24 Aralık 2025 Çarşamba

Tarihimiz, Balkanlar, acı, kan, gözyaşı ve BAL GÖÇ



Yazılı tarihin başlangıcından önce bile Türklere ev sahipliği yapan, vatan olan Balkanlar 1912'ye gelindiğinde Müslüman Türkler için cehenneme dönüştü.
Yüzlerce yıl Müslüman Türklerle birlikte iç içe huzurlu bir yaşam süren diğer uluslar, emperyal güçlerin kışkırtması ile tarihin hiçbir döneminde görülmeyen bir kalkışma sonucu biz Müslümanların ve Müslüman olan Türklerin boğazına sarıldı, yaşamına kastetti.
Mora'dan Tuna'ya kan deryasına dönen coğrafyada kadın, çocuk, ihtiyar demeden milyonlarca insanımız yaşamdan koparıldı, milyonlarcası da yerinden, yurdundan edildi.
Öyle ki ebediyete göçmüş atalarımızın mezarları bile saldırıya uğradı, tahrip edildi.

Bu nefret ve kin deryasının yaratıcılarını bile dehşete düşüren gelişmeler modern çağın tarihçileri tarafından kayda alınırken "Balkanlarda yaşam süren 16. Yüzyılın Müslüman Türkleri bu kadar insancıl ve hoşgörülü olmasaydı 19. yüzyıla gelindiğinde kendilerine yurt aramak zorunda kalmazdı" diyerek aktardı olanları.
Ulus olarak kendi tarihimizi ve yaşadıgımız acıları konuşmayı pek sevmiyoruz biz.
Yasananları da.
Bu nedenle Balkan felaketi olarak tanımladığımız bu dönemi de çok konuşmaz, irdelemeyiz.
Ancak 80'li yıllara gelindiğinde Bulgaristan'da yaşananlar öyle bir milad oluşturdu ki, insanımız ilk defa, yaşananlara, bizlere reva görülenlere isyan etti.
Türkiye'de yer yerinden oynadı.
İnsanlarımız geçmişlerinde pek görülmemiş bir tavır sergileyerek meydanlara çıktı, sesini tüm dünyaya duyurdu.
Adeta zamanın durduğu bu süreç Balkan Türklüğü için yeni bir dönemin, örgütlülükten kaynaklı gücümüzün farkına varıldığı, sivil toplum yaşamımızda yeni bir sayfanın açıldığı andı.

Bu günlerde bize dayatılan soysuzlaşma sürecini paramparça eden, Balkan siyasi tarihini tersyüz yapan, yeni dönemin ve gücün öne çıkan bayraklaşmış örgütlülüğü, markalaşmış sivil toplum kuruluşu ise hiç şüphesiz 1985 yılında Bursa'da kurulan ve hala genel merkezi Bursa'da olan Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği yani en bilinen adıyla Bal Göç'tü.
Bu büyük güç zaman içinde evrilip gücünü daha da pekiştirerek kendi örgütlülüğünü tüm Türkiye'ye yayan muazzam bir organizasyona dönüştü.
Önce Balkan Türkleri Göçmen ve Mülteci Dernekleri Federasyonu (BGF), ardından da Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) kurularak Bal Göç'ün kurumsal kimliği ülkemizde hiç bir STK'mıza nasip olmayacak bir şekilde taçlandırıldı.
Sesi tüm dünyadan duyulur, sözü ise Birleşmiş Milletler'de kayda alınır oldu.
Başta Balkanlar olmak üzere tüm bölgede yaşanan gelişmelere taraf, hele hele başta Türkiye dışında yaşayan Türkler olmak üzere yeryüzünün her metrekaresinde bizi ilgilendiren her konuda muhatap kabul edildi.
Dile getirdiği konular ilgili ülkeler tarafından parlamentolarında ele alınarak, siyasi adımları buna göre atıldı.
Yeri geldi hükümetler kurdurdu, yeri geldi iktidarlar devirdi.
Türkiye Cumhuriyeti'nin tüm kurumları bile saydıgım ve dile getirdiğim konularda adım atmadan, her hangi bir politika oluşturmadan önce Bal Göç'e danışır, fikir alır oldu.
Tarihi kayda alanlar Balkan Türklüğü'nün Bal Göç sayesinde elde ettiği kazanımları elbet benden daha iyi olarak gelecek kuşaklara aktaracaktır.
Ancak bu konuda camiamızı uzun yıllardır gözlemleyen, Bal Göç'ün kurulduğu yıllardan beri STK'mızı ve insanımızı ilgilendiren her konuda yazan, çizen biri olarak söyleyeceklerim var.
Evvela Bal Göç'ü kuran, bizi birbirimize kenetleyen o unutulmaz kahramanları saygı ile selamlıyor, ebediyete intikal etmiş olanlarını da rahmet ve minnetle yad ediyorum.
Mekanları cennet olsun.
Bu güne kadar camiamız için katma değer oluşturan, elini taşın altına koyan, enerjisi ile bizleri birleştiren, bütünleştiren her insanımıza, yöneticimize ve çesitli kademelerde görev almış ağabeylerime, ablalarıma, kardeşlerime, arkadaşlarıma ve dostlarıma teşekkür ederim.
Malumunuz Bal Göç'ün 28 Aralık Pazar günü saat 11.00'de Yıldırım Belediyesi Yunus Emre Spor Komplesi'nde 20. olağan genel kurulu yapılacak.
Bursa'da yaşayanlarımız başta olmak üzere her insanımızın gözü, kulağı ve gönlü burada olacak.
Bu nedenle bu güne kadar yaşadıklarımızdan ve bize yaşatılan süreçlerden dolayı her kesim ve meslekten, hele hele de eli kalem tutan, ağzı laf yapan her insanımız bir şeyler söylemekte, yazıp çizmekte.
Balkan Rumeli Türkleri olarak geçmişten geleceğe taşıyacağımız her değeri bu günden ele almak, ancak yaşadığımız olayları tarihsel gerçekliği ile de değerlendirerek gelecek kuşaklara aktarmak birinci görevimiz olmalı.
Balkan savaşları yıllarındaki yenik, yitik, dağınık, bölük pörçük olmuş halimizden sıyrılıp bizi büyük, kudretli bir aileye dönüştüren Bal Göç hakkında egolarımızdan, küçük hesaplarımızdan, birbirimizi incitecek davranışlardan sakınarak laf etmeli, görüş belirtmeliyiz.
Türkiye'nin en büyük STK'sı ve gücünün temsilcisi konumundaki Bal Göç geleceğe yürürken tüm camiamıza yakışır bir süreçte bize yakışan, gençlerimizin örnek alacağı bir duruş ve akıl ortaya koymalıyız.
Yönetime talip olan, bu konuda çaba sarfeden her insanımız kıymetli ve değerlidir.
Kendilerine başarılar diliyorum.
Ancak ...
Yaşadıklarımızdan ders almamız için illaki yeni bir felaket, yaşanacak yeni acılar olmamalı.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder