10 Mart 2026 Salı

İMAMOĞLU MEYDAN OKUDU "TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNİN EN ÖNEMLİ SİYASİ DAVALARINDAN BİRİSİ BAŞLATILIYOR"


İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, tutuklu yargılandığı İBB Davası'nın duruşmasında yaptığı konuşmayı paylaştı. İmamoğlu, yapay zeka aracılığıyla kendi sesinden seslendirilen savunmayı, "Bu sistemin derdi benimle. Ben burada sizinle bu süreci yönetmeye hazırım. Savunmamı yapmaya hazırım." notuyla paylaştı.





İBB Başkanı ve CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu, tutuklu yargılandığı İBB Davası'nın bugün devam eden duruşmasında mahkemede yaptığı konuşmayı, Cumhurbaşkanlığı Aday Ofisi'nin X hesabından paylaştı.

"BU SİSTEMİN DERDİ BENİMLE"

Yapay zeka aracılığıyla kendi sesiyle seslendirilen konuşmayı paylaşan İmamoğlu, paylaşımında şu ifadeleri kullandı:
"Benim talebim çok basit. Arkadaşlarımı evlerine yollayın.
Bu sistemin derdi benimle. Ben burada sizinle bu süreci yönetmeye hazırım. Savunmamı yapmaya hazırım.
Bu insanları tutuksuz yargılayın. Anneler çocuklarıyla buluşsun. İnsanlar hasta. Gitsin tedavilerini yaptırsın, duruşmalara gelsin.
Ramazan ayındayız. Bayram geliyor. Bu arkadaşlarımı evlerine yollayın."

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ TARİHİNİN EN ÖNEMLİ SİYASİ DAVALARINDAN BİRİSİ BAŞLATILIYOR"

İmamoğlu'nun duruşmadaki ilgili konuşması şöyle:
"Az önce özeti dahi dinlediğinizde sanıyorum her satırda ismimin geçtiği bir özeti aktardınız. Ve bu aktardığınız özetle beraber burada Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en önemli siyasi davalarından birisi başlatılıyor. Elbette bir usule karar vereceksiniz ve kararı uygulayacaksınız. Ama kararınızı vermeden önce de dinlemeniz gerektiğini düşünüyorum. Ben avukat değilim. Hukukçu değilim. Ama elinizde bulunan ceza muhakemesi kanunlarına uygun olmadığını düşünüyorum. Şunu bilirim; Türk yargısı, adalet mülkün temeliyse, devletin temeliyse, sizin oradaki bakışınızla buradaki hiç kimse suçlu değil. Bir iddia makamı var. Bana göre yok hükmündedir. Bana göre tümüyle kusurludur. Bana göre tümüyle şaibelidir. Bana göre tümüyle suçludur. Ama bütün bu süreçte, siz iddia makamıyla buradaki her arkadaşım adına bağımsız, ortada duran, adil davranan ve nihayetinde bir karar vermekle yükümlü olan bir görevi yapıyorsunuz. Kutsal bir görev."

SİYASİ BOYUT
"O bakımdan şu anda burada bahsi geçen mesele bir siyasi davadır. 16 milyon İstanbullunun Belediye Başkanı burada. Şu an karşınızda, huzurunuzda 15.5 milyon insanın oy kullanarak Türkiye'nin birinci partisinin Cumhurbaşkanı adayı olarak tariflediği bir kişi, 25.1 milyon insanın imza verdiği bir insan. Ve böyle bir kamuoyunda yüzde 70'e yakın toplumun bu davanın bir siyasi dava olduğuna dair takdirinin olduğu bir yerde yürüyen bir yargılamadan bahsediyoruz. Meselenin özü siyasidir."

"BU BİR SİYASİ DAVADIR"

"İddianamenin başından itibaren ortaya konan net bir tavır var. Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü'nü ele geçirmek, İstanbul'u ele geçirmek, Türkiye'yi ele geçirmek, Cumhuriyet Halk Partisi'ni ele geçirmek... Cumhuriyet Halk Partisi'ni ele geçirdikten sonra her şeyi yönetmek. 'Ahtapotun kolları' diyerek burada bu işin başında bulunan, başsavcı görünümlü siyasetçinin Ankara'ya, ahtapotun kolları üzerinden nasıl selam çaktığı ortadadır. Görevi aldıktan sonra siyasi kimlikle bu işi yürüttüğü ortadadır. Onun için bu bir siyasi davadır."

SEÇİM İPTALİ

"Siyasi dava bugün başlamamıştır. Bakın, 2019 yılında seçim iptal edildiği gün ya da iptal edilmeden bir süre önce, bu ülkenin Cumhurbaşkanı, milletin oyuyla seçilmiş, milletin iradesiyle seçilmiş Cumhurbaşkanı '13-14 bin oyla kimse seçimi kazanacağını zannetmesin' demiştir. Bakın, bir oyla bile seçim kazanılır. 13-14 bin oyla kimse seçimi kazanacağını zannetmesin demiştir. Seçimi iptal etmiştir. Seçimi iptal eden anlayıştan, 2024'te, bakın o seçim iptalinden önce ben 13.600 oyla milletin takdiriyle İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı seçildim. Sonra bu 806.000 oy oldu. Sonra 1.100.000 oya ulaştı. 2024'te bu anlayış fikir değiştirdi. 'Seçimi iptal etmekle olmuyor. O zaman tutuklayarak olsun' demiş. 'Bir operasyon yaparak bunu başarabiliriz' demiş. Siyasi bir karardır. O siyasi kararla, siyasi bir görevden, bakan yardımcısı olan bir görevden o siyasetçi, yani başsavcı görünümlü siyasetçi İstanbul'a gelmiş, vazifesini tamamlamış. Ta 2024'ün seçiminden 2-3 ay sonra belirlenen bu operasyon, bizim duyumlarımız temmuz ağustosta başlayan bu operasyon ve o dönemden 'bu işte başarılı olursa bakan olursun' denen kişi Türkiye Cumhuriyeti Devleti'ne bakan olmuştur."

"ADİL BİR YARGILAMA BENİM HAKKIMDIR"

"Dolayısıyla bu iş başından beri siyasidir. Siyasi bir davada ve bu kadar çelişkili, hiçbir iddianın altında bir delilin, bir sürecin oluşmadığı bir ortamda siz 'ben burada sadece eylem eylem ya da kişi kişi şu alfabetik sırayla bunu dinleyeceğim' derseniz gerçekten yanlış yönetmiş olursunuz. Adil bir yargılama benim hakkımdır. Buradaki her arkadaşımın nasıl bir zulümle, nasıl bir sıkıntıyla buraya geldiğinin bilinmesi lazım. Kalp pili bulunan arkadaşımızı dün görünce 'kolun niye askıda?' diye sordum. Kalp pilim var, sıkıntım var dedi. Büyük bir sıkıntıyla bir yıldır burada neden olduğunu bilmeyen onlarca arkadaşımız var. Ama siz dosyanızda '8.5 milyon dolar verdim, beni dışarı bırakacaklardı, adliyeyle de işbirliği vardı' diye suç duyurusunda bulunan kişiyle ilgili işlem yaparken kalp pili olan bir arkadaşımla ilgili karar vermediniz. Bir kişiyi bile tahliye etmediniz."

"MİLLET EVLATLARIYLA TEST EDİLİYOR"

"Millet evlatlarıyla test ediliyor, çocuklarıyla test ediliyor. Seçilmiş bazı iş insanlarının yurt dışına çıkış yasağı kaldırılıyor. Ama burada çocuğuyla test edilen insanlarla ilgili işlem yapılmıyor. Biz nasıl inanacağız? Nasıl güveneceğiz? Bu iftiraname üzerinden o 15-20 yıllık belediyecilik döneminde ne yapmışlarsa hepsini Ekrem İmamoğlu'na mal etmişler. Bakmışlar bir şey yok ama buna rağmen bunu yapmışlar. Ve o iftiraname üzerinden baskı altında bir sistemle karşı karşıyayız. Ben bu ülkenin birinci partisinin Cumhurbaşkanı adayıyım. Ben Türkiye'nin ilk seçimde iktidarı olacak partisinin Cumhurbaşkanı adayıyım."

"O İFTİRANAMENİN SAYFASININ DEĞERİ KALMAYACAK"

"Mahkeme nedir biliyor musunuz? Bir kişinin kendini en çok güvende hissedeceği yerdir. Ben jandarma alay komutanlığının yanında onların peşinden terleyerek, koşarak büyüdüm. Askerin kıymetini bilirim. Bu bayrağın kıymetini bilirim. Bizi niye böyle karşı karşıya getiriyorsunuz? Burada belediye başkanları var. Burada hayatını devlete vermiş kamu görevlileri var. Biz 2026 yılındayız. Cumhuriyetin 100. yılındayız. Etrafımız ateş çemberinde. Türkiye'nin tek liderlik anlayışı vardır: Yurtta sulh, cihanda sulh. Bugün ben bir yıldır 12 metrekarede tecrit altındayım. Arkadaşlarımla bir yıl sonra ilk defa burada sarıldım. Bugün burada 107 arkadaşım savunma yapacak. Buradaki her arkadaşım öyle bir savunma yapacak ki o iftiranamenin sayfasının değeri kalmayacak."

"BUNU BÖYLE BASİT Mİ GÖRÜYORSUNUZ?"

"Ama Ekrem İmamoğlu'nun bu tarihi yargılamada, bunun bir yargılama olması için çoklu konuşmaya ihtiyacı vardır. Arada da konuşma talep edebilir. Bunu değerlendirmeniz gerekir. Avukatlarımla bir diyalog köprüsünün sizin için iyi olacağını düşünüyorum. Bakın, tekrar ediyorum, şaka yapmıyorum Sayın Hakim. Sağınızdaki üyenin, bu iddia da değil bakın iddia da değil. Açın dünkü görüşmelerin son bir iki saatini izleyin. Takdirinizdedir bu. Burayla nasıl şakalaştığını, nasıl işaretleştiğini ben iki kez gördüm. Hatta önce, bakın Sayın Hakim bunu niye söylüyorum? Ben arkadaşlarımı zan altında bırakmak istemem. Şuraya varacağım; bunu düzeltmekle yükümlüsünüz. Benim avukatlarımla sağlıklı köprü kurarak, diğer avukatlarla da sağlıklı bir köprü zemini oluşturarak lütfen istişare ediniz. Bunu böyle basit mi görüyorsunuz? Hayır bunu böyle basit mi görüyorsunuz? Bakın el kol hareketiyle bana 'sözüm ona' laf yetiştirmeye çalışan arkadaşı ben muhatap almam. Bunlar genç arkadaşlar. Bunların daha ders alacağı çok şey var. Ama bu şekilde yaparsanız olmaz. Burada sizin onlara vereceğiniz düstur, prensipler yüce Türk yargısıyla tarihe geçecek."

YASSIADA GÖNDERMESİ

"Yani şöyle ifade edeyim; Yassıada'da da 'senli benli' konuşmalarla başladı mesele. Burada da böyle başlarsa olmaz. Bakın ben bugünkü tutumunuza teşekkür ediyorum. Bana burada fırsat verdiniz. Benim de bir yanlışım olduysa, kusurum affola. Bakın bu kadar net. Özür dilemek kadar asil bir şey yoktur. Olur ya sesim size yanlış gelmiştir, canınızı sıkmıştır, kalbinizi kırmıştır, sizin üzerinize almışsınızdır meseleyi. Affola. Hiç sorun yok. Ama bir yanlış yaptıysak geri dönelim. Arkadaşımız da geri dönsün. Konumu gereği bunu yapmaması gerekir. Ama meseleyi şöyle algılayın Sayın Hakim; diyalog olmadan bu süreç yönetilemez."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder