Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) Genel Başkanı Sabri Mutlu beraberinde Yurtdışı İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Erhan Pekkan ve Genel Sekreter İsmail Kocaköse ile birlikte Batı Trakya Türklerine moral destek ziyareti yaptı.
Batı Trakya'nın seçilmiş müftüleri Mustafa Trampa (İskeçe), İbrahim Şerif (Gümülcine) ile Batı Trakya Azınlığı Yüksek Tahsilliler Derneği Başkanı Zeynep Tevfikoğlu ve İskeçe Türk Birliği Başkanı Kerem Abdürrahimoğlu başta olmak üzere bölgedeki Türk sivil toplum kuruluş yetkilileri ile görüşen BRTK heyeti bölgede yaşanan sorunları not etti.
Ağırlıklı olarak Yunan hükümetinin bölgedeki Türk ve Müslümanlara yönelik izolasyon ve hukuk dışı yaptırımlarının ele alındığı temaslarda Atina'nın Lozan Anlaşması hükümlerine aykırı olarak gerçekleştirdiği eylemler de değerlendirildi.
Görüşmelerde Yunan hükümetinin daha önceleri Türk azınlığa karşı devşirme yolu ile taraftar topladığı belirtilirken günümüzde bu uygulamanın kendi içlerinde insan yetiştirip Yunan hükümeti tarafına çekme politikasına dönüştüğüne dikkat çekildi.
Bu kişilerin her alanda Yunan hükümetinin borozanlığını yaptığı da belirtilen bilgi alışverişinde Yunan hükümetinin yerel meclislerdeki uzantıları ve atama yolu ile görevlendirdigi din adamı ve yerel yöneticiler gibi bazı unsurları kullanarak Türk azınlık üzerindeki baskısını zirveye çıkardığı belirtildi.
Türk esnafın denetim mekanizması vasıtası ile iyice bunaltıldığı bilgisi de verilen görüşmelerde
Türk azınlığının ve özellile de gençlerin Atina'nın dayattığı ve kedilerine uymayan yaşam kuralları nedeniyle Batı Trakyayı terkederek Avrupa ülkelerine yerleştiği belirtildi.
Kalanların ise çekincelerinden dolayı hükümetin belirlediği kurallara göre davranmak ve yaşam sürmek zorunda kaldığı da ifade edilen toplantılarda gençlerin bölgeyi terketmelerinde sadece ekonomik sebeplerin değil sosyal, siyasal ve kültürel kaygıların da ön plana çıktığı vurgulandı.
Son yıllarda Türk azınlık okullarının eğitim kalitesini dürürüp, Yunan okullarınınkinin artırılarak Türk çocuklarının bu okullara kanalize edilmekte olduğu bilgisi de verilen görüşmelerde hükümetin Türk-Yunan evliliklerini teşvik ederek karma bir toplum ortaya çıkarma çabasına da dikkat çekildi.
Yunanistan Türklerinin çıkarılan 5224 sayılı kanun ile kıskaç altına alınmaya çalışıldığı da ifade edilen BRTK ziyaretlerinde Lozan Barış Antlaşmasına aykırı olarak azınlık müftülerine atama konusunda ısrarcı olunmasının gözden gelinemeyecek bir durum olduğu hatırlatılarak
Yunan Hükümetinin atadığı müftülerle Türk siyasetçilerin vermiş olduğu pozların Türk azınlık üzerinde bir baskı unsuru oldugu ve bu durumu adeta meşrulaştırdığı ifade edildi.
LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI VE BATI TRAKYA
Lozan Barış Antlaşması'nda Batı Trakya, 1923 yılında Yunanistan sınırları içerisinde bırakılmış ve bölgedeki Müslüman Türk halkına uluslararası antlaşmalarla güvence altına alınmış "azınlık" statüsü tanınmıştır.
Bölgeye dair antlaşmanın temel esasları şunlardır:
Bölge Yönetimi: Batı Trakya, Yunanistan egemenliğine bırakılmıştır. Türkiye heyeti bölgenin Türk nüfus çoğunluğuna dikkat çekse de, Yunanistan'ın kontrolünde kalmıştır.
Sınır Düzenlemesi: Meriç Nehri sınır kabul edilmiş, Yunanistan'ın Batı Anadolu'da verdiği tahribata karşılık olarak Karaağaç ve civarı Türkiye'ye savaş tazminatı olarak verilmiştir.
Azınlık Hakları (37-45. Maddeler): Batı Trakya Türkleri, Lozan'ın 37-45. maddeleri gereğince dini, sosyal ve hukuki statülerle koruma altına alınmıştır. Bu haklar; diledikleri dilde eğitim görme, kendi dini kurumlarını/vakıflarını yönetme ve aile hukuku alanlarında serbestlik tanımaktadır. Mübadele Muafiyeti: İstanbul Rumları ile birlikte Batı Trakya Türkleri nüfus mübadelesinden muaf tutularak "yerleşik (etablis)" kabul edilmiştir.
BATI TRAKYA TÜRK AZINLIĞININ TAPU SENEDİ OLAN LOZAN ANTLAŞMASININ İLGİLİ MADDELERİ
Madde 37 — Türkiye, 38.den 48.e dek Maddelerde belirtilen hükümlerin temel yasalar [Les Lois fondamentales] olarak tanınmasını ve hiç bir yasa, hiç bir yönetmelik ve hiç bir resmi işlemin bu hükümlerle çelişkili ya da onlara aykırı olmamasını ve biç bir yasanın, hiç bir yönetmeliğin ve hiçbir resmi işlemin söz konusu hükümlere üstün sayılmamasını yükümlenir.
Madde 38 — Türkiye Hükümeti, doğum, milliyet, dil, soy, ya da din ayırt etmeksizin, Türk halkının tümünün yaşam ve özgürlüklerini, en geniş biçimde, korumayı yükümlenir.
Türkiye’nin tüm halkı, kamu düzeni ve genel ahlak ile bağdaşmazlık göstermeyen her din, mezhep ya da inanışın gerek genel, gerek özel biçimde özgürce kullanılması hakkına sahip olacaktır. Müslüman olmayan azınlıklar, Türkiye Hükümetince ulusal savunma amacı ile veya kamu düzeninin korunması için ülkenin her yerinde ya da bir bölümünde alınan ve tüm Türk yurttaşlarına uygulanan önlemler saklı kalmak koşulu ile, dolaşım ve göç özgürlüğünden bütünü ile yararlanacaklardır.
Madde 39 — Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk yurtdaşları Müslümanlarla özdeş medeni ve siyasal haklardan yararlanacaklardır.
Türkiye’nin tüm halkı, din ayırtedilmeksizin, yasa önünde eşit olacaktır.
Din, inanç ya da mezhep farkı hiçbir Türk Yurtdaşının medeni ve siyasal haklardan yararlanmasına ve özellikle genel hizmetlere kabulüne, memurluğa ve yukarı derecelere ulaşmasına, ya da çeşitli meslekleri ve sanatları yapmasına bir engel sayılmayacaktır.
Herhangi bir Türk yurtdaşının gerek özel ya da ticaret ilişkilerinde, gerek din, basın ya da her türlü yayın konusunda ve gerek toplantılarda herhangi bir dili serbestçe kullanmasına karşı hiçbir sınır konulmayacaktır.
Resmi dilin varlığı kuşkusuz olmakla birlikte, Türkçeden başka dil ile konuşan Türk yurttaşlarına yargıçlar önünde kendi dillerini sözlü olarak kullanabilmeleri için gerekli kolaylıklar gösterilecektir.
Madde 40 — Müslüman olmayan azınlıklara ilintili olan Türk yurttaşları hukuk bakımından ve fiilen öteki Türk yurttaşlarına uygulanan işlemlerin ve sağlanan güvencelerin tıpkısından yararlanacaklar ve özellikle, harcamaları kendilerince yapılmak üzere, her türlü yardım, dinsel ya da sosyal kurumları, her türlü okul ve benzeri öğretim ve eğitim kurumları kurma, yönetme ve denetleme ve buralarda kendi dillerini özgürce kullanma ve dinsel ayinlerini serbestçe yapına bakımından eşit bir hakka sahip bulunacaklardır.
Madde 41 — Genel öğretim konusunda Türk Hükümeti, Müslüman olmayan yurttaşların önemli bir oranda yerleşmiş oldukları kentler ve kasabalarda, bu Türk yurttaşlarının çocuklarının ilk okullarda kendi dilleriyle öğretim görmelerini sağlamak üzere, gerekli kolaylığı gösterecektir. Bu hüküm Türk Hükümetinin söz konusu okullarda Türk dilinin öğretilmesini zorunlu kılmasına engel olmayacaktır.
Müslüman olmayan azınlıklara ilintili Türk yurtdaşlarının önemli oranda bulundukları kentlerde ya da kasabalarda, bu azınlıklar Devlet bütçesi Belediye ya da benzeri bütçelerde eğitim, din, ya da yardım amacıyla genel gelirlerden verilecek paralardan yararlanma ve ödenek ayrılması konusunda hakça bir pay alacaklardır. Söz konusu paralar ilgili kurumların, yetkili temsilcilerine ödenecektir.
Madde 42 — Türkiye Hükümeti Müslüman olmayan azınlıkların aile ya da kişi statüleri konusunda, bu sorunların sözügeçeıı azınlıkların törelerine göre çözümlenmesine uygun her türlü hükümleri koymayı kabul eder
İşbu hükümler Türkiye Hükümeti ile ilgili azınlıklardan her birinin eşit sayıda temsilcilerinden oluşan özel Komisyonlarda düzenlenecektir. Anlaşmazlık olursa, Türkiye Hükümeti ile Milletler Cemiyeti Meclisi, birlikte, Avrupalı hukukçular arasından bir üst hakem atayacaktır.
Türkiye Hükümeti söz konusu azınlıkların Kiliseleri, Havraları, mezarlıkları ve öteki dinsel kurumlarına her türlü koruyuculuğu göstermeyi yükümlenir. Bu azınlıkların bugün Türkiye’de bulunan Vakıflarına ve dinsel ve yardım kurumlarına her türlü kolaylığı gösterecek ve izinleri verecek ve yeni dinsel ve yardım kurumları kurulması için, benzeri öteki özel kurumlara sağlanmış olan gerekli kolaylıklardan hiçbirini esirgemeyecektir.
Madde 43 — Müslüman olmayan azınlıklara mensup Türk yurttaşları, inançlarına aykırı ya da dinsel ayinlerini bozucu herhangi bir işlem yapmaya zorlanamayacakları gibi, hafta tatilleri gününde Mahkemelerde hazır bulunmaktan ya da herhangi bir yasal işlemin yapılmasından kaçınmaları nedeniyle, onların hiç bir hakkı ortadan kalkmayacaktır. Bununla birlikte, bu hüküm söz konusu Türk yurttaşlarının, kamu düzeninin korunması bakımından, öteki tüm Türk yurttaşlarının bağlı olduğu yükümlerden bağışık kılmayacaktır.
Madde 44 — Türkiye, işbu Kesimin yukarıdaki Maddelerinin, Türkiye’nin Müslüman olmayan azınlıklarına ilişkin bulunduğu ölçüde, uluslararası toplumu ilgilendirici nitelikte yükümler getirdiğini ve onların Milletler Cemiyetinin güvencesi altına konulmasını kabul eder. İşbu hükümler Milletler Cemiyeti Meclisinde çoğunlukta ahsan, bir karar olmaksızın değiştirilemeyecektir. Britanya İmparatorluğu, Fransa, İtalya ve Japonya Milletler Cemiyeti Meclisinde işbu Maddeler konusunda, yöntemine uygun biçimde, çoğunlukla kabul edilecek olan her hangi bir değişikliği reddetmemeyi bu Andlaşma ile yükümlenirler.
Türkiye, Milletler Cemiyeti Meclisi üyelerinden her birinin bu yükümlülüklerden her hangi birine aykırılık olması ya da olma tehlikesi üzerine, buna Meclisin dikkatini çekmeğe yetkili olacağını ve Meclisin, duruma göre, uygun ve etkin sayılacak bir davranışta bulunabileceğini ve yönerge verebileceğini kabul eder.
Bundan başka, Türkiye, işbu Maddelere ilişkin hukuksal ya da edimsel sorunlarda, Türkiye Hükümeti ile bağıtlı öteki devletlerden her hangi biri ya da Milletler Cemiyeti Meclisi üyelerinden her hangi bir devlet arasında görüş ayrılığı ortaya çıkınca bu anlaşmazlığın, Milletler Cemiyeti Andlaşmasının 14. Maddesi uyarınca, uluslararası nitelikte bir anlaşmazlık gibi sayılmasını kabul eder.
Türkiye Hükümeti bu türden olan her hangi bir anlaşmazlığın, öteki Taraf istemde bulunursa, uluslararası Daimi Adalet Divanına götürülmesini kabul eder. Daimi Divan kararı istinaf edilemeyip Milletler Cemiyeti Andlaşmasının 13. Maddesi uyarınca verilmiş bir kararın güç ve hükmünün tıpkısına sahip olacaktır.
Madde 45 — İşbu Kesim hükümleri ile Türkiye’nin Müslüman olmayan azınlıkları için tanınan haklar, Yunanistan tarafından da, kendi topraklarında bulunan Müslüman azınlığa tanınmıştır.