Tam 31 yıl önce şaibeli ve hala aydınlatılamamış bir trafik kazası sonucu Lozan Barış Antlaşması'nın yıldönümü olan 24 Temmuz'da yaşamdan koparılmıştı.
1995'te aramızdan ayrılan Batı Trakya Türklüğü'nün efsaneleşmiş lideri Doktor Sadık Ahmet'i dün Gümülcine (Komotini) kentindeki Kahveci Kabristanlığı'nda bulunan kabri başında düzenlenen törenle dualar eşliğinde yad ettik.
Alandaki yoğun kalabalık ve Yunanistan dışından gelen Türk ve Müslüman temsilcilerin çokluğu benliğimi bir alev gibi sarmaladı.
Demek ki dedim kendi kendime bu coğrafyada ateş olup yanmaya, o alevden de toplumumuza yansıyacak, onları aydınlatacak ışıga ve Dr. Sadık Ahmet gibi liderlere ihtiyacımız var.
Ben size bugün Türklük ve müslümanlık adına şehadete erdiğine kesinlikle inandığım bu aziz insanımızın kabri başında aklımdan geçenleri hikaye edeceğim.
Buğünün gerçekliğini olayların tarihi akışını ve dününü bilmeden çözümleyemeyiz.
Gelin Yunanistan’ın "Burada Türk yoktur, sadece Müslüman azınlık vardır" baskısına karşı "Ben bir Türk’üm ve öyle kalacağım" diyerek asimilasyon politikalarına tek başına savaş açan Dr. Ahmet ve bu günlere gelişimizi bir kez daha hatırlayalım.Yıl 1919.
Ebedi ve cennetmekan liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün vatanı kurtarmak için İstanbul'dan Samsun'a hareket ettiği 16 Mayıs sabahı işgal altındaki Anadolu gibi Batı Trakya da tarihinin en karanlık günlerini yaşamakta idi.
Çünkü iki gün önce Batı Trakya'daki 5 Türk ve Müslüman delegeden 4'ü buraların Yunanistan'a bağlanması kararını almıştı.
Yunan devletinin kendilerine ne vaadettiğini, ne uğruna milli benliklerini sattığını bilmediğimiz bu delegeler 14 Mayıs 1919 günü Batı Trakya halkının bu güne uzanan talihsiz kaderinin de örgüsünü başlatmıştı.
O yıllar Balkanlarda biz Türkler ve Müslümanlar için zor yıllardı.
Osmanlı - Rus, Balkan savaşları, Bulgar işgali (1912–1918) çileli günlerdi.
Bulgarların Balkan savaşından sonra, Batı Trakya’da 1. Dünya savaşına kadar kaldığını da hatırlayalım.
1. Dünya Savaşı'nı kazanan İtilaf Devletleri adına (İngiltere, Fransa ve İtalya) General Şarpi komutasındaki Fransız ordusu tarafından Batı Trakya toprakları işgal edilir.
Bu dönemde uluslararası bir yönetim kurularak Batı Trakya’nın başına da General Şarpi getirilir.
General Şarpi'nin görevi ve amacı Wilson prensiplerine uygun olarak bölgede hangi millet ve dine mensup çoğunluk varsa, yönetimi o çoğunluğa teslim etmek amaçlı Fransa’ya bağlı, içişlerinde serbest manda sistemine dayalı bir devletin kurulmasını sağlamaktır.
Bunun için de Batı Trakya’da plebisit yapılması öngörülür.
Plebisit için iki kademeli bir plan hazırlanır.
Ancak bunun için önce temsilciler seçilmeli idi.
Birinci adımda halk tarafından seçilecek bu temsilciler ikinci adımda Batı Trakya’nın kaderini oyları ile tayin ve tespit edecekti.
12 Mayıs 1919 da temsilciler seçimi yapılır.
Yapılan seçimde halk 5 Türk ve Müslüman'a Hafız Galip, Tabak Halil Ağa, Ortacılı Ali Bey, Karamusalı Osman Ağa ve Hacı Yusuf'a yetki verir.
Ayrıca 1 Yunan (Nikolau Zoidis), 1 Bulgar (Petko Dacef) ve 1 Yahudi de (Muiz Karasu) temsilci seçilir.
Seçilen bu 8 temsilci, Batı Trakya’nın kaderini tayin edecektir.
O yıllarda Batı Trakya’da yüzde 87 oranında ezici bir çoğunlukta Türk ve Müslüman halkın yaşadığı bilinmektedir.
Hatta halkın iradesini ve belirli bir kesimi temsil edenlerin farklı eğilimleri de vardır.
31 ağustos 1913’te kurulan bağımsız Garbî Trakya Hükûmet-i Muvakkatesi (Batı Trakya Türk Cumhuriyeti) gibi bir devlet kurma fikri Halk arasında yaygın bir düşüncedir.
Hatta eğer bu gerçekleşemez ise, o zaman General Şarpi’nin önerisine bağlı, politik bakımdan Fransa’ya, içişlerinde serbest “Manda şeklinde” bir devlet kurulmasını tercih ediyorlardı.
Milli çıkarlara en uygun olanı elbette 1. planda ifade edilen bağımsız bir devlet idi.
Ancak Avrupa görünürde 2. planda anlattığımız Fransa’ya bağlı bir devletin kurulmasını tercih ediyor ve öngörüyordu.
Elbette plebisit oylaması öncesi Bulgar ve Yunan temsilciler de boş durmuyor Batı Trakya'yı kendi topraklarına katmak için çeşitli girişimlerde bulunuyorlardı.
Bu çalışmalarda Yunanlı temsilci Nikolau Zoidis ile Osmanlı Meclis'i Mebusan'ınında Makedonya üyesi olan ve Selanik Belediye Başkanlığı da yapan Haris Vamvaka Efendi Müslümanlara birçok vaatlerde bulunur.
13 Mayısı, 14 Mayıs’a bağlayan gece, Batı Trakya halkının gözüne uyku girmez.
Herkesin şüpheleri olmasına rağmen yine de temsilcilerin, Yunanlıları tercih edeceklerine ihtimal verilmemektedir.
14 Mayıs 1919 günü Batı Trakya halkının kaderi tayin edilecektir.
Seçilmiş olan temsilciler, Mutasarrıflıkta (Osman Paşa tarafından yaptırılmış, şimdi istinaf mahkemesi olarak kullanılan bina, o zaman kaymakamlık konağı) toplanacaklar ve Batı Trakya’nın kaderini tayin edeceklerdir.
Halk sonucu öğrenmek için, sabırsızlanmaktadır.
Meydana toplananların meraktan içi içine sığmaz, biran önce sonucu öğrenmek istemektedirler.
Bu aşamada Belediye başkatibi Şerafettin Bey balkona çıkarak şunları söyler;
“Hemşerilerim, temsilcilerimiz Yunanlılar lehine oy kullanmışlardır”.
DEVAM EDECEK


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder