Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu'nun (BRTK) Tokat etkinlikleri kapsamında tarihi Yağıbasan Medresesi'nde düzenlenen 'Mora Katliamı Yıldönümü Anma Programı' duygusal bir süreçte gerçekleşti.
Tarihin sessiz çığlığı Mora'da yaşanan insanlık dramının ele alındığı konferansta 1821 yılında Yunanistan'ın gerçekleştirdiği Türk ve Müslüman soykırımı irdelendi.
BRTK'nın kurumsal kimliği liderliğindeki etkinlik Tokat Belediyesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Anadolu Rumeli Balkan Dernekleri Federasyonu, Tokat Balkan Türkleri Derneği ortak organizasyonu ile hayata geçirilirken Tokat Gaziosmanpaşa
Tarihin sessiz çığlığı Mora'da yaşanan insanlık dramının ele alındığı konferansta 1821 yılında Yunanistan'ın gerçekleştirdiği Türk ve Müslüman soykırımı irdelendi.
BRTK'nın kurumsal kimliği liderliğindeki etkinlik Tokat Belediyesi, Gaziosmanpaşa Üniversitesi, Anadolu Rumeli Balkan Dernekleri Federasyonu, Tokat Balkan Türkleri Derneği ortak organizasyonu ile hayata geçirilirken Tokat Gaziosmanpaşa
Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Samettin Başol'un yaptığı sunumda 'Mora Katliamının Nedenleri, Sonuçları ve Tarihteki Yeri' irdelendi.
Etkinlik evsahibi konumundaki BRTK yönetim kurulu üyesi ve Anadolu Rumeli Balkan Dernekleri Federasyonu Başkanı
Yavuz Cemil Erdem'in açılış ve selamlama konuşması ile başladı. Akabinde Gaziosmanpaşa Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Alparslan Demir'in katılımcılara yönelik konuşması gerçekleşti. Bu tür etkinliklerin milli bilincimizin yaşama yansıması anlamında önemli olduğunu belirten Prof. Demir'in ardından son konuşmacı olarak Balkan
Rumeli Türkleri Konfederasyonu Genel Başkanı Sabri Mutlu kürsüye davet edildi.
Mutlu selamlama konuşmasında Balkanlarda yaşanan acıların kısa bir özetini yaparak verdiği bilgilerle katılımcıların bilincine o günlerin karanlığına inat bir ışık demeti oluşturdu. Bu etkinliğin önemine de vurgu yapan Mutlu "Biz yıllar yılı bu olayları konuşmayarak, irdelemeyerek, lanetlemeyerek kendimize de haksızlık yaptık. Gelecek kuşaklara tarihi doğru öğretmeli, onların atalarının yaşadığı insanlık dramını iyi belletmeliyiz"dedi.
Panelin sunumunu yapan Gaziosmanpaşa Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Görevlisi Doç. Dr. Samettin Başol ise Mora katliamı ve akabinde Balkanlar'da yaşadığmız felaketler ile acıları aktarırken ünlü tarihçimiz İlber Ortaylı'nın "19. Yüzyıl Osmanlı İmparatorluğunun En Uzun yüzyılı oldu" sözleri ile özetledi.
Başol Mora'daki insanlık dramının Batı ülkelerinin gözleri önünde ve dahli ile gerçekleştiğini vurguladığı sunumunda Fransız ihtilalinin ve 1815 Viyana kongresinin etkisinde olan ve bu ilkeleri temel alan 'Filhelenizm' hayranlığının insanlığın yüzkarası bir eyleme dönüştüğünü belirterek Helen / Rum savına hizmet eden dernekleri şu şekilde sıraladı;
Athena ( Fransa),
Phxoenix ( Rusya),
Filimi Eteria (1814 Odessa).
Çoğunluğu Türkler olmak üzere Müslüman ve Musevilerden yaklaşık 90 bin insanımızın katledildiği Mora isyanına giden süreçte bu derneklerin ve Batılı siyasiler ile entellektüellerin yanı sıra tüm Ortodoks din adamlarının ve piskoposların gayretli çabalarının da bulunduğuna dikkat çeken Doç. Dr. Samettin Başol bu faktörlerin yanı sıra Osmanlı Padişahı 2. Mahmut (1808-1839) döneminde yaşanan facianın baş unsurunun ise hiç şüphesiz Yanya Valisi Tepedelenli Ali Paşa İsyanı (1820) ve ayaklanması olduğunu belirtti.
Balkan savaşları ve tarihin gördüğü en büyük acıların en başında Mora katliamının geldiğine de dikkat çeken Başol bu sürecin sonunda Balkanlar'da Türklere güvenli hiç bir yerin kalmadığını da vurgulayarak bu olayın Rumeli ve Balkanlara etkilerini anlatıp katılımcılara bu günkü Yunanistan milli marşının Mora isyanını anlatan şiirden alıntılandıgını ve biz Türklere nefret kusan bir söylem içerdiğine dikkat çekti.
Gecenin en duygusal anı ise hiç şüphesiz kendisi de Yunanistan Türklerinden mübadil bir aileye mensup Ayla Bağ'ın panelin başlangıcında dile getirip okuduğu kendisine ait şiirdi. Yaşanan acıların ve devamındaki trajedinin biz Türk çocuklarına en yalın ve duygusal anlatımı konusundaki mısraları buradan aktarmayı bir vatan borcu sayıyoruz;
Gitmeyi bilir misiniz?
İçiniz yana yana.
Ayaklarınızı sürüye sürüye,
Sevdiğiniz ve alıştığınız ne varsa ardınızda bırakarak
Bir gemi güvertesinde yol aldınız mı hiç?
Kaç hasret, kaç ayrılık, kaç memleket sığdı bilir misiniz.?
Biletleri tek gidiş, rotası belirsiz,
Azığı keder olan yolculuklara çıktınız mı hiç?
İçinizde bilmediğiniz topraklara bir vatan taşıdınız mı?
Onlar gittiler.
İçlerine bir vatan saklayıp,
Yanlarına anılarını aldılar.
Hiç unutmamak için
Bir daha asla göremeyecekleri
Şehirlerine, köylerine son kez baktılar…
Binlerce göz, binlerce baş, el, yürek, kıpırdanan binlerce dudak sessizce veda ettiler.
Onlar kaybedilen bir ülkenin son kaleleri idiler.
Birer birer yıkıldılar.
Yandılar kül oldular.
Küllerinden yeniden doğdular.
Size bir masal anlattılar.
Dinlediniz mi?
MÜBADELE MASALI.
Muhacirler, kaybedilmiş topraklarımızın aziz hatıralarıdırlar.
Bana bir masal anlat baba
İçinde dedem, Atam, ninem, annem, kardeşlerim, sen ve ben olayım.
Göklerin sonsuz mavisinde çadır kuralım bulutlara.
Uçalım kanatlanıp umutlarla yıldızlara.
Saralım yaralı yürekleri sevgi ve merhametle…
İşte o zaman Kuş misali…
Yeniden doğar
ANKA
NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder