10 Kasım 2023 Cuma

Bulgaristan'da Türkçe eğitim yerlerde sürünüyor, bunda Türk anne babaların da büyük payı var




Bulgaristan'da Türk asıllıların anadilde eğitim hakkı yasalarla tırpanlanarak yok edilme noktasına getirilirken anne babaların vurdumduymaz tavrı ve bürokratik süreçler ile Türk asıllıların Türkçe eğitimde ısrarcı olmaması Türkçenin okullardan silinmesine neden oluyor.

Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği Genel Merkez Yönetimi tarafından Ördekli Kültür Merkezi'nde düzenlenen 'Bulgaristan'da Türkçe Eğitimi' konulu panel Bulgaristan Bursa Konsolosu Momçil Rusinov, Balkan Rumeli Türkleri Konfederadyonu Genel Başkanı Sabri Mutlu, Büyükşehir Belediye Başkan Yardımcısı Fethi Yıldız , Yıldırım Belediye Başkan Yardımcısı Selim Yolgeçen, yöre derneklerinin başkan ve yöneticileri ile Bal Göç üyeleri ve akademisyenlerin katılımı ile yapıldı.
Çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcilerinin de yer aldığı panel söyleşinin baş konuğu ise Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri Derneği Başkanı Emine Mehmet Halil idi. 
Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doçent Doktor Osman Nuri Korkmaz ile birlikte Bulgaristan Türkleri açısından anadil eğitimi ve yaşanan sorunları irdeleyen Emine Mehmet Halil yaptığı sunumda sayılar ve tarihlerle Bulgaristan Türk azınlığının eğitim ve dil sorununun kronolojik dökümünü yaptı.

BALKAN: 10 MİLYON İNSANIMIZ VAR

Ebedi Liderimiz Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşlarına saygı duruşu ve İstiklal marşının okunmasının ardından konukları selamlayan Bal Göç Genel Başkanı Profesör Doktor Emin Balkan 150 yıldır Balkanlar'dan Anadolu'ya doğru göç yaşanmasına rağmen hala bölgede 10 milyonun üzerinde Türk ve akraba topluluğunun yaşadığını ifade ederek, bu ülkeler içerisinde en yoğun Türk nüfusunun da Bulgaristan'da olduğuna dikkat çekti.
Balkan, Bulgaristan'daki Türkler ile istişare edildiğinde Türkçe eğitimi ile ilgili sıkıntıların ifade edildiğini belirterek bu durumda ne olduğunu irdelemek, bilgilenmek açısından bu paneli düzenlediklerini söyledi.

TÜRKÇE ÖĞRETMENLERİNE MİNNET BORÇLUYUZ

Balkan; "Bulgaristan'da bu hususta iki tane derneğimiz var. Türkçe öğretmenleri derneğinin Kuzeydeki ve Güneydeki yöneticilerine ulaştım. Her iki derneğin yöneticileri de durumu paylaştı, bugünkü durumu özetledi. Sağolsun Şumnu'dan, Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri Derneği Başkanımız Emine Mehmet Halil hocamız bizzat Türkiye'ye gelerek bizi bilgilendirebileceğini belirtti. Bizler daha dedelerimizden, babalarımızdan biliyoruz ki Türkçe Öğretmenler Birliği Bulgaristan Türkleri açısından çok önemli. Kurulduğu 1906 yılından kapatıldığı 1933 yılına kadar çok önemli bir misyonu üstlenip bizlere meşale oldu, yol gösterdi. Dönemin yönetimi tarafından lağvedilen bu topluluğa minnet borçluyuz. Bu topluluk Bulgaristan'daki Türkçe eğitimi ile ilgili önemli sorumluluklar üstlenmiştir. Önemli işler yapmışlardır. Sonrası ise malum" dedi.

ANA DİLDE ISRARCI OLMAMIZ LAZIM

Balkan Rumeli Türkleri Konfederadyonu Genel Başkanı Sabri Mutlu da yaptığı konuşmada düzenlenen panelin son dönemde Bulgaristan Türkleri açısından yaşanan sorunları irdelemek adına çok önemli bir adım olduğunu söyledi. 
"Bulgaristan'da biz Türkler açısından düzeltilemeyen, bu güne kadar çözümlenememiş en temel mesele budur. Açık ve net olarak ifade edeyim ki ana dilini ögrenemeyen çocuklarımız resmi dil Bulgarcayı da tam öğrenemez. Öğretmenlerimiz belediye başkanlarımız dahil hepimizin bildiği en yalın gerçek bu. Ana dilini öğrenmeyen çocuklarımız Bulgarcayı da doğru öğrenmediği için Bulgaristan'a bir faydası olmayacak. Bu güne kadar bütün yönetimler ile görüştük. Daha önce Bulgaristan eski Başbakanı Boyko Borisov ile yaptığımız görüşmede bu sorunun birinci gündem maddemiz olduğunu söyledik ve 17 maddelik sorunlar listemizi kendisine ilettik. Akabinde aynı listeyi milli eğitim eski bakanı ve şimdiki başbakan Nikolay Denkov'a da sunduk. Kendisinden bu konuda iktidarları döneminde çözüm noktasında gerekenin yapılacağının sözünü aldık. Ancak bu güne kadar bir çözüm oluşmadı. İç siyasi kaygılardan dolayı bu konuda bir adım atılmadı. Bizim insanlarımızın da eksiği ve ihmali var tabi ki. Eğitim evde başlar. Ana okulu dahil ana dil talebi ve ısrarında olunmaz ise sorun daha da büyüyecektir"dedi.

1955 YILINA KADAR SORUN YOKTU

Başkan Emine Mehmet Halil'in ebedi liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün manevi hatırasına atıfta bulunması ile başlayan panelde Bulgaristan'da ana dilimiz Türkçe'nin 1878 Bulgaristan azınlık tarihinin başlangıcı ile birlikte izlediği inişli çıkışlı yol ve hak mücadelesinin bugün geldiği noktayı özetledi.
Şumnu'da (Şumen) kurulan Türk Öğretmenler Birliği'nin girişimleri ile 1928 yılında Bulgaristan'da yeni Türk alfabesinin kabul edildiğini ve kitaplar basıldığını söyleyen Emine Mehmet Halil Türkçe eğitimde Komünist yönetimin 1956 yılında aldığı bir dizi karar sonrası geriye düşüş yaşanmaya başladığını belirtti. Halil, zamanla Türk okullarının kapatılması ile bu durumun zirveye çıktığını, Türkçe eğitimin sekteye uğradığını ve geriye doğru gidiş sürecinin daha da hızlı bir şekilde ilerlediğini söyledi.

TÜRKÇE'NİN OKULLARA DÖNMESİ ŞART

1970'li yıllarda Türkçe'nin tamamen yasaklanması ve sonrasında 89'da sokakta Türkçe konuşmanın bile cezaya tabi olmasıyla Bulgaristan Türkleri'nin ana dillerinden ve edebiyattan koparılma sürecinde Türkçe öğretmeni yetiştirme çabalarının yetersiz kaldığını aktaran Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri Derneği Başkanı Emine Mehmet Halil Türkçe'nin yeniden okullara dönmesi için yapılması gerekenleri sıraladı.
Halil, grafiklerle ve sayısal verilerle yaptığı sunumda Bulgaristan'da Türkçe eğitime yönelik okul, öğretmen ve öğrenci sayılarındaki anormal düşüşü net bir şekilde dikkat çekti.
Ailelerin Türkçe ders konusundaki kayıtsızlığının bu durumda belirleyici etken olduğunu da ifade eden Halil "Anne babalar bu konuda ısrarcı olmalı. Dilekçe ile okul yönetimlerine başvurarak evlatları için anadilde eğitim talep etmeli. Vurdumduymaz olmamalı. Çocuklarının gelecekteki başarısı bu eğitime bağlı. Velilerin çocuklarının zorunlu seçmeli dersler ile ilgili haklarını bilmemesi, dolayısıyla okul yönetimlerinin tek başına karar almalarına yol açmaktır. İstenen dilekçelerin zamanında verilmesi, aslında öğretmenlerin görevi olmasına rağmen velilerden talep edilmektedir"dedi.

SEÇMELİ DERS SORUNU BÜYÜTTÜ

Bulgaristan Anayasasının 36. maddesinin anadilde eğitim hakkı verdiğine dikkat çeken Halil bunun 1991 yılında kabul edilen kanunla seçmeli Türkçe eğitim öğretim hakkına dönüştürüldüğünü bunun da bu günkü sorunların başlangıcını oluşturduğunu ifade etti.
Emine Mehmet Halil'e göre Bulgar eğitim sisteminde Ana Dili Türkçeye yönelik dil politikalarında hala birçok eksiklik göze çarpmaktadır ve günümüzde Türk dili dersinin uygulanmasında önemli sorunlar yaşanmaktadır.
Bulgaristan'da Türkçe'ye yönelik dil planlaması ve politikalarını değerlendirmemiz için her şeyden önce ülkede yürürlükteki olan mevzuat ve uluslararası sözleşmeleri de ele almamız gerekiyor

TARİHSEL SÜRECİYLE TÜRKÇE KRİZİ

- 1991 yılında kabul edilen yeni Anayasa'da ulusal veya etnik azınlık terimleri kullanılmaz. Ancak, Etnik Dinsel ve Dilsel gruplara mensup kişilerin temel haklarını garanti eder. 
Anayasa'nın 3. Maddesinde ülkenin resmi dili Bulgarcadır, ama bunun yanı sıra dili Bulgarca olmayan vatandaşların, Ana dili eğitimini ve Ana dillerini kullanma haklarını garanti eder (sözde)
36. Maddeye baktığımızda ise "Ana dilleri bulgarca olmayan vatandaşların, Bulgarcayı zorunlu olarak öğrenmelerinin yanı sıra, kendi Ana dilini öğrenme ve kullanma hakları vardır" denilmektedir.
54. Madde ise farklı etnik gruplarının kendi etnik tanımlamalarına uygun olarak kültürlerini geliştirme hakkını yasayla garanti altına alır.
* Bulgaristan 1992 yılında Avrupa Konseyi'nde Azınlık Dilleri ile ilgili Kabul edilen antlaşmayı imzalayan ülkeler arasındadır, bu ülkeler Azınlık durumunda bulunan halkların dillerini korumak için söz vermiş olurlar.
* Ancak 7 mayıs 1999 tarihinden itibaren Ulusal Azınlıkların Korunması için Çerçeve Sözleşmesine taraf olmasına rağmen Bulgaristan Avrupa Bölgesel Diller ve Azınlık Dillerini Korunma Antlaşmasını onaylamamıştır.
* Verilen yasal haklarımıza dayanarak 1992 - 1993 Öğretim Yılında Seçmeli ders olarak Türk dili öğretimine başlanmıştır.
* 1991 tarihinde çıkan ve 1998'da değiştirilen Eğitim Yasası Uygulama Kurallar'ında Ana dili terimi "çocuğun ailesi ile iletişim kurduğu dil"olarak tanımlanmıştır. (Madde 8-2)
* 1994 yılında kabul edilen Bakanlar Kurulu 183 No'lu kararıyla Ana dili Türkçe olan, kendi Ana dilini 1. Sınıftan 8. sınıfa kadar Öğretim planı kapsamında Belediye okullarında Serbest Seçmeli ders olarak öğrenebilme hakkı tanınmıştır.
* 1999 tarihi ve 2001 de değiştirilen Eğtim Standartları, Genel Eğitim Müfredat Kanun'nda Ana dili dersleri İlk ve Ortaokul Müfredat'ında Zorunlu Seçmeli ders olarak kabul edilmiştir (Madde 15-3)


TÜRK AZINLIK AÇISINDAN DURUM

Kuzey ve Doğu Bulgaristan Türkçe Öğretmenleri Derneği Başkanı Emine Mehmet Halil ile Bursa Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Doçent Doktor Osman Nuri Korkmaz'ın verdiği bilgilere göre Bulgaristan'da ana dilde eğitim hakkı, Türk azınlık açısından tarihsel olarak ve bu günkü durumu ile Avrupa Birliği sürecindeki yeri şöyle:
- Eğitim Planı Yasası (1999) 15. maddesinin 3. fıkrası
Anadili Bulgarca olmayan öğrenciler ana dillerini zorunlu eğitim sürecinde, zorunlu seçmeli hazırlık çerçevesi içerisinde okuyabilirler.
Bu kapsamda Türkçe'nin öğretimiyle, yaygın olarak kullanımıyla ve yaşatılmasıyla ilgili istediklerimizin özeti şöyledir.
* Türkçe dersi, Eğitim müfredat programı çerçevesinde diğer derslerle eşit durumda olması;
* Anadilleri Türkçe olan öğrenciler için Türkçe dersini diğer derslerle eşit olarak okutulması; 
*Türkçe dersinin haftalık ders çizelgesi içinde yerini almış normal bir ders olarak uygulanması; *. * Türkçe ders kitapları basılması; Türkçe kitapların yayın masrafları da diğer ders kitapların olduğu gibi MEB tarafından karşılanması ve öğrencilere ücretsiz verilmesi;
* 2001 yılında Bulgaristan Eğitim Kanununda yapılan değişikliklerle okullardaki dersler 3 tipe ayrıldı. Bunlar Zorunlu Ders, Zorunlu Seçmeli ve Seçmeli derslerdir. Türk diline Zorunlu Seçmeli ve Seçmeli olarak okunma hakkı tanınmıştır. Bu konuda ilerleme bekleniyordu, ancak bu da kendiliğinden başka bir takım olumsuzluklara yol açtı. Bu olumsuzluklar daha çok Türkçe öğretmenlerini ve okul idarelerini ilgilendiren sorunlardır. Zorunlu - seçmeli dersler Bakanlık tarafından sağlanan bütçeye giriyor, yani öğretmenler Bakanlıktan finanse ediliyor. Sadece seçmeli dersler ise Belediyeler tarafından finanse edilmektedir. Anlaşılan o ki Ana dili eğitimi Zorunlu ders olmadıkça Türkçe'ye ilgi her geçen yıl azalacaktır.
* Bulgaristan'da demokrasiye geçilmesi ile birlikte Türkçeye ilgi artacağına 3 saat zorunluluğu nedeniyle geriye düşüş oldu. 4 saat seçmeli ders programı uygulaması ise bu işin tuzu biberi.
* Daha sonra 2.5 saate düşen seçmeli ders hakkı zamanla eğitimde Türkçe tercihini sonlanma noktasına getirdi, okul, öğretmen ve öğrenci sayılarında anormal azalma var bu durum olumsuz gidişi daha da tetikledi.
*Türkçe ders kitapları sorunu giderilmeli. 2012 yılından sonra Türkçe ders kitabı basılmadı. Sofya eski Büyükelçisi İsmail Aramaz'ın desteğiyle yeniden eski formasyonlu ders kitaplarının baskısı yapıldı ancak ders kitapları inceldikçe inceldi, yardımcı ders kitapları ise neredeyse hiç basılmadı, basılanların da parası ödenmedi. Hak ve Özgürlükler Hareketi (HÖH) yetkililerinin müdahalesi ile okullara kitap dağıtımı yapıldı ancak zamanla dilekçe zorunluluğu işi yokuşa sürüldü. Öncesinde böyle bir durum yoktu.
* Velilerin değişen tercihi ve durumun olumsuzluğu karmaşa yaratırken uygulamadaki en az 13 Türkçe öğrenmek isteyen öğrenci zorunluluğu işi daha da yokuşa sürüyor bu yüzden Türkçe ana dili eğitimi diğer diller gibi eşit muamele görmeli.
* Bulgaristan devletinin mono etnik bir ülke kurma hayali sona ermeli, Avrupa kültürünün evrensel değerleri günümüz dünyasının ihtiyaçları da göz önünde tutularak toplumların yan yana ve iç içe yaşama zorunluluğu gerçeği ile örtüşmeli ve devletin ana prensipleri haline gelmeli.
* Türk, Bulgar ve Avrupa kimliği iki dilin bir arada öğrenilmesine engel değil tam tersi kuvvetli bir teşvik ve destek unsuru. Bu nedenle ana dili yanında baba dili de öğrenilebilir.
* Seçmeli ders uygulaması yerine anadilde eğitim zorunluluğuna geçilmeli, azınlıkların program dışı okutulmasına son verilmeli.
* Türkçe öğretmenlerinin statüsü yeniden eski haline getirilerek özlük hakları düzenlenmeli, onların da diğer öğretmenler ile bir olması sağlanmalı ve kadroya alınmalılar.
* Araç gereç yoksunluğu giderilmeli, yeni ders çizelgesinde azınlıklara yönelik olumsuz söylemlerin ve içeriklerin düzeltilmiş halinin yer alması sağlanmalı, ortak dil programlarının yapılması hızla tamamlanmalıdır.
* Avrupa Birliği anayasasının azınlıklar lehine olan hükümleri Bulgaristan Türkleri'nin azınlık haklarını da kapsayacak biçimde anayasaya konmalı Türklerin ulusal azınlık statüsü onaylanmalıdır. Anayasada var statü ve tanımlama ile eğitim hakları fiili durum haline getirilmeli.

ULUSAL AZINLIKLARIN KORUNMASINA DAİR ÇERÇEVE SÖZLEŞME

Bulgaristan'ın 1999'da Avrupa Birliği'ne üyelik yolunda önüne azınlıklar ile ilgili çok fazla sorun çıkarılmasını engellemek için imzaladığı sözleşmede Türk azınlıkla ilgili bir çok yükümlülük altına girdiği görülmektedir.
Bunlardan en önemlisi Bulgar Anayasası'nda yer alan azınlıkların ana dilini öğrenme hakkıdır. Bu hak Çerçeve Sözleşmenin 6., 12. ve 13. maddelerinde güvence altına alınmıştır.
Çerçeve sözleşmenin 14/2 maddesi ise sadece azınlık dilinin öğrenilmesini değil, azınlıkların bu dilde eğitim alma haklarını da düzenlemektedir. Bu madde «azınlıkların geleneksel olarak ikamet ettikleri bölgelerde, talep olması durumunda bu dilde eğitim alabilecekleri hükmünü içermektedir.
Sözleşme ile imzacı devletler azınlıkların kültürlerini koruma ve dillerini geliştirme konularında eşit fırsat sağlama yükümlülüğü altına girmişlerdir. Oysa Bulgaristan'daki düzenlemelere bakıldığında durumun tam tersi olduğu ortaya çıkmaktadır.

AVRUPA KONSEYİ'NİN BULGARİSTAN RAPORUNDAKİ UYARILAR

- Ulusal Azınlıkların Korunmasına Dair Çerçeve Sözleşme'nin imzacı devletleri uygulama konusunda kendilerine periyodik aralıklarla denetim yapılmasını kabul etmişlerdir.
Bu kapsamda Bulgaristan ile ilgili son rapor 26 Mayıs 2020 tarihinde kabul edilmiştir. Raporda Bulgaristan'daki azınlık hakları ve azınlıkların eğitimi konusunda endişe verici ifadeler yer almıştır.
Öncelikle ülkede sadece Türkçe, Ermenice, ve İbranice dillerinde azınlık eğitimi verildiği ve diğer azınlık gruplarının görmezden gelindiği belirtilmiştir.
Bununla birlikte Türkler konusunda Bulgar hükümetinin sistematik olarak eğitim konusunda yoksunluk uygulamaya çalıştığı ifadesi eklenmiştir. Burada kastedilen devletin sağlaması gereken bazı hakların yerel otoritelere devredilerek durumun maddi kaynak azlığına dayandırılmasıdır.
Raporda dikkat çekilen bir diğer konu da bazı siyasi partilerin ve hatta devlet adamlarının Türkleri ve Türkçeyi ötekileştiren söylemleri nedeniyle Türkçe eğitimle ilgili sorunların tartışılamamasıdır.
Çerçeve sözleşmede ana dil öğrenmenin yanında ayrıca ana dilde diğer müfredat derslerinin de verilmesi gerektiği yazmasına rağmen Bulgaristan'ın bu altyapıyı oluşturma konusunda bir adım atmadığıdır.
-Ayrıca haftada sadece iki saat okutulan bir azınlık dili eğitiminin yeterli olmadığı belirtilmiştir.

SONUÇ:

- Komünist dönem sonrası Türkçe eğitimin yeniden başladığı Bulgaristan'da yüzbinlerde olan öğrenci sayısının günümüzde 3000'ler civarına düşmesi sadece göç ve talebelerin isteksizliği gibi konulara bağlanamayacak kadar çeşitli sorunlar içermektedir.
- Türkçe ders kitaplarının 27 yıl sonra yenilenmesi bile tek başına bu süreçte nasıl engellerle karşılaşıldığının en açık göstergesidir.
- Bulgar siyasetçiler tarafından önemsenmeyen bu konunun tartışılması ve kapsamlı bir çözümün üretilmesi popülist bazı söylemler nedeniyle sürekli engellenmektedir.
- Vatandaşlarına soy farkı gözetmeksizin eşit haklar sunmakla ilgili uluslararası yükümlülükleri olan Bulgaristan yönetimi, Avrupa Birliği üyeliği süreci sonrası bunları uygulamak konusunda bir yavaşlama içine girmiştir. Bu durum da Avrupa Konseyi raporlarında negatif bir unsur olarak değerlendirilmiştir. Türkçe eğitimle ilgili yeni ve güncel ders materyallerinin geliştirilmesinin yanı sıra, bunların günümüz teknolojisi ile çeşitlendirilmesi ve yeni pedagojik yöntemlerin benimsenmesi çözüm seçenekleri arasında değerlendirilebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder