Kısa tatilimde antik çağın en muhteşem ve destansı yeryüzü noktasını bir kez daha ziyaret ettim.
Önceki gelişlerimde içinde bulunduğum bu büyülü yeryüzü parçasının hikayesini yazamamıştım.
Bu defa kalemimi tarihin katranına daldırma cesaretini yaşıyorum.
İnsanın ihtişamlı dağlarını ve muhteşem denizini ile olağanüstü güzelliklerini görüp, kendini yaradan ile bir tuttuğu yerlerden söz ediyorum.
Tarihin bile kayıt tutmadığı zamanlarda buralarda yaşam alanları oluşturup günümüze kadar ulaşmasını sağlayan bir medeniyetler yuvası bana göre hala gizemli.
Atalarımızın ne zaman ayak bastığı bilinmeyen ancak adı tanrılarla anılan Olimpos ihtişamı ile tarihin günümüze armağanı sanki.
Antalya'nın dillere destan büyülü güzelliklerini taçlandıran olağanüstü bir yer.
2009 yılında UNESCO'nun Dünya Mirası Listesi’ne önerilen ve 'Likya Uygarlığı Antik Kentleri' arasında yer alan bu yerleşke mükemmel doğası, uzun sahili ile göz kamaştırıyor.
Aynı zamanda carettaların da geldiği sahiline akan bir de deresi var.
İçerisinde eşsiz canlıları barındırdığı iddia edilen bu tatlı suyun kaynağı da tanrıların dağı Olimpos.
Yunan mitolojisine göre Olimpos, tanrıların evi.
Tanrıların Kralı sıfatıyla da Zeus da eşi Hera ile birlikte Olimposlulara liderlik etmiş.
Olimpos efsanesi, kutsal bir mekanın olduğu kadar bağrındaki antik kentin de adı.
Büyük İskender'in de yolunun düştüğü, hatta kışları konakladığı bir bölge olan Olimpos iki farklı boyutuyla öne çıkıyor.
Yunan mitolojisine göre Olimpos, tanrıların kralı Zeus'un önderliğindeki On İki Olimposlu'nun yaşadığı, dünyayı yönettikleri ve ölümlülerin kaderini belirledikleri efsanevi bir dağ.
On iki tanrı ve tanrıçanın adları ise Zeus, Hera, Afrodit, Apollon, Ares, Artemis, Athena, Demeter, Dionysos, Hephaestus, Hermes ve Poseidon, Bellerophontes ve Kimera.
Tarihin tüm zamanlarının kayıtlarını tuttuğu efsane isimler.
Olimpos'un en ünlü hikayesi ise hiç şüphesiz aslan, keçi ve yılan karışımı olan ve ateş püskürten Kimera canavarı.
Efsaneye göre Bellerophontes, kanatlı atı Pegasus'a binerek bu canavarı yener ve yerin dibine gömer.
Günümüzde Çıralı Yanartaş'ta kayaların arasından binlerce yıldır bize ulaşan alevleri bu canavarın yerin altından püskürttüğüne inanılır.
Likya'nın gizemli kentidir Olimpos aynı zamanda.
Kesin kuruluş tarihi bilinmeyen antik kentin adı ilk kez M.Ö. 167-168 yıllarında basılan Likya Birlik sikkelerinde görülmüş.
Aynı zamanda carettaların da geldiği sahiline akan bir de deresi var.
İçerisinde eşsiz canlıları barındırdığı iddia edilen bu tatlı suyun kaynağı da tanrıların dağı Olimpos.
Yunan mitolojisine göre Olimpos, tanrıların evi.
Tanrıların Kralı sıfatıyla da Zeus da eşi Hera ile birlikte Olimposlulara liderlik etmiş.
Olimpos efsanesi, kutsal bir mekanın olduğu kadar bağrındaki antik kentin de adı.
Büyük İskender'in de yolunun düştüğü, hatta kışları konakladığı bir bölge olan Olimpos iki farklı boyutuyla öne çıkıyor.
Yunan mitolojisine göre Olimpos, tanrıların kralı Zeus'un önderliğindeki On İki Olimposlu'nun yaşadığı, dünyayı yönettikleri ve ölümlülerin kaderini belirledikleri efsanevi bir dağ.
On iki tanrı ve tanrıçanın adları ise Zeus, Hera, Afrodit, Apollon, Ares, Artemis, Athena, Demeter, Dionysos, Hephaestus, Hermes ve Poseidon, Bellerophontes ve Kimera.
Tarihin tüm zamanlarının kayıtlarını tuttuğu efsane isimler.
Olimpos'un en ünlü hikayesi ise hiç şüphesiz aslan, keçi ve yılan karışımı olan ve ateş püskürten Kimera canavarı.
Efsaneye göre Bellerophontes, kanatlı atı Pegasus'a binerek bu canavarı yener ve yerin dibine gömer.
Günümüzde Çıralı Yanartaş'ta kayaların arasından binlerce yıldır bize ulaşan alevleri bu canavarın yerin altından püskürttüğüne inanılır.
Likya'nın gizemli kentidir Olimpos aynı zamanda.
Kesin kuruluş tarihi bilinmeyen antik kentin adı ilk kez M.Ö. 167-168 yıllarında basılan Likya Birlik sikkelerinde görülmüş.
Ceneviz Kalesi olarak da bilinen sahildeki kale bir zamanlar korsanların sığınağı ve evi imiş.
Tarihi kaynaklarda adı ilk defa M.Ö. 1. yüzyılda bölgeye yerleşen korsanların lideri Zeniketes ile de anılır.
Antalya'nın Kumluca ilçesinde, ormanlık alan içerisinde Helenistik, Roma ve Bizans dönemlerine ait kalıntıları da barındıran kent; tarihi dokusu, eşsiz doğası ve sahile inen akarsuyuyla Türkiye'nin önemli turizm merkezlerinden biri.
Sahili kaplumbağaların yavrulama alanı olduğundan sit alanı olarak korunan, genellikle üniversite öğrencileri ve sırt çantalı turistlerin tercih ettiği bir tatil yeri.
Bu arada yamaç tırmanıcılarının da büyük ilgi gösterdiği bir yer.
Ağaç evleri, çadır mekanı olarak kullanılabilecek açık alanları, Likya Yolu üzerinde bulunması ve neredeyse sabaha kadar hizmet veren mekanları en önemli özelliklerinden.
Yolunuz düşerse Beydağları Milli Parkı sınırları içinde yer alan Olimpos'un ören yerini mutlaka ziyaret edin.
Geçmişin gizemini de barındıran örenyeri antik limanına kadar uzanan taş döşemeleri, hamam kalıntıları, Bizans Kilisesi, akropolü, kutsal yolu, tapınak kalıntıları, lahit mezarları ve sarnıcı ile sizi adeta bir zaman yolculuğuna çıkaracak.
Sarnıç içinde kök boyası ile renklendirilen gemi grafitisi betimlemesi bir zamanlar buradaki müthiş deniz trafiği ile Olimpos'un çevre limanlara hakimiyetini anlatır nitelikte.
Şimdilerde buralara kestirmeden gemi ile gelinememesi ise al ayrı bir kara mizah örneği.
Arıca bölgede tanık olduğum gecekondulaşma ile çarpık yapılaşma ve işgaller de.
Tanrıların dağına bir hançer gibi saplanan ve içlerinden birinin bir milletvekiline ait olduğu da belirtilen çirkin yapılara gelince eskinin insanları ile şimdikilerin yaşamını ve yaptıklarını karşlaştırdığımda kendi payıma utandım.
Devlet adına bölgede yetki kullanan kamu görevlilerinin bu duruma seyirci kalması da ayrı bir utanç bizim için.
Olimpos olduğu gibi korunmalı, bölgede sadece Robina Bungalov Hotel, Olympos Butik Hotel, Köy evi Olympos Countryhouse, Çınar Hotel Olimpos gibi mimarisi ve yapılaşma planı bölge ile uyumlu tesislere izin verilmelidir.













Hiç yorum yok:
Yorum Gönder