Olasılıklar çok büyük. Eğer demokrasi alanında yeni bir gelişmeyle yeni bir enerji katabilirsek, bence gerçekten çok daha fazlasını başarabiliriz." dedi.
Katılım sürecinin hem aday ülkeler hem de üye ülkelerdeki dinamiklerden etkilendiğini aktaran Kos, "Elbette, onlar da (üye ülkeler) takip ediyorlar ve biz de materyaller hazırlıyoruz. Aday ülkelerimizle birlikte çalışıyoruz. Karar alma süreci birlikte yapılıyor." değerlendirmesini yaptı.
Kos, "Elde edebileceğimiz herhangi bir ilerlemenin bir şekilde ikili ilişkilerle, sadece Kıbrıs'la değil, aynı zamanda Kıbrıs ve yeni Kıbrıs çözüm görüşmeleriyle de bağlantılı olduğunu biliyoruz ve bu görüşmelerin devam edebilmesi için büyük bir fırsat olduğunu umuyorum." diye konuştu.
SAVUNMA
Avrupa'nın savunma sanayi kapasitesini güçlendirme çabaları ve güvenlik politikasında karşılaştığı zorluklar ışığında, Türkiye'nin bir NATO müttefiki olarak stratejik anlamda daha fazla katkıda bulunabileceğine dair görüşünün sorulması üzerine Kos, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin çok önemli, güvenilir bir NATO ortağı olduğunu ve NATO'nun ikinci büyük üyesi olduğunu görüyoruz. NATO, daha geniş anlamda Avrupa'da barış ve güvenliği sağlayan kurum olmuştur. Ayrıca, dronlarınızın Ukrayna'daki savaşın başlangıcında belirleyici bir rol oynadığını gördük. Türkiye'nin savaşta oynadığı rolü gördük. Tüm bunlar nedeniyle Türkiye'nin Avrupa için doğal bir ortak olduğunu düşünüyorum ve daha fazla birlikte çalışabilirsek, her ikimiz için de iyi olur."
"Belirli koşullar altında, eğer şirketlerinizin Avrupa'da iştirakleri varsa şirketleriniz zaten çok güçlü bir şekilde iş birliği yapabilir veya yeniden silahlanma programlarımızın bir parçası olabilirler." yorumunu yapan Kos şunlara dikkati çekti:
"Şahsen ben, Türkiye'nin Avrupa'daki güvenlik alanında daha güçlü bir şekilde yer almasını gerçekten görmek isterim. Ancak tekrar ediyorum, daha önce de söylediğim gibi, Türkiye'nin Avrupa'da güvenlik düzeyinde yaptığımız işlere katılımı, üye devletlerde ve özellikle Kıbrıs'ta olanlarla çok ilgili. Dolayısıyla, yeni Kıbrıs çözüm görüşmeleri, bu alanda da iyileştirmeler için gördüğüm bir fırsattır. Ancak tartışılmaz bir gerçek var ki Türkiye gerçekten çok önemli bir NATO ve güvenlik ortağı."
Avrupa'nın savunma sanayi kapasitesini güçlendirme çabaları ve güvenlik politikasında karşılaştığı zorluklar ışığında, Türkiye'nin bir NATO müttefiki olarak stratejik anlamda daha fazla katkıda bulunabileceğine dair görüşünün sorulması üzerine Kos, şunları kaydetti:
"Türkiye'nin çok önemli, güvenilir bir NATO ortağı olduğunu ve NATO'nun ikinci büyük üyesi olduğunu görüyoruz. NATO, daha geniş anlamda Avrupa'da barış ve güvenliği sağlayan kurum olmuştur. Ayrıca, dronlarınızın Ukrayna'daki savaşın başlangıcında belirleyici bir rol oynadığını gördük. Türkiye'nin savaşta oynadığı rolü gördük. Tüm bunlar nedeniyle Türkiye'nin Avrupa için doğal bir ortak olduğunu düşünüyorum ve daha fazla birlikte çalışabilirsek, her ikimiz için de iyi olur."
"Belirli koşullar altında, eğer şirketlerinizin Avrupa'da iştirakleri varsa şirketleriniz zaten çok güçlü bir şekilde iş birliği yapabilir veya yeniden silahlanma programlarımızın bir parçası olabilirler." yorumunu yapan Kos şunlara dikkati çekti:
"Şahsen ben, Türkiye'nin Avrupa'daki güvenlik alanında daha güçlü bir şekilde yer almasını gerçekten görmek isterim. Ancak tekrar ediyorum, daha önce de söylediğim gibi, Türkiye'nin Avrupa'da güvenlik düzeyinde yaptığımız işlere katılımı, üye devletlerde ve özellikle Kıbrıs'ta olanlarla çok ilgili. Dolayısıyla, yeni Kıbrıs çözüm görüşmeleri, bu alanda da iyileştirmeler için gördüğüm bir fırsattır. Ancak tartışılmaz bir gerçek var ki Türkiye gerçekten çok önemli bir NATO ve güvenlik ortağı."
VİZE SERBESTİSİ
Kos, Türkiye ile vize diyaloğu konusunda geçen yıl kabul edilen "Cascade" sistemine değinerek, "Geçen yıl göç konusunda yapılan üst düzey diyalog sayesinde, bir tür kademeli sistem uygulamaya koyduk. Yani Türk vatandaşları için bazen çoklu vize almak daha kolay oluyor ve bu şimdiden sonuç veriyor." dedi.
AB Komisyon üyesi, "Türkiye'den gelen kişiler için vizesiz seyahat imkanı görmek istiyoruz ve vize serbestleştirmesine geçme teklifimiz geçerli. Henüz yerine getirilmesi gereken altı kriterimiz var." ifadesini kullandı.
Ankara ziyaretinde vize konusunu önceliklendireceğini dile getiren Kos, "Bağlantılılıktan bahsederken, ticaret, ulaşım ve enerji anlamında sert güçten bahsediyordum. Ama bağlantılılıktan bahsederken, insanlar arasındaki bağlantıları da vurgulamak istiyorum." şeklinde konuştu.
Kos, Türkiye ile vize diyaloğu konusunda geçen yıl kabul edilen "Cascade" sistemine değinerek, "Geçen yıl göç konusunda yapılan üst düzey diyalog sayesinde, bir tür kademeli sistem uygulamaya koyduk. Yani Türk vatandaşları için bazen çoklu vize almak daha kolay oluyor ve bu şimdiden sonuç veriyor." dedi.
AB Komisyon üyesi, "Türkiye'den gelen kişiler için vizesiz seyahat imkanı görmek istiyoruz ve vize serbestleştirmesine geçme teklifimiz geçerli. Henüz yerine getirilmesi gereken altı kriterimiz var." ifadesini kullandı.
Ankara ziyaretinde vize konusunu önceliklendireceğini dile getiren Kos, "Bağlantılılıktan bahsederken, ticaret, ulaşım ve enerji anlamında sert güçten bahsediyordum. Ama bağlantılılıktan bahsederken, insanlar arasındaki bağlantıları da vurgulamak istiyorum." şeklinde konuştu.
GÜÇLÜ TÜRKİYE VURGUSU
Türkiye'nin çok önemli bir bölgesel oyuncu olduğunu vurgulayan Kos sözlerini şöyle tamamladı:
"Bazen politikacılar, biliyorsunuz, sadece para, gayrisafi yurtiçi hasıla ve ticaret hacmi hakkında konuşma eğilimindeyiz. Ama biliyorsunuz bazen bu halklar arası ilişkilerin yardımıyla, diğer her alanda daha da fazlasını yapabiliriz. Bu yüzden, bir sonraki Ankara ziyaretimde, insanlarla daha fazla etkileşim kurmak, kültürünüzü, kimliğinizi daha iyi tanımak istiyorum. Türkiye gibi bölgesel bir güç olarak geçmişte ve bugün gerçekten çok güçlü bir etki yarattı."
FETÖ ve PKK bağlantılı sığınmacılara kapıyı gösteren Yunanistan Başbakanı Miçotakis Türkiye'ye geleceğini açıkladı ve iki ülke arasındaki sorunların çözümü için bölgesel konferans önerdi
Yunanistan Başbakanı Miçotakis Şubat ayında Türkiye'ye yönelik planladığı ziyaret öncesinde yaptığı açıklamada "Biz komşuyuz, coğrafya bizi birlikte yaşamaya mahkum ediyor" diyerek iki ülke arasındaki sorunların çözümü için geniş bir bölgesel konferans yapmayı önerdi. Dikkat çeken bir diğer gelişme de Yunanistan Göç ve İltica Bakanlığı'nın FETÖ ve PKK ile bağlantılı kişilerin iltica haklarını tekrar değerlendirmeye başlayarak süresi dolan oturumları yenilememesi oldu.
Yunanistan'a yapılan iltica başvurularının kabul oranında 2025 yılında sert düşüş yaşandı. Basında yer alan haberlere göre
Yunanistan, 2023'te Türk vatandaşlarınca yapılan iltica başvurularından yüzde 60,9'una onay verdi. 2025'te ise bu oran yüzde 4,7'ye düştü. Bir diğer önemli gelişme de siyasi sığınmacı olarak oturma izni alan terör örgütü üyelerinden süresi dolanların oturum izinlerinin uzatma taleplerinin reddedilmesi.
Yunanistan Göç ve İltica Bakanlığı bu konudaki tutumu Atina'nın Türkiye'ye yönelik politika değişikliğine gittiğinin işareti olarak yorumlanırken Yunan hükümetinin 2025'te "ulusal güvenlik ve kamu düzenine tehdit" gerekçesiyle iltica "hakkını" iptal ettiği Türk vatandaşı sayısı 44 oldu. Aynı gerekçeyle iltica "hakkı" iptal edilen Türk vatandaşı sayısının 2023'te 1, 2024'te ise 2 olduğu belirtildi.
Bu oran yüzde 93'lük bir düşüşe tekabül ediyor. Yetkililerin yalnızca yeni başvuruları değil, geçmişte FETÖ ve PKK gibi terör örgütleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen kişilere verilen iltica haklarını da tekrar değerlendirmeye başladığı belirtiliyor.
Yunanistan, 2023'te Türk vatandaşlarınca yapılan iltica başvurularından yüzde 60,9'una onay verdi. 2025'te ise bu oran yüzde 4,7'ye düştü. Bir diğer önemli gelişme de siyasi sığınmacı olarak oturma izni alan terör örgütü üyelerinden süresi dolanların oturum izinlerinin uzatma taleplerinin reddedilmesi.
Yunanistan Göç ve İltica Bakanlığı bu konudaki tutumu Atina'nın Türkiye'ye yönelik politika değişikliğine gittiğinin işareti olarak yorumlanırken Yunan hükümetinin 2025'te "ulusal güvenlik ve kamu düzenine tehdit" gerekçesiyle iltica "hakkını" iptal ettiği Türk vatandaşı sayısı 44 oldu. Aynı gerekçeyle iltica "hakkı" iptal edilen Türk vatandaşı sayısının 2023'te 1, 2024'te ise 2 olduğu belirtildi.
Bu oran yüzde 93'lük bir düşüşe tekabül ediyor. Yetkililerin yalnızca yeni başvuruları değil, geçmişte FETÖ ve PKK gibi terör örgütleriyle bağlantılı olduğu iddia edilen kişilere verilen iltica haklarını da tekrar değerlendirmeye başladığı belirtiliyor.
MİÇOTAKİS TÜRKİYE'YE GELİYOR
Öte yandan Yunanistan Başbakanı Kiriakos Miçotakis 2 yıldır gündemde olan Türkiye ziyaretini 11 ya da 13 Şubat'ta gerçekleştireceğini açıkladı.
Miçotakis, Skai televizyonuna verdiği röportajda, “Sayın Erdoğan ile ne zaman bir araya geleceksiniz, bir tarih var mı?” sorusuna, “15 Şubat’tan önce” şeklinde yanıt verdi.
Miçotakis, “İmzaladığımız anlaşmadan bu yana göz ardı edilmemesi gereken kazanımlar var. Özellikle hava sahasında, ihlaller ve kural ihlalleri açısından gerilimin çok ciddi şekilde azaldığını görüyoruz. Önemli bir düşüş yaşandı. Türkiye ile göç meselesinde çok iyi bir iş birliğimiz var. On binlerce Türk ziyaretçi, hızlı vize uygulamasından faydalanarak Doğu Ege adalarındaki turizmi destekliyor. Ayrıca açık iletişim kanalları inşa ettik, böylece herhangi bir gerginlik ortaya çıkarsa bunu nispeten hızlı bir şekilde yatıştırabiliyoruz” dedi.
BÖLGESEL KONFERANS ÖNERİSİ
Miçotakis aradaki iki temel sorunun Ege ve Doğu Akdeniz'deki deniz yetki alanları ve kıta sahanlığı meseleleri olduğunu belirtti.
Ayrıca ABD’nin, Türk-Yunan anlaşmazlıkları için arabuluculuk etmesine sıcak bakmadığını ortaya koydu.
Miçotakis, “Her durumda Cumhurbaşkanı Erdoğan’la doğrudan iletişim kurabilmemin yalnızca olumlu olduğunu düşünüyorum. Çünkü yalnızca Yunan-Türk ilişkilerini konuşmuyoruz. Yunanistan, bölgede daha fazla inisiyatif geliştirmeye açıktır. Türkiye’nin de dahil olacağı daha geniş bir bölgesel konferans gündeme gelebilir. Biz komşuyuz, coğrafya bizi birlikte yaşamaya mahkûm ediyor ve iletişim kanalları sürekli açık olmalı” diye konuştu.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)









