Bulgaristan'da Türklere yönelik insanlık suçu ve asimilasyon süreci kitaplaştırılarak tarihsel bir arşive dönüştürüldü. Sofya’dan İstanbul’a uzanan acı yolculuk 40 yıl sonra 'Leyla’yı Hatırlıyor Musunuz' adıyla ebedileşirken Bulgaristan'da toplumsal hafızayı uyaran, silkeleyen yanıyla da farkındalık yarattı.
Bulgaristan'da, 1989 yılında Türk ve Müslümanlara yönelik uygulanan asimilasyon politikalarını anlatan 'Leyla'yı Hatırlıyor Musunuz' adlı kitap yayımlandı. Kitap, o dönemde yaşanan acıları ve zorlukları etkileyici biçimde ortaya koyuyor.
Bulgaristan Bilimler Akademisi'nde düzenlenen tanıtım etkinliği büyük ilgi görürken, kitap eski rejimin Türk ve Müslümanlara yaşattığı acıları yeniden gündeme taşıdı.
Etkinlikte günün anlamı üzerine bir konuşma yapan Doçent Mila Maeva, 1980'lerde Türk ve Müslümanlara yönelik olarak yürütülen asimilasyon politikalarının toplumda derin yaralar açtığını belirtti. Maeva, 1989 yılında 450 bin kişinin Türkiye'ye göç etmek zorunda kaldığını hatırlattığı konuşmasında kitabın, geçmişte yaşanan bu dramı belleklerde taze tutmayı amaçladığını söyledi.
TRAVMATİK ANILAR YENİDEN CANLANDI
Kitapta yer alan fotoğrafların, o dönemin acılarını hatırlattığını belirten fotoğrafçı İvan Grigorov ise, göç sırasında çektiği fotoğrafların hikâyelerine değindi. Kitabın kapak fotoğrafındaki Leyla adlı Türk kızı ile yıllar sonra Türkiye'de tekrar karşılaştıklarında yaşamının en unutulmaz anısını elde ettiğini belirten Grigorov "Umarım toplumumuz bu kitap sayesinde bellek tazelemesi yapar ve bir daha bu acıları yaşamayız" dedi.
Grigorov gözyaşları içinde tamamladığı konuşmasını kapak fotoğrafındaki 9 yaşındaki Leyla’yı 36 yıl sonra Türkiye’de nasıl bulduğunu aktararak “Bu acılar yüz binlerce insanın hafızasından asla silinmeyecek” dedi.
TÜRKÇE DÜŞÜNMEK BİLE YASAKTI!
Kitaptaki Bulgarca metinleri Türkçeye çeviren Nihal Özergan ise etkinlikte, ailesiyle yaşadığı asimilasyon sürecini anlattı. Özergan, iki kez isminin zorla değiştirildiğini ve bu sürecin kendileri için ne denli travmatik olduğunu ifade ederek kitabın, bu türden travmaların farkındalığını artıracağını umduğunu belirtti.
Özergan, “İsmim iki kez zorla değiştirildi. Türkçe konuşmak, düşünmek bile yasaktı” derken, Devlet Arşivleri Başkanı Mihail Gruev, komünistlerin arşivlerdeki tüm Türk isimlerini silme planını hayata geçiremediğini belirtti.
ADALET BEKLENTİSİ
Kitabın editörü Mariya Borişeva ise konuşmasında geçmişte asimilasyon kampanyasına katılanların adeta ödüllendirildiğini ve bu durumun büyük bir adaletsizlik olduğunu vurguladı. Borişeva, bu kitabın tarihteki haksızlıkların fark edilmesine yardımcı olacağını da söyledi. Borişeva “Bu muazzam insani suçu işleyenler hala cezalandırılmadı; bu korkunç bir adaletsizlik” dedi.
1944-1989 arası 45 yıllık komünist diktatörlük döneminde yaşanan asimilasyon süreci Bulgaristan tarihinin en karanlık sayfalarından biri olarak kabul ediliyor.



Hiç yorum yok:
Yorum Gönder