AB temaslarını Yunanistan ile sürdüren TÜSİAD Başkanı Yılmaz, seçimin ardından
tansiyonun düşmesi gerektiğini belirtip, “100’üncü yılında kuruluş
felsefesinden gelen hedeflerin uzağında bir Türkiye istemiyorum” dedi.
Muharrem Yılmaz başkanlığındaki Türk Sanayici ve
İşadamları Derneği (TÜSİAD)
heyetiyle Atina’yı ziyaret ettik. Ziyarette, Yunanistan
Başbakanı Antonis Samaras ve TÜSİAD’ın Yunanistan’daki
muadili SEV yöneticileriyle bir araya gelip AB lobisi yapan TÜSİAD Başkanı
Muharrem Yılmaz, Türkiye’de gündeme damga vuran seçim atmosferine inat
AB’ye odaklanmanın önemine işaret etti. İşte Yılmaz’ın tespitleri:
Türkiye’de
de AB’de de karşılıklı ilgi azaldı, boşa kürek çekiyor gibi hissetmiyor musunuz?
Öyle hissediyor olsam buraya gelmezdim. İnanmasam
gelmezdim. Gerçekten böyle bir misyonumuz var, bunu unutturmayalım. Piyasa ekonomisinin kurumlarının
oturmasının somutlaşmış hali AB’dir. Türkiye hiç olmazsa bu elle dokunulabilir,
somut örneği hep önünde tutmalı. AB üyesi olmanın şartlarını yerine getirmek,
100’üncü yıl hedeflerini yakalamak demek. Bu hükümetin koyduğu hedeflerin dışında,
Cumhuriyet’in 100’üncü yılında kuruluş felsefesini, hedeflerini gerçekleştirmek
için buna ihtiyaç var. Aksi halde Türkiye 100’üncü yılında hedeflerinin bu
kadar uzağında bir yerde kalırsa çok demoralize bir ülke olur. Kendimi çok kötü
hissederim, tüm vatandaşların da kendini kötü hissetmesi lazım.
AB
hedeflerinden uzaklaşmakla eleştiriliyoruz, bu görüşe katılıyor musunuz?
AB demek, modern bir piyasa ekonomisi, verimli
çalışan, katma değer üreten bir piyasa ekonomisi demek.
Memleketin 100’üncü yılının gelmesine 9 yıl kalmışken, o kadar çok işimiz var
ki... Ben 100’üncü yılında kuruluş felsefesinden gelen hedeflerinin uzağına
düşmüş bir Türkiye’nin gerçekten çok demoralize bir Türkiye olacağını
düşünüyorum, öyle bir Türkiye istemiyorum. Ben çocuklarıma 9 yıl sonra böyle boynu
bükük bir Türkiye bırakmak istemiyorum. 100’üncü yılda, 100 yılda gelişmiş
ülkelerin standartlarında bir ekonomik düzeye, toplumsal
yapıya, demokratik standartlara gelmiş olmayı arzu ediyorum. Orta gelir
tuzağına takılmış, orta demokrasi ve aynı konularla debelenip duran bir Türkiye
olmasını istemiyorum.
"KİMSENİN
MOTİVASYONU KALMASA DA BİZ ÇALIŞIRIZ"
AB’nin
mi isteği daha çok düştü bizim mi daha çok motivasyonumuz?
Bence önemli olan bu değil. Kimin ne kadar
motivasyonu olduğundan bağımsız biz TÜSİAD olarak bu iş için
sonuna kadar çalışacağız. Ben iş dünyasının en güçlü grubunun başındayım,
açıyorum dernek tüzüğüne bakıyorum, ‘Amaç Avrupa
Birliği’ yazıyor. İsterse Türkiye’de kimsenin motivasyonu kalmasın.
Karşılık da buluyoruz Avrupa tarafında. Biz çalışmaya devam ediyoruz. Bizim
gündemimizden hiç uzaklaşmıyor AB.
GÜNEYDOĞU
GİBİ KIBRIS İÇİN DE YATIRIM TEKLİFİ
SEV
ile temaslarda Kıbrıs konusu gündeme geldi mi?
Evet. TÜSİAD olarak
Güneydoğu’da yürüttüğümüz projeyi anlattık. Siyasilerin Kürt sorununun çözümü
için ortaya koyduğu iradeyi yatırımlarla destekleme projelerimizi anlattık. İş
dünyası olarak benzer bir iradeyi Kıbrıs için de koyabileceğimizi belirttik.
Örneğin ortak bir yatırım planlaması yaparak, diyelim ki 10 yatırımcının
Kıbrıs’ta yapacakları yatırımları açıklayabileceğimizi söyledik. ‘Siz bu sorunu
çözün, biz yatırım yapmaya hazırız’ şeklinde bir mesaj olabilir bu. Bu konuda
onlardan da olumlu yanıt gelebilir, neler yapılabileceğine bakacağız.
KÖŞK
SÜRECİNDE KUTUPLAŞMA BİTSİN
Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde
gerilim devam eder mi?
Bu Türkiye için bir tecrübedir. İlk defa
Cumhurbaşkanı’nı kendi oylarıyla seçecek. İnşallah Türkiye’de demokrasinin
ilerlemesine katkıda bulunur. Umut ediyoruz ki, Cumhurbaşkanlığı sürecinde
kutuplaşmayı kaldıracak hassasiyet gösterilir.
TÜSİAD
hep parlamenter sistemi savundu. Bu görüşe sadık mısınız? Revize edecek
misiniz?
Gün, bunu tartışmak günü değil artık. Türkiye
ağustos ayında Cumhurbaşkanlığı seçimi yapacak. Bu doğru
mudur, yanlış mıdır, bunları tartışacak günde değiliz. Sorunların çözümüne
katkıda bulunacak.
10
BİN DOLAR GELİRE TAKILIRSA YAZIK OLACAK
100’üncü yıl hedefleri derken ekonomik kalkınma olarak mı demokrasi standartları mı?
Her açıdan söylüyorum, ekonomi, demokrasi, hepsi
beraber. Yani 100’üncü yılda biz 10 bin dolar kişi başı gelire takılırsak, orta
gelir tuzağına takılırsak, kalkınma parametrelerini sıçratamazsak yazık olur. Kaybedecek
1 gün bile yok. Gerçekten samimiyetle
herkesin uğraşması lazım.
HABERTÜRK

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder