Balkanlarda
barışın teminatı konumundaki Bosna Hersek kamu çalışanlarının ekonomik
koşulları protestosu ile karıştı. Bosna’nın kuzeydoğusundaki
Tuzla kentinde, sosyal haklardan mahrum bırakıldıklarını savunan kamu
çalışanları tarafından başlatılan, ardından başkent Saraybosna’ya sıçrayan
olayların bilançosu kabarık. Bihaç, Zenitsa, Mostar, Tuzla, Yaytse, Brçko, Bugoyno
ve Banya Luka başta olmak üzere 20'den fazla şehirde düzenlenen protesto gösterileri "Boşnak Baharı" olarak
niteleniyor. Hükümet karşıtı ifadeler içeren pankartlar açan ve
sloganlar atan göstericiler kamuya ait birçok binayı tahrip ederken protestolar nedeniyle, Tuzla ve Zenitsa Doboy
kantonlarının başbakanları istifa etti, 60'ı polis 93 kişi de yaralandı. Saraybosna'daki
Cumhurbaşkanlığı binasının da yakıldığı olaylar kapsamında, göstericilere
müdahale eden Çevik Kuvvet polislerinin yetersiz kalması üzerine, Tuzla'dan
Saraybosna'ya özel birlikler getirildi.
SİYASİ PARTİLERE AİT BİNALARA SALDIRI
Mostar'daki olaylarda ise Hersek Neretva Kanton Hükümeti
binası ile Belediye binasını yakan eylemciler, daha sonra siyasi partilere ait
binalara saldırdı. Olaylarda, ülkedeki Boşnaklar'ın en büyük
partisi Demokratik Eylem Partisi (SDA) ile ülkedeki Hırvatlar'ın en
büyük partilerinden HDZ-BiH'in binalarını yaktı. Hersek Neretva Kantonu
(HNK)
İçişleri Bakanlığı Sözcüsü Sreçko Boşnyak, yaptığı
açıklamada, daha trajik bir durumun yaşanmaması için polislerin şiddet
kullanmamaya özen gösterdiğini söyledi.
Zenitsa’da da Kanton hükümeti Başbakanı
Sosyal Demokrat Partili (SDP) Munib Hüseyinagiç eylemcilerle yaptığı
görüşmenin ardından istifa etti. ZDK Meclisi'nin yeni hükümetin kurulması
için önümüzdeki hafta oturum düzenleyeceği öğrenildi.
Bu arada, olayların başladığı Tuzla kentinde de eylemcilerin
çağrısı üzerine Sosyal Demokrat Partili Tuzla Kantonu Başbakanı Sead Çauşeviç
istifa etmişti.
"CUMHURBAŞKANLIK BİNASI DİRENİŞ SEMBOLÜDÜR"
Bosna Hersek Üçlü Devlet
Başkanlığı Konseyi'nin Boşnak Üyesi Bakir İzzetbegoviç, Tuzla kentinde
önce kamu çalışanları
tarafından başlatılan, ardından başkent Saraybosna ve ülke genelindeki
kentlere yayılan protestolar hakkında, ülkenin devlet televizyonu BHRT'ye
açıklamalarda bulundu.
Vatandaşların bulunduğu duruma anlayış gösterdiklerini
dile getiren İzzetbegoviç, vatandaşların sorunlarına en hızlı bir şekilde
çözüm bulunması gerektiğini vurguladı.
İzzetbegoviç, Bosna Hersek Cumhurbaşkanlığı ve Saraybosna Kantonu
binalarının ateşe verilmesini izlereken üzüntü duyduğunu belirterek, şunları
söyledi:
"Savaş sırasında, Cumhurbaşkanlık binasına toplam
203 bomba atıldı ve savaş döneminde ben bu binada 2 yıl görev yaptım.
Ancak bu bina asla yakılmadı. Bugün maalesef, itfaiye ekipleri yangını
söndürmek için binaya yaklaşamadı. Bu bina direnişin sembolüdür, çünkü 4 yıllık
savaş boyunca bile kapısını kapatmadı. Bunu hak etmedi. Kanton binası da bunu
aynı şekilde hak etmedi çünkü bu binada insanlar kendi
şehirlerini savundu. Bizim halkımızın, daha doğrusu holiganların bunu
yaptığını izlemek gerçekten çok üzücüydü."
3 SAVAŞI ARKADA BIRAKAN ÖNEMLİ BELGELER YANDI
Bosna Hersek Devlet Arşivi Müdürü Şaban Zahiroviç
ise yaptığı açıklamada, zararın ne kadar büyük olduğunu söylemenin henüz
mümkün olmadığını belirterek, eylemler sırasında Bosna Hersek Arşivi deposunun yandığını ifade
etti. Zahiroviç, "Ateşin sıçradığı depoda maalesef arşivimizin en
değerli belgeleri bulunuyordu. Hatırladığım kadaryla hediyeler
koleksiyonu vardı. Kişisel dosyaların koleksiyonu, Bosna Hersek İnsan Hakları Odası'na ait dosyalar,
savaş ile ilgili arşiv, Viyana arşivinden kopyalar, 2. Dünya Savaşı sırasında
yapılan savaş suçları belirleme komisyonunun dokümanları. Yanan depoda
bulunanları bu kadar hatırılıyorum" dedi. Yangının çıktığı
depodaki dokümanlardan bazılarını kurtaracaklarını ümit ettiğini belirten
Zahiroviç, "Deponun en önemli belgeleri arasında, Avusturya Macaristan
İmparatorluğu'nun ortak maliye bakanının fonu bulunuyor" diye
konuştu. Zahiroviç, yanan söz konusu belgelerin, iki dünya savaşı ve son
yaşanan savaşta hayatta kalmayı başardığını da vurgulayarak, "Maalesef,
son 3 savaşın üstesinde gelmeyi başaran bu belgeler bugün yandı. Tek
söyleyebileceğim şey, bu çok büyük bir kültürel ayıptır. Yananlar değeri
biçilmez malzemelerdi" dedi.
"1992 YILI BİR DAHA TEKRARLANMAYACAK"
Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Zlatko
Lagumciya, ülke genelinde yaşanan, şiddet ve yangınlanra devam eden
protestolara ilişkin, anarşi ve şiddetin durdurulması çağrısında
bulundu. Dışişleri Bakanı ve Sosyal Demoktar Parti (SDP) Genel
Başkanı Lagumciya, eylemlere ilişkin Saraybosna'da düzenlediği basın
toplantısında, ülkenin yargı organları ve medya kurumlarında görev yapan
vatandaşlarını, olayların sona ermesi için daha sorumlu hareket etmeye çağırdı.
Bazı güçlerin mevcut durumdan uzun yıllardır memnun olmayan vatandaşları
kullanarak, bunu devletin yıkılması için haklı bir sebepmiş gibi gösterdiğini
ifade eden Lagumciya, "Ancak 1992 yılı bir daha
tekrarlanmayacak" dedi.
Polis güçlerine destek verdiklerini ve işlerini
profeyonel bir şekilde yapmalarını istediklerini dile
getiren Lagumciya, "Tüm sivil toplum kuruluşları,
akademisyenleri, dini temsilcileri bu devletin kurumlarını savunmaya davet
ediyorum" şeklinde konuştu.
REİS-UL ULEMA KAVAZOVİÇ’TEN SAĞDUYU ÇAĞRISI
Bosna Hersek Reis-ul Uleması Husein Kavazoviç
de ülke geneline yayılan protestolara ilişkin yaptığı yazılı açıklamada,
halka sağduyu çağrısında bulundu. Başta Saraybosna ve Tuzla olmak üzere,
ülke genelinde devam eden protestolar nedeniyle endişeli olduğunu kaydeden
Kavazoviç, açıklamasında “Şiddet sorunların çözümü değildir, olamaz da. Sosyal
imkanların iyileştirilmesi talepleri dahi şiddet kullanılmasının bahanesi
olamaz. Şiddet kullanarak, toplumun iyileştirilemeyeceği, aksine daha
kötüleştirileceği açıktır’’ ifadelerini kullandı.
SOKAKLAR SESSİZLİĞE BÜRÜNDÜ
SOKAKLAR SESSİZLİĞE BÜRÜNDÜ
Bosna
Hersek'te günlerdir devam eden ve bir çok kamu binasının zarar gördüğü
protestoların ardından sokaklarda sessizlik hüküm sürüyor. Protestoların başladığı ve bazı kamu binalarının
yakıldığı Tuzla kentinde de sessizlik hakim. Hükümetin
istifasıyla talepleri büyük oranda karşılanan Tuzla'daki gösterici
gruplardan şu ana kadar henüz bir açıklama yapılmadı. Büyük eylemlere sahne olan ve bazı kamu binaları ile
siyasi parti binalarının yakıldığı Mostar da sakin. Kentte
gerçekleştirilen gösterilerde hastanelere ulaşan yaralı olmadığı öğrenildi.
BÜYÜKELÇİLİKTEN TÜRK VATANDAŞLARINA ÇAĞRI
Öte yandan Türkiye'nin Saraybosna Büyükelçiliği tarafından, sosyal
paylaşım siteleri üzerinden yapılan yazılı açıklamada, Bosna
Hersek'te yaşayan veya bu ülkeye seyahat eden Türk vatandaşlarının şahsi
güvenlikleri bakımından her türlü tedbiri almaları gerektiği ifade edilerek,
vatandaşların gösterilerden uzak durmalarının önem taşıdığı kaydedildi.
Açıklamada, ayrıca Türk vatandaşlarının acil
durumlarda "(+387) 33 568 796-750" numaralı telefonlardan
büyükelçiliğe ulaşabilecekleri ifade edildi.
BASINDAN İLGİNÇ YORUMLAR
Protestolar, Bosna Hersek'in en tirajlı gazetelerinden
Oslobocenye gazetesi tarafından manşete "Bosna baharı"
başlığıyla taşındı. Olaylara ilişkin fotoğraflara da geniş yer
veren gazete, ayrıca Tuzla'da, 1920 yılında yaşanan ve
"Husinska isyanı" olarak bilinen madenci eylemlerine gönderme
yaptı. Gazete, "Yeni Husinska isyanı başladı" ifadesini de
kullandı.
Ülkenin bir diğer yüksek trajlı gazetesi Dnevni
Avaz da gösterilere 4 sayfa ayırdı. Protestoların, "Vatandaşların
isyanı" olarak nitelendirildiği gazetede, "İstifa edin bugün"
yazılı bir pankartın fotoğrafının kullanılması dikkati çekti. Olaylarda,
yaklaşık 60 polisin yaralandığı bilgisi verilen gazetede,
Tuzla, Saraybosna ve Zenitsa kentlerindeki olaylardan fotoğraflar da
yer buldu.
Bosna Hersek'i oluşturan iki entiteden biri olan Bosna
Sırp Cumhuriyeti'nin Banya Luka kentinde çıkan Nezavisne Novine gazetesi
ise Tuzla olaylarına ilişkin haberi manşetten kullandı. Eylem
haberi "Sosyal huzursuzluk Bosna Hersek Federasyonu'nu sallıyor"
başlığıyla verilen gazetede, protestolar sırasında onlarca kişinin
yaralandığı ve gözaltına alındığı bilgisi okurlarıyla paylaşıldı.
BOSNA HERSEK'İN "KAPISI" AÇILDI
Türkiye'de okurların "Derviş ve Ölüm adlı
eseriyle tanıdıkları Bosna Hersekli ünlü edebiyatçı Mehmed Meşa Selimoviç,
uzun yıllar önce Boşnak halkını "Hiçbir şeyle
ilgilenmeyen, etrafındaki olaylara umursamaz gözlerle bakan, fakat birden
herşeyle ilgili olan, düzü tersine çeviren, sonrasında ise tekrar 'uykuya
dalan' ‘’ bir millet olarak tanımlıyor.
Sosyal haklarından mahrum bırakıldıklarını savunan
kamu çalışanlarının başlattığı protestolar özellikle Tuzla kentinde yankı
buldu. Ülkenin en kalabalık nüfusuna sahip olan ve özellikle savaştan sonra
başta Srebrenitsa olmak üzere Bosna'nın doğusundan çok sayıda nüfusun göç
ettiği Tuzla kenti, en büyük madencilik ve sanayi bölgesi olarak
biliniyor. Bosna Hersek'in "kapısı" olarak da adlandırılan Tuzla'da,
ülke genelinde olduğu gibi işsizlik oranı yüzde 48 civarında ve çok
sayıda insan özelleştirmelerden dolayı bu bölgede işlerini kaybetmiş
durumda. Tuzla Kantonu İstihdam Ofisi'nin verilerine göre, Tuzla
Kantonu'nda yaklaşık 81 bin kişi çalışırken, yaklaşık 100 bin kişi ise iş
arıyor.
Tuzla Kantonu bölgesinin linyit rezerveleri, önemli
miktarda kaya tuzu ve diğer minerallerin üstünde bulunması nedeniyle özellikle
eski Yugoslavya döneminde burada elektrik ve kimyasal imalat şirketlerinin
açılmasına sebep oldu. Tuzla bölgesi, her zaman elektrik, tuz, kömür,
deterjan, gübre, odun işleme ve mobilya üretimi ve tekstil endüstrisi ile ünlü
bir bölge olarak biliniyordu. Bosna Hersek'te 1992-1995 yaşanan savaşın
ardından bu fabrikaların çoğu kapandı. Yerel sendikaların verilerine göre,
Tuzla bölgesinde savaştan sonra 66 fabrika kapatıldı. Savaştan sonra kapanmayan
fabrikaların bir kısmı ise son 10-15
yılda özelleştirildi. Özelleştirilen devlet şirketlerinde ise,
başarısız özelleştirme, yatırımcıların çekilmesi, maaşların, sağlık ve
emeklilik sigortalarının aylarca yatırılmaması çalışanları memnuniyetsizliğe
itti. Ayakkabı fabrikası "Aida" çalışanları daha önce birkaç kez
protesto düzenledi. Tuzla Kantonu'na bağlı Jivinitse kentinde bulunan
"Konyuh" mobilya fabrikasında çalışan yaklaşık 1000 çalışan
ise başarısız özelleştirilme sonucu işsiz kaldı. Ülkenin en eski
deterjan üreten şirketi "Dita" çalışanları ve diğer birçok
şirketin işçileri de mağdur duruma düştüklerinden dolayı protestolar
düzenledi. Çalışanların daha önce belli periyodlarla
memnuniyetsizliklerini duyurmak amacıyla yaptığı bu eylemler, hükümet
yetkililerince dikkate alınmadı. Çalışanların birçoğu, sigortalarının
yatırılmamasından dolayı ne emekli olabiliyor, ne de devlet hastanelerinde
tedavi görebiliyor.
ANALİSTLERİN GÖRÜŞLERİ
Banya Lukalı ünlü analist
Svetlana Ceniç, "açlığın Bosna Hersek'i bütünleştirebileceğini"
söyledi. Vatandaşların protestolarda bir olmasının Bosna Hersekli siyasi
yetkililer için bir kabus olduğunu savunan Ceniç, "Halkın bir
olmaması için her şeyi yapacaklardır. Banya Luka'da yaşayan birinin
Saraybosna'ya destek veremeyeceğini söyleyeceklerdir. Protestoları sonlandırmak
için yapmayacakları şey kalmayacaktır. Fakat çok önceden söylediğim bir şey var
'açlık hepimizi bir araya getirecek" diye konuştu.
Saraybosna Üniversitesi Hukuk
Fakültesi Öğretim Görevlisi Dr. Zdravko Grebo ise protestoların "yeni ve
büyük bir olay" olduğunu ve bunun "Boşnak baharı"nın başlangıcı olduğunu
iddia etti. Protestolarda koordinasyon eksikliğinin hissedildiğini
belirten Grebo, "Yine de bu bilincimizin uyandığını gösteriyor. Önümüzdeki
2-3 ayda önemli bir şeylerin değişmesi lazım" dedi.
Saraybosna Üniversitesi Siyasi
Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Şaçir Filandra ise Tuzla protestolarının
sadece bir başlangıç olduğunu ve ülkenin diğer şehirlerinde daha büyük
protestoların olacağını iddia etti. Bosna Hersek'te yaşanan derin
siyasi krizin sosyal krize yol açtığını dile getiren Filandra, tüm bunların
varoluşsal krize dönüştüğünü ileri sürdü.
Siyasi Analist İbrahim Prohiç
ise psikolojik teorilere göre sosyal isyanın daha önceden gerçekleşmesi
gerektiğini açıkladı.
Mostar Üniversitesi Sosyal
Bilimler Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Slavo Kukiç ise Bosna Hersek'teki
durumun sadece protestolar ile değiştirilebileceğini söyledi.
AA SARAYBOSNA – Muhabirler Senita
Şeherçehayiç
/Faruk Vele/Kemal Zorlak/Kayhan
Gül
















Hiç yorum yok:
Yorum Gönder