(Kırcaali Haber)
27 Temmuz 2026 Pazartesi
Mestanlı'da Ferhat Göçer coşkusu
26 Temmuz 2026 Pazar
Kuzey Makedonya'da Türkleri gururlandıran görevlendirme
Türk Demokratik Partisi (TDP) Genel Başkanı Zülfikar Zeynula, Kuzey Makedonya Başbakanı Hristijan Mickoski'nin teklifi üzerine Meclis Genel Kurulunda yapılan oylamada Devlet Bakanı olarak seçildi.
TDP'den yapılan açıklamada, Kuzey Makedonya Meclisinin 117. Genel Kurulunda gerçekleştirilen oylamada Zeynula'nın milletvekillerinin çoğunluğunun desteğini alarak Devlet Bakanlığı görevine getirildiği belirtildi.
Açıklamada, Zeynula'nın üstlendiği yeni görevin Kuzey Makedonya'ya, Türk toplumuna ve tüm vatandaşlara hayırlı olması temennisinde bulunularak, bugüne kadar sergilediği hizmet anlayışını yeni görevinde de sürdüreceğine olan inanç dile getirildi.
Parti açıklamasında, Zeynula'nın adalet, liyakat ve devlet sorumluluğu ilkeleri doğrultusunda ülkeye ve topluma önemli katkılar sunmaya devam edeceği ifade edildi.
TDP, açıklamasının sonunda Zülfikar Zeynula'yı yeni görevinden dolayı tebrik ederek, görevinde başarılar diledi ve atamanın devlete, millete ve Kuzey Makedonya'daki Türk toplumuna hayırlı olmasını temenni etti.
Dr. Sadık Ahmet sadece Batı Trakya'nın değil Balkan Rumeli Türklüğü'nün de ışığı ve yol göstericisi
Balkan ülkelerinde yaşam süren Türklerin de esin kaynağı ve mücadelelerinin sembol ismi olan Doktor Sadık Ahmet vefatının 31. yılında bu konumunu bir kez daha tescilledi.
Başta Türkiye, Bulgaristan ve Kuzey Makedonya dahil olmak üzere Türklerin gönül coğrafyasından onlarca siyasi temsilci ve sivil toplum kuruluşu lideri onun kabri başındaydı.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın mesajının da okunduğu Merhum Dr. Sadık Ahmet'in eşi Işık Ahmet ile evlatları ve Dostluk Eşitlik ve Barış Partisi Genel Başkan Çiğdem Asafoğlu ile DEB Partisi MYK üyelerinin de hazır bulunduğu etkinliğin diğer katılımcıları ise
DEB Partisi Genel Sekreteri Burak Adil’in sunucusu olduğu etkinliğin programı Salâ ve Aşr-ı Şerif’in okunmasıyla başladı. Gümülcine Müftü Yardımcısı Fehim Ahmet'in yaptığı duadan sonra protokol konuşmalarına geçildi.
Konuşmacılar Dr. Sadık Ahmet’in mücadelesinin önemine ve Türk Azınlık için unutulmayacak davasına değindiler.
Zafer Partisi Genel Başkan Yardımcısı Özcan Pehlivanoğlu ise davetli olduğu etkinliğe Yunanistan Hükümeti'nin kendisini ülkeye giriş yasağına dahil etmesinden dolayı sınırdan çevrildiği için katılamayanlar arasındaydı.

25 Temmuz 2026 Cumartesi
Türklük var oldukça Dr. Sadık Ahmet unutulmayacak
Tam 31 yıl önce şaibeli ve hala aydınlatılamamış bir trafik kazası sonucu Lozan Barış Antlaşması'nın yıldönümü olan 24 Temmuz'da yaşamdan koparılmıştı.
1995'te aramızdan ayrılan Batı Trakya Türklüğü'nün efsaneleşmiş lideri Doktor Sadık Ahmet'i dün Gümülcine (Komotini) kentindeki Kahveci Kabristanlığı'nda bulunan kabri başında düzenlenen törenle dualar eşliğinde yad ettik.
Alandaki yoğun kalabalık ve Yunanistan dışından gelen Türk ve Müslüman temsilcilerin çokluğu benliğimi bir alev gibi sarmaladı.
Demek ki dedim kendi kendime bu coğrafyada ateş olup yanmaya, o alevden de toplumumuza yansıyacak, onları aydınlatacak ışığa ve Dr. Sadık Ahmet gibi liderlere ihtiyacımız var.
Ben size bugün Türklük ve müslümanlık adına şehadete erdiğine kesinlikle inandığım bu aziz insanımızın kabri başında aklımdan geçenleri hikaye edeceğim.
Buğünün gerçekliğini olayların tarihi akışını ve dününü bilmeden çözümleyemeyiz.
Gelin Yunanistan’ın "Burada Türk yoktur, sadece Müslüman azınlık vardır" baskısına karşı "Ben bir Türk’üm ve öyle kalacağım" diyerek asimilasyon politikalarına tek başına savaş açan Dr. Ahmet ve bu günlere gelişimizi bir kez daha hatırlayalım.Yıl 1919.
Ebedi ve cennetmekan liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün vatanı kurtarmak için İstanbul'dan Samsun'a hareket ettiği 16 Mayıs sabahı işgal altındaki Anadolu gibi Batı Trakya da tarihinin en karanlık günlerini yaşamakta idi.
Çünkü iki gün önce Batı Trakya'daki 5 Türk ve Müslüman delegeden 4'ü buraların Yunanistan'a bağlanması kararını almıştı.
Yunan devletinin kendilerine ne vaadettiğini, ne uğruna milli benliklerini sattığını bilmediğimiz bu delegeler 14 Mayıs 1919 günü Batı Trakya halkının bu güne uzanan talihsiz kaderinin de örgüsünü başlatmıştı.
O yıllar Balkanlarda biz Türkler ve Müslümanlar için zor yıllardı.
Osmanlı - Rus, Balkan savaşları, Bulgar işgali (1912–1918) çileli günlerdi.
Bulgarların Balkan savaşından sonra, Batı Trakya’da 1. Dünya savaşına kadar kaldığını da hatırlayalım.
1. Dünya Savaşı'nı kazanan İtilaf Devletleri adına (İngiltere, Fransa ve İtalya) General Şarpi komutasındaki Fransız ordusu tarafından Batı Trakya toprakları işgal edilir.
Bu dönemde uluslararası bir yönetim kurularak Batı Trakya’nın başına da General Şarpi getirilir.
General Şarpi'nin görevi ve amacı Wilson prensiplerine uygun olarak bölgede hangi millet ve dine mensup çoğunluk varsa, yönetimi o çoğunluğa teslim etmek amaçlı Fransa’ya bağlı, içişlerinde serbest manda sistemine dayalı bir devletin kurulmasını sağlamaktır.
Bunun için de Batı Trakya’da plebisit yapılması öngörülür.
Plebisit için iki kademeli bir plan hazırlanır.
Ancak bunun için önce temsilciler seçilmeli idi.
Birinci adımda halk tarafından seçilecek bu temsilciler ikinci adımda Batı Trakya’nın kaderini oyları ile tayin ve tespit edecekti.
12 Mayıs 1919 da temsilciler seçimi yapılır.
Yapılan seçimde halk 5 Türk ve Müslüman'a Hafız Galip, Tabak Halil Ağa, Ortacılı Ali Bey, Karamusalı Osman Ağa ve Hacı Yusuf'a yetki verir.
Ayrıca 1 Yunan (Nikolau Zoidis), 1 Bulgar (Petko Dacef) ve 1 Yahudi de (Emanuel Karasu) temsilci seçilir.
Seçilen bu 8 temsilci, Batı Trakya’nın kaderini tayin edecektir.
O yıllarda Batı Trakya’da yüzde 87 oranında ezici bir çoğunlukta Türk ve Müslüman halk yaşamakta idi.
Bu gün de bu durum böyledir.
Hatta halkın iradesini ve belirli bir kesimi temsil edenlerin farklı eğilimleri de vardır.
31 ağustos 1913’te kurulan bağımsız Garbî Trakya Hükûmet-i Muvakkatesi (Batı Trakya Türk Cumhuriyeti) gibi bir devlet kurma fikri Halk arasında yaygın bir düşüncedir.
Hatta eğer bu gerçekleşemez ise, o zaman General Şarpi’nin önerisine bağlı, politik bakımdan Fransa’ya, içişlerinde serbest “Manda şeklinde” bir devlet kurulmasını tercih ediyorlardı.
Milli çıkarlara en uygun olanı elbette 1. planda ifade edilen bağımsız bir devlet idi.
Ancak Avrupa görünürde 2. planda anlattığımız Fransa’ya bağlı bir devletin kurulmasını tercih ediyor ve öngörüyordu.
Elbette plebisit oylaması öncesi Bulgar ve Yunan temsilciler de boş durmuyor Batı Trakya'yı kendi topraklarına katmak için çeşitli girişimlerde bulunuyorlardı.
Bu çalışmalarda Yunanlı temsilci Nikolau Zoidis ile Osmanlı Meclis'i Mebusan'ınında Makedonya üyesi olan ve Selanik Belediye Başkanlığı da yapan Haris Vamvaka Efendi Müslümanlara birçok vaatlerde bulunur.
13 Mayısı, 14 Mayıs’a bağlayan gece, Batı Trakya halkının gözüne uyku girmez.
Herkesin şüpheleri olmasına rağmen yine de temsilcilerin, Yunanlıları tercih edeceklerine ihtimal verilmemektedir.
14 Mayıs 1919 günü Batı Trakya halkının kaderi tayin edilecektir.
Seçilmiş olan temsilciler, Mutasarrıflıkta (Osman Paşa tarafından yaptırılmış, şimdi istinaf mahkemesi olarak kullanılan bina, o zaman kaymakamlık konağı) toplanacaklar ve Batı Trakya’nın kaderini tayin edeceklerdir.
Halk sonucu öğrenmek için, sabırsızlanmaktadır.
Meydana toplananların meraktan içi içine sığmaz, biran önce sonucu öğrenmek istemektedirler.
Bu aşamada Belediye başkatibi Şerafettin Bey balkona çıkarak şunları söyler;
“Hemşerilerim, temsilcilerimiz Yunanlılar lehine oy kullanmışlardır”.
Adeta nefeslerin tutulduğu Gümülcine'deki bu tarihi oylamada Türk-Fransız yönetimini isteyenler 3, Yunan yönetimi altında yaşayalım diyenler 5 oy almıştır.
Türk-Fransız yönetimine oy verenler Hacı Yusuf, Musevi Emanuel Karasu, Bulgar Petko Dacef’tir
Öbür dört Müslüman ve bir Yunanlı temsilci Batı Trakya'nın Yunanistan yönetiminin egemenliğine girmesini tercih etmişlerdir.
Bir grup vatansever oylamanın sonucu olan edilince şaşırıp kalmıştır ama ne çare.
Bu yeni gelişme ve durum Sohtalar Medresesi bahçesinde protesto edilir.
Akabinde Eski Cami’de Hacı Mehmet Efendi tarafından hazin bir sala okunur ve caminin şerefesine siyah bir bayrak asılarak, Batı Trakya'nın matemi tüm dünyaya ilan edilir.
Bölgede halkının ve Türk vatanseverlerin yaşadığı derin matemi düşünebiliyormusunuz?
Batı Trakya Türk ve Müslüman halkının geleceğini belirleyen olumsuz gelişmeler bu şekilde ilan edilir ama ne çare ki, olan olmuştur.
İşte bu durum, o gün yaşananlar ve oluşan karanlık tablo Batı Trakya'nın pekte söz edilmeyen gerçek tarihidir.
14 Mayıs 1919'da yaşanan bu ihanetin yolaçtığı durumun ikinci adımı 27 Kasım 1919 tarihinde atılmış.
Paris yakınlarında Neull’de yapılan anlaşma ile fiili Yunan işgaline onay verilir ve 1920’nin 24 Mayıs sabahı, General Zıverakis komutasındaki Yunan ordusu Gümülcine’ye girer.
Yunan askeri şehre girerken Türk halkı dükkânlarını, evlerini ve şehrin Eski Camisi'sinin şerefelerini siyah bayraklarla donatır.
Yapılan bu anlaşmayı ve Yunan işgalini kabul etmeyen vatanseverler ise Hemetli Köyüne giderek, orada Peştereli Tevfik Bey başkanlığında dördüncü ve son “Batı Trakya Türk Hükümeti”ni kurarlar.
Kurulan bu yeni hükümet sayesinde Yunanistan’ı büyük devletlere şikâyet ederler.
Bu hükümetin İkinci Başkanı ve Adalet Bakanı Bekir Sıtkı, Dışişleri Bakanı Mahmut Nedim, İçişleri Bakanı Hasan Tahsin (Argun), Maliye Bakanı Sabri (Tüten), Evkaf Bakanı Mustafa (Doğrul), Genel Kurmay Başkanı Yüzbaşı Fuat (Balkan), Genel Kurmay ikinci Başkanı Teğmen Fahri (General Özdilek) 'ti.
Yunanlılar tarihin değişik dönemlerinde de gördüğümüz gibi bir kez daha savaş yapmadan masa başında toprak kazanmışlardır.
Ve her yıl 14 Mayıs'ta çılgın eğlenceler düzenleyerek ve resmi geçitler yaparak bu olayı kutlamaktadır.
Batı Trakya'da Yunanlılar için bayram, bizim için ise matem ve kara gün olan 14 Mayıs tarihindeki bu olayı bir nebze olsun dengeleyen ise hiç şüphesiz Mustafa Kemal Atatürk'ün önderliğinde olağanüstü fedakarlıklar ve çabalarla yürütülen Milli Kurtuluş Savaşı'mızın kazanılması olmuştur.
Bunun sonucu olarak 24 Temmuz 1923'te imzalanan Lozan Antlaşması ile Batı Trakya Türkleri resmi Azınlık statüsü elde etmistir.
Bu gün Yunanistan devletinin buralarda yaşam süren insanlarımıza reva gördüğü gayri insani şartların bu hazımsızlıktan kaynaklandıgını bilmeyenimiz yoktur.
İşte tarih sahnesine nicelerinin daha çıkacağından emin olduğumuz Dr. Sadık Ahmet bu tarihsel sürecin ve Batı Trakya Türklüğünün bitmek bilmeyen mücadelesinin günümüze yansımasıdır.
Ve hala usanmadan, yılmadan, haklı mücadelelerini ve yaşamlarını bu topraklarda devam ettirmektedirler.
Kaynakça :
- VİKİPEDİA
- Dr. Hüseyin Özkan / info@batitrakya.org
6 Temmuz 2026 Pazartesi
29 Haziran 2026 Pazartesi
Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu'nun liderliğinde İzmir'de gerçekleştirilen etkinlikler kentte gündemi belirledi.
İzmir İl Emniyet Müdürlügü'nü ziyaret eden Balkan Rumeli Türkleri bölgenin tarihi, Balkan ülkelerindeki ortak kültürel mirasımız, Rumeli coğrafyasında yaşananların gelecek nesillere sağlıklı bir şekilde aktarılması konusunda görüş ve önerilerini yetkililere aktardı.
Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) Teşkilattan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Gültepe Makedonya Türkleri Derneği Başkanı Birol Özkardeşler ile BRTK Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Serbest öncülüğünde İzmir İl Emniyet Müdürlüğü Güvenlik Şube Müdürü Sinan Aydoğdu ve Müdür Yardımcısı Mesut Gündüz'ü ziyaret eden Batı Trakya Türkleri Derneği İzmir Şube Başkanı Mümün Durmuş, Çamerya Arnavutları Derneği Başkanı İsmail Beytaş ve Uluslararası Basın Yayın ve Medya Federasyonu Genel Başkanı Korkmaz Demir ile Yönetim Kurulu Üyesi Fikri Altundağ kente ve İzmir'de yaşam süren Balkan Rumeli Türklerine dair değerlendirme yaptı.
BRTK'nın İzmir gündeminin bir diğer etkinliği ise geleneksel hale gelen Yunanistan'ın Çamerya Katliamı'na yönelik protesto idi. Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu, Çamerya Arnavutları Derneği ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte 1944 yılında Çamerya Bölgesi'nde hayatını kaybeden Arnavutlar anıldı, Yunanistan'ın İzmir Başkonsolosluğu'na siyah çelenk bırakıldı, basın açıklaması yapıldı.
Bu katliamda yitip giden canlar için lokma da döktürülen etkinlikte 1944 yılında Yunanistan'ın kuzeybatısındaki Çamerya Bölgesi'nde yaşanan olaylarda hayatını kaybeden Arnavutlar için dualar okundu.
Düzenlenen basın açıklamasında, Çamerya Arnavutları'nın 1913 yılından bu yana Yunanistan''ın sistematik baskı ve asimilasyon politikalarına maruz kaldığı bilgisi verilirken bölgeden sürgün edilen Çamerya Arnavutları'na anavatanlarına dönüş hakkı istendi.
Çamerya mağdurlarının mülkiyet hakları ve serbest dolaşım gibi temel insani taleplerinin uluslararası toplum tarafından gündeme alınması da istenen etkinlikte 27 Haziran 1944'ten itibaren yaşanan olayların Yunanistan tarafından soykırım olarak tanınması yönündeki talepler de dile getirildi.















