3 Aralık 2023 Pazar

BOSNA’DAN BURSA’YA ÇENGİÇ BEYLERİ

Zeynep Işıl HAMZİÇ  / Boşnak Medya


Ahmet ERDÖNMEZ :Bursa Kent Müzesi’nde açılan ve yaklaşık bir buçuk yıllık bir çalışmanın ürünü olan Bosna’dan Bursa’ya Çengiç Beyleri Sergisi’nin içeriğinden bahsetmek istiyorum. Yıllardır tanıştığım Leyla İlova’nın, Çengiç Beylerinin Bursa’daki son temsilcisi olduğunu öğrendim.

Kendisine  ailenin eşyaları ile ilgili bir sergi yapmak istediğimi söyledim. O da memnuniyetle kabul etti. Uzun yıllar Bursa’nın kültür sanat hayatı içinde bulunan Leyla Hanım kendisinden bekleneni yaptı. Sonra Bursa Kent Müzesi araştırma ekibi çalışmaya başladı.Kimdir bu Çengiçler? Karşımıza dev bir aile tarihi çıktı. Hem de Osmanlı İmparatorluğu'nun Balkanlardaki hakimiyeti ile birlikte başka bir deyişle aile tarihi ile Osmanlı Balkanlar tarihi iç içe girmiş. 

Türklerin Balkanlar’a Göçü

Osmanlı’nın Bursa’yı fethinden evvel, Yalak-ova sahillerinden Apolyont Gölü’ne ve Güney Marmara kıyılarına kadar uzanan geniş topraklar Türkmenler tarafından yurt olarak benimsenmişti. Aynı sırada Karesi Bey’in ve Saruhan Bey’in Türkmenleri ise Bizans’tan aldıkları Kuzey Ege’nin verimli ovalarına ve yaylalarına (Boz-dağ, Yund-dağı, Kaz dağları) yerleşiyorlardı. Güney Ege’de ise Menteşe Bey ve oğulları fetihler yapmaktaydı. İşte bu kitleler, Orhan Bey’in yönetiminde 1354 yılında Rumeli’ye göç ederek Balkan tarihinde yeni bir devir başlattılar.

Osmanlı’nın Balkanlar’daki kültür köprüsü: Çengiç Beyleri

Osmanlı’nın devlet niteliği kazanmasından kısa bir süre sonra Rumeli’ye yerleşmiş, Balkanlar’a 56 paşa vermiş ve kuşaktan kuşağa geçen Bosna- Hersek Sancak Beyliği görevini başarıyla yürütmüş bir ailedir Çengiçler. Anadolu ve Balkan halkının 600 yıllık kültürel ve tarihi birlikteliğinin yaşandığı bu ortak coğrafyada, bugün hissettiğimiz karşılıklı dostluğun, sevginin ve kopmaz bağların ipuçlarına ulaşıyoruz.

Fermanla göç edip savaşla dönenler: Çengiçler

Tarih sahnesine ilk olarak 1498 yılında çıkan Çengiçler’in, o sırada yaşam alanları Mardin ve Diyarbakır bölgesiydi. 1488-1502 yılları arasında Mardin- Hasankeyf alanında hüküm süren Akkoyunluların başında Uzun Hasan Bey’in torunu Sultan Ebu Muzaffer Kasım bulunuyordu.Kasım Bey’e en büyük desteği ise bölgede savaş ve yönetim deneyimine sahip Çengiçler’in atası İsfendiyar Bey sağlamıştır.

Yavuz Sultan Selim, 1514 yılında Anadolu’da Şiiliğin yayılmasını önlemek amacıyla çıktığı Doğu Seferi’nde Şah İsmail’i Çaldıran Ovası’nda yenilgiye uğratarak, Çengiçler’i, Anadolu Beylerbeyliği’ne bağlı bir sancak olan Çankırı bölgesine atar. Sultan I. Süleyman döneminde Katolik gücün temsilcisi Habsburglar, Akdeniz’de ve Orta Avrupa’da Osmanlı varlığını tehdit etmekteydi.Bu ortamda Belgrat’ın fethi önem kazanmış ve Osmanlı’nın mutlak hedefi haline gelmişti.


1521 yılında Belgrat fethedildikten sonra Bosna vilayeti kurularak Hersek Sancağı oluşturuldu.

Dubrovnik de bu sancağa bağlanıp bölge ticareti için stratejik bir alan konumuna yükselince Çengiç Ailesi’nin Çankırı’dan Bosna’ya görevlendirilmesine yol açtı.

16. yüzyıl ortalarında Bosna’ya gelen Çengiçler’e ilk olarak Yelaç çevresi tahsis edilmiş, gösterdikleri başarılar nedeniyle de Adriyatik yakınlarındaki Gabela’dan Saraybosna’ya uzanan stratejik hat boyunca yaşam alanları genişlemişti. Çengiçler; birçok yerleşim alanında ocak oluşturarak, bölgelerindeki düzeni korumak, saldırıları önlemek ve davet geldiğinde Osmanlı ordusuna katılmak üzere görevlendirildiler.


Gabela: Çengiçzadeler’in Dubrovnik’ten Saraybosna’ya giden yol üzerindeki dağlık bir alanda konuşlanan Gabela’daki askeri birliği, kendi tüfekli askerlerini yetiştiren ve Sancak Beyinin emrine katan 24 ağalık bir gruptu. Uskok Korsanları’na karşı oluşturulan bu özel kuvvet Boşnakça konuşur ve zaman zaman firkateynle denize açılırdı.

Foça: Câmi, medrese, zaviye, tekke, darülkurra ve darülhadis gibi önemli yapıların bulunduğu Foça, Çengiçler’in sosyal ve kültürel yapılarını yansıtan önemli alanıdır.

Çernitse: Çengiçzâdeler’in yaşam alanlarından biri de çiftliklerinin bulunduğu Çernitse Kasabası’dır. Gacko Ovası’nda olan bu yer, Dubrovnik ile Saraybosna arasında kalan; dört tarafı beyaz kayalı dağlarla çevrili bir menzil, tatlı su pınarlarının kaynayıp ovaya aktığı bir yaşam ortamıydı. Roma döneminde “via ignatia-sol kol” denilen bu transit yol, İstanbul’dan başlayıp Selanik üzerinden Adriyatik’e ulaşmaktaydı.

Taşlıca: Hersek Sancak Beyleri’nin çoğu Çengiç kökenli olup, büyük kısmı 70 köyü bulunan Taşlıca şehrinde oturmaktaydı. Bu alanda 24 zeamet sahibi Alaybeyi ile tımarlarıyla birlikte 3000 kişilik askeri bir güç vardı.

Zigetvar: Çengiçzâde Ali Paşa ve tabyası, Avusturya sınırında bulunan Zigetvar’ı güçlü bir savunma alanı haline getirmenin yanı sıra Maarif Erbabı’nın oluşturduğu İrfan Meclisi ile de bölgeye kültürel bir derinlik katmıştır.

Belina (Bijelina): Bosna’nın doğusunda, İzvornik civarındadır. Çengiçzâde Ali Paşa’nın, İzvornik Sancak Beyi olduğu sıralarda (1652) Belina’da yaptırdığı ocak hakkında Evliya Çelebi: “….Bosna diyarında bir misli daha yoktur…” diyerek buranın güzelliğinden bahsetmiştir.

Gurbeti memleket, memleketi gurbet olan Çengiç Beyleri

4 asırlık bir zaman diliminde Bosna- Hersek diyarını yurt yaparak, akıncı ruhu ile hamleler yapan Çengiçler; Zigetvar, İzvornik, Temeşvar gibi topraklarda önemli görevler üstlendiler. Daha da önemlisi birer ocak haline gelen yaşam alanlarında, yerli halkla bütünleşerek inşa ettikleri köprü, han, hamam, câmi gibi yapılarla, kültür ve eğitimi de gözeterek medeni bir çevre yarattılar.

Balkanlar için geçen bir ömür: Ali Paşa

6 kez Hersek Sancak Beyliği yapan Ali Paşa; sadece Saraybosna-Dubrovnik çizgisinde görev yapmamış; Bosna’nın doğusunda İzvornik Sancak Beyliği’nde, serhatta Avusturya sınırında, Zigetvar ve Temeşvar Kalesi muhafızı olmuştur. Paşa ve vezir rütbesi ile 24 yıl Balkanlar’da önemli görevler üstlenen ve savaş alanlarındaki üstün kahramanlıkları ile göz dolduran Ali Paşa, Hersek Sancak Beyi olarak görev yaptığı 15 yıl boyunca da bölgede büyük kazanımlar sağlamış, ticareti ve üretimi arttırarak imar işlerine önem vermiş ne yazık ki 1 Ağustos 1664 tarihinde Otaçaç Kalesi civarında pusuya düşürülerek şehit edilmiştir.

Özi Kalesi için feda edilen bir hayat: Bekir Paşa

Yelaç Kasabası civarındaki Ratalji Köyü’nde dünyaya gelen Çengiçzâde Bekir Bey, 1711 yılında Prut Seferi’ne katılmıştır. Paşalık rütbesini ise Çengiç ailesinin imar ettiği Taşlıca’da; Hersek Sancak Beyliği’ne atanarak kazanmıştır (1732). Bekir Paşa’nın Osmanlı devleti için yaptığı önemli hizmet Dinyeper (Özi) Nehri’nin döküldüğü yerde gerçekleşen Özi Kalesi Muharebesi’ne (1736-1737) katılmak olmuştur. Bir yıl süren bu kanlı ve zorlu mücadelenin sonucunda Bekir Paşa şehit düşmüş, 16 yaşındaki oğlu Osman Bey ise esir edilmiştir.

Bosna Beylerbeyi Vekili: Cafer Paşa

Bekir Paşa’nın küçük oğlu olan Cafer Paşa; 3 Ocak 1755 tarihinde Hersek mütesellimi olarak birçok görevin yanı sıra Bosna beylerbeyliği görevini de üstlenmiştir. 1777-1785 yılları arasında Bosna Beylerbeyliği’ne atanan Cafer Paşa, Dağıstanlı Ali Paşa ile Moralı Ahmet Paşa’nın kaymakamları olarak görev yaptıktan sonra vefat etmiştir. Oğlu İbrahim Bey ise 1789 yılında Hersek mütesellimi olacaktır.

Paşalar – Beyler ağası, İlovalar’ın atası, Osmanlı’nın medâr-ı iftihârı İsmail Ağa Çengiç

1778 yılında, atalarının ilk yerleştiği topraklar olan Yelaç’ta dünyaya gelen İsmail Ağa, Gacko Ovası ile civarına yerleşen Çengiçler’in reisi kabul edilir. Halk tarafından da çok sevilen ve Osmanlı düzeninin yanında yer alan İsmail Ağa Çengiç, aileden intikal eden malikâne ve zeamet topraklarının yüklediği görevle savaşlara katılmış, genç yaşında kahramanlıkları ile nam salarak 1814 yılında yaşamı boyunca devam edeceği Gacko mütesellimliğine atanmıştır. 1830 yılında başlayan Bosna ayaklanması bastırılmasında da önemli rol oynayan İsmail Ağa Çengiç; Bosna Valisi Mahmut Hamdi Paşa ve Ömer Paşa’nın yanında yer alarak isyancı Gradasceviç’i ağır bir yenilgiye uğrattı ve dönüş yolunda askerlerini Saraybosna’daki Grodonyi Dağı arkasından Koriça Tepesi’ne sevk ederek şehri yağma edilmekten kurtardı (1832). Bu başarısının ardından İstanbul’da gösterişli bir hilat (biniş) giydirilip kapıcıbaşılık rütbesiyle onurlandırıldı. 1836 yılında Karadağlılar ile yapılan savaşta ölen yerel hanedan mensuplarının öcünün alınması için İsmail Ağa Çengiç Mlyetiçak’ta pusuya düşürüldü ve kafası kesilerek şehit edildi (6 Ekim 1840). Başsız vücudu; Lipnik Köyü’nde inşa ettirdiği Caminin yanında bulunan türbesine defnedildi.Tüm mal varlığı önce kızı Kâmile Hanım’a, son olarak da Rıza İlova’nın kızı Leyla İlova’ya intikal etmiştir.

Şehit babanın kahraman oğlu: Derviş Salih Paşa (Dedeağa Çengiç)

İsmail Ağa’nın oğlu Derviş Salih Çengiç, 1823 yılı civarında Gacko’ya bağlı Lipnik Köyü’nde doğmuş 1841 yılında henüz 18 yaşında bir delikanlı iken babasının intikamını almak için asker ile Karadağ’a sefere çıkmış, 1851 yılında da, Bosna Valisi Ömer Paşa’nın emriyle Karadağ sınırındaki Osmanlı kuvvetlerinin başına geçmiştir. Bosna tarihinde korkusuz bir kahraman olarak tanınan, vatan sevgisi ve devlete yaptığı hizmetleriyle övülen Derviş Salih, bu serhat görevinde gösterdiği başarılardan dolayı “Paşa” unvanıyla onurlandırılmıştır (Kasım 1869). Hayırseverliği ve başarılarıyla tanınan Derviş Paşa; Hersek isyanına katılmadığı için bir entrikaya kurban giderek zehirlenmiş ve Sarajevo’daki Yablaniça Köyü’nde vefat etmiştir (Ocak 1876). Mezarı Koniça Kasabası Çarşı Câmii haziresindedir.

Bosna’dan kadîm topraklara: Bursa’da yurt tutan Çengiç Beyi Haydar Bey

İsmail Ağa’nın yedi oğlundan biri olan Haydar Bey, ailesini Balkanlar’dan Bursa’ya taşıyan ve iki Osmanlı sultanı tarafından nişanlarla onurlandırılan önemli bir şahsiyettir. 1878 yılındaki Berlin Barış Antlaşması’ndan sonra Avusturyalılar tarafından sınır dışı edilen Haydar Paşa; Karadağlıların teklif ettiği prenslik unvanını da reddederek oğlu, kızı ve annesi ile birlikte Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti İstanbul’a yerleşmiştir (1879). Annesi ile kızı İstanbul’da ardı ardına vefatı (1880) üzerine “kızımın ve annemin öldüğü şehirde yaşayamam,” diyerek Bursa’ya taşınan Haydar Bey, Atıcılar Semti’nde Bosna tarzında iki konak inşa ederek oğlu İsmail Bey (Yümnî) ile birlikte burada yaşamaya başlamıştır. Torunu Rıza İlova’nın da bu büyük konakta dünyaya geldiği bilinmektedir (11 Eylül 1904).

Modern bir Osmanlı sevdalısı: İsmail Yümnî Bey

1856 yılında Haydar Bey’in oğlu olarak Bosna’da dünyaya gelen İsmail Yümni Bey (Ö. Bursa/1913), İnegöllü bir Boşnak olan Hayriye Hanım (Ö. 1954) ile evlendi ve Bosna’dan İstanbul’a geldiğinde 22 yaşındaydı. İsmail Bey, Sultan II. Abdülhamit askeri levazımat birliğinin kurulması sırasında “20 Osmanlı altunu ve ondan ziyade iâne (yardım) verenlere mahsus olmak üzere Nişân-ı Hamiyyet-i Vataniyye” ile ödüllendirilmişti (7 Haziran 1897).

Bununla birlikte kendisi Osmanlı Devleti’ni çöküşten kurtarmak için batılılaşmayı savunan bir Jön Türk hayranıydı. Babası Haydar Bey ise geleneklerine sıkı sıkıya bağlı bir Osmanlıcı olarak padişahtan yana bir tavır sergilemekteydi. Birbirine taban tabana zıt iki görüşün aynı çatı altında yaşatılabilmesi bile, bu köklü ailenin bireylerinin birbirlerine olan bağlılığını ve hoşgörülü tavrını göstermektedir.

Atıcılar Çiftliği’nde bir Balkan Beyi: Rıza Bey

Çengiç Ailesi’nin Bursa ve Bosna’da Rıza İlova ve eşi Eşref İlova yaşamış önemli bir mensubu da İsmail Yümnî Bey’in oğlu Rüstem Rıza Bey’dir. Rıza Bey 1904 senesinin Eylül ayında ailenin Bursa’daki ilk ikametgâhı olan Atıcılar’daki çiftlikte dünyaya geldi. 9 yaşında babasını kaybetti ve annesiyle birlikte Nalbantoğlu Mahallesi’ndeki konaklarına taşındı. Ancak 18 yaşına geldiğinde Bosna’da kalan mallarını değerlendirmek için oturduğu konağı kiraya vererek, ailesiyle birlikte Saraybosna’ya gitti. 1930 yılında aldığı evlilik kararıyla Eşref Hanım ile hayatını birleştirdi ve ilk kızı Selma dünyaya geldikten 3 sene sonra da Bursa’ya döndü (1935).


1937’de Setbaşı’nda kurduğu Hathas Müteahhitlik Firması ile Türkiye’nin ilk asfalt karayolu olan Bursa-Mudanya karayolunun asfalt kaplama işini gerçekleştirdi. Ardından Mahmut ve Neşet Atabey kardeşlerle ortak olarak açtığı Muradiye Çağlayan’da dokuma baskısı yapan Marina Fabrikası’nı işletti. Rıza İlova, sosyal ilişkileri güçlü, geçmişine bağlı, siyaseti izleyen ve aynı zamanda kültürel derinliği olan bir şahsiyetti. Atatürk’ün büyük hayranıydı ve İsmet Paşa ile yakınlığı biliniyordu. Türkiye’ye döndükten sonra da Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) kaydoldu ve partinin yönetim kademelerinde yer aldı. Vali Haşim İşçan döneminde (1945-1950) bir süre belediye başkan vekilliği yaptı.


Bursa Eski Eserleri Sevenler Kurumu’nda Kazım Baykal ile birlikte çalıştı ve mevlid yazarı Süleyman Çelebi’nin türbesinin inşasına katkıları oldu. Bursa Musiki Cemiyeti, Çocuk Esirgeme Kurumu, Kızılay ve Bursa Avcılar Kulübü gibi sivil toplum kuruluşlarında görevler aldı. Tarihsel çınarların korunmasına yönelik çabalarından dolayı kendisine “Çınarların Babası” denildi.


Rıza İlova 26 Aralık 1966 tarihinde Bursa’da vefat ederek Pınarbaşı aile mezarlığına defnedildi.

Gizli bir mektupla başlayan bir ömürlük dans


1922 senesinde Bosna’ya gitmeden evvel akrabalarını İnegöl’de ziyaret eden Rıza Bey, Eşref Hanım’ın beğenisini kazanır. Genç kız, bu ilgisini satırlara dökerek yazdığı mektubu Rıza Bey’in cebine, görmeden sıkıştırır. Bosna-Hersek’te El-Kamer ve Şadırvan mekânlarında Çingene Nicola ve tef çalan İda’nın eşliğinde sevdalinkalar söyleyen güzel sesli Rıza Bey, kendisini yalnız hissetmektedir. Bu arada Bosna’daki günleri uzamakta, yaşı da iyice kemâle ermektedir. Evlenmesine yönelik baskıların arttığı bir anda aklına, kalbinin kendisine açık olduğunu bildiği, uzaktan akrabası Eşref Hanım gelir ve dayısıyla Bosna’dan İnegöl’e bir mektup göndererek talip olduğunu bildirir; Eşref Hanım da bu teklifi düşünmeksizin kabul eder. Evet cevabının ardından gelini almak üzere Saraybosna Belediye Başkanı’nın da bulunduğu 4 k işi Bosna’dan İnegöl’e doğru yola çıkar. İnegöl’de Eşref Hanım ve ailesi ile görüşüldükten sonra dönüş yolculuğu başlar. Yolculuklarının bitiş noktasında Eşref Hanım’ı “Küçük Asyalı Gelin Hoşgeldin” yazılı bir flamayla 80 araçlık kalabalık bir konvoy ve Rıza Bey karşılar (27 Aralık 1930). Çengiçler’in şanına yakışır özel yemeklerin hazırlandığı, büyük ve ihtişamlı bir törenle evlenen çift, böylesi güzel bir başlangıcın ardından birbirlerine aşkla bağlanmış ve bir ömür boyu mutlu olmuşlardır.

Eşref Hanım: “iyi eş, iyi anne”


Bosna’dan gelip İnegöl’e yerleşen Lakşiç Ailesi’ne mensup Eşref Hanım, 3 Ocak 1906 tarihinde İnegöl’de dünyaya gelir ve ilk öğrenimini burada tamamlar. 1922 senesinde Rıza Bey ile tanışır ve sekiz yıl sonra evlenerek Bosna’ya taşınır. 1932 yılında ilk çocuğu Selma dünyaya gelir. 1936 senesinde eşi, kızı ve kayınvalidesiyle Bursa’ya dönerek Nalbantoğlu Mahallesi Taşkapı Sokak’ta yeni hayatına başlar. 1938 senesinde ikinci kızı Leyla’yı da burada dünyaya getirir. Rıza Bey ile mutlu bir evlilik sürdüğü bu konak, onun son ikametgâhı olur ve 90 yıllık ömrünü burada tamamlar (16 Ekim1995). Eşref Hanım köklü bir aileye mensup, kendisini geliştirmiş, kültürlü ve kibar bir hanımefendidir. Birçok Boşnakça destan bilen, yetenekli ve hayatını ailesine adamış bu Bursa hanımefendisi için kızı Leyla İlova mezar taşına “iyi eş, iyi anneydi ” diye yazdırmıştır.


İlovaların büyük kızı: Selma İlova Bosna


Rıza Bey ile Eşref Hanım’ın ilk kızları Selma, 14 Aralık 1932 tarihinde Bosna’da doğar. Üç yaşındayken ailesiyle Bursa’ya gelir. İlköğrenimini 2. İlkokul’da (Reşitpaşa) tamamladıktan sonra Bursa Kız Lisesi’ni bitirir. Bir sene sonra da BOSSA Tekstil Fabrikası’nın kurucu ortaklarından, Bosnalı Salih Efendi’nin oğlu Sinan Bosna ile evlenip Adana’ya yerleşir (1951). 1955 senesinin Şubat ayında ilk kızı Nil, 1956 senesinin Eylül ayında da ikinci kızı Zümrüt dünyaya gelir. Kızlarının doğumunun ardından İstanbul’a yerleşen aile, Sinan Bosna’nın milletvekili seçilmesiyle Ankara’ya taşınır (1961-1973). Ancak aile, kızlarının eğitimi için tekrar İstanbul’a döner ve Selma İlova Bosna, eşinin ölümünden dört yıl sonra, 18 Aralık 1999 tarihinde burada vefat eder.

500 yıllık çınarın Bursa’daki son temsilcisi: Leyla İlova


Çengiç Ailesi’nin Bursa’da yaşayan son çınarı Leyla İlova, 8 Haziran 1938’de, ailenin Nalbantoğlu Taşkapı Sokak’taki konağında dünyaya gelir. Eğitim hayatına Özel Yeni Okul Çocuk Yuvası’nda (Çizakça) başlar. İlk ve orta öğrenimini 2. İlkokul (Reşit Paşa Okulu) ile Özel Yeni Okul’da okur ablası Selma gibi Bursa’nın köklü eğitim kurumlarından Bursa Kız Lisesi’ne devam eder. Leyla İlova, yükseköğrenimine Ankara Hukuk Fakültesi’nde başlamışsa da bir sene sonra tekrar sınava girerek İstanbul Üniversitesi Psikoloji Bölümü’nü kazanır. Bu bölümde okurken, bir yandan da İst. Ünv. İktisat Fakültesi’ne bağlı Gazetecilik Enstitüsü’ne devam eder.Leyla Hn, öğrenimine ara vererek babasının tedavisi için Londra’ya gider. 1966 yılında babasını kaybetmesinden sonra gazetecilik bölümünden mezun olur.


Öğrencilik yıllarında arkadaşlarıyla birlikte TRT İstanbul Radyosu’nda “Gençlik Saati” isimli bir program hazırlayıp spikerliğini üstlenen Leyla Hanım, mezun olduktan sonra da İstanbul’da reklam spikerliği yapmaya başlar. Ancak bir süre sonra Bursa’ya döner ve Çelik Palas Oteli’nde yönetici asistanlığı yapar. Vali Mehmet Karasarlıoğlu ile Zekai Gümüşdiş dönemlerinde memurluk ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Bürosu’nda Şube Müdürlüğü görevinde bulunur. İyi derece İngilizce bilmesi, profesyonel rehberlik sertifikası olması ve Boşnakça bilmesi sayesinde özellikle Avrupa ve Balkanlar’dan gelen yabancılara kentin tanıtılmasında katkı sağlar. Leyla İlova halen, babaannesi Hayriye Hanım’ın 1914’te satın aldığı konakta, annesi Eşref Hanım’ın kendisini dünyaya getirdiği karyolada yaşamını geçirmekte ve atalarının izinden giderek ya

şadığı topraklara nasıl katkı sağlayabileceğinin tatlı telaşı içinde hayatını sürdürmektedir.


2 Aralık 2023 Cumartesi

Kuzey Makedonya'nın Konçe Belediyesi'nde Türkçe ikinci resmi dil oldu

 

#ShamilAmirov'a #Kafes15 operasyonu


AB raporunda 'Türkiye'ye vize kolaylığı' tavsiyesi


Türkiye raporunda temel görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik çabaların devam etmesi gerektiğini belirten Avrupa Birliği (AB) Komisyonu, Türklerin vize başvurularını kolaylaştırmaya dönük adımların araştırılması tavsiyesi yaptı.

AB Komisyonu, AB-Türkiye ilişkilerine ilişkin görüşlerini üyeleriyle paylaştı. “AB ve Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve ticari ilişkilerinin durumuna dair ortak bildiri” başlıklı raporda, ikili ilişkilerin odak noktasının 2021 yılından bu yana ilişkileri yeniden yapılandırmaya dönük somut adımlar üzerinde yoğunlaştığı ifade edildi.
AB'nin Türkiye'yle muhtemel tüm alanlarda daha işbirlikçi ve karşılıklı yarara dayalı bir ilişki geliştirme konusunda stratejik çıkarının olduğu vurgulandı. Raporda, "Türkiye ile temel görüş ayrılıklarını gidermeye yönelik çabalar devam etmelidir" denildi.

Türklere vize kolaylığı tavsiyesi

Raporda ayrıca Türkiye ile Gümrük Birliği görüşmelerinin sürdürülmesi tavsiye edilirken, ticaret, yatırım, göç ve vize muafiyeti gibi konularda daha fazla adım atılması gerektiği dile getirildi. Üye devletlere bazı Türk vatandaşlarının (iş adamları, öğrenciler, AB'de aile üyeleri olan Türk vatandaşları vb.) vize başvurularını kolaylaştırmaya dönük adımları araştırma tavsiyesinde bulunuldu. Raporda, “Bu aynı zamanda uzun geçerlilik süresine sahip çok girişli vizelerin verilmesine imkan sağlamak üzere vize kanununun esnekliklerinden tam olarak yararlanılmasını da içermelidir” denildi.

1 Aralık 2023 Cuma

Sınırsız Schengen'e veda! Avrupa'da yeni dönem


Normalde serbest dolaşım bölgesi olan 27 üyeli Schengen Bölgesi’nde sınır kontrolleri 'geçici olarak' yeniden hayata geçti. 27 ülkenin 11’inde sınır kontrolleri başladı ya da artırıldı. Nedeni ise dikkat çekti.

Dünyada “özgürlüklerden taviz” dalgası yükselmeye devam ediyor. Ortadoğu ve Ukrayna'dan savaşlarla hızlanan göçmen akını karşısında panikleyen Schengen üyesi pek çok ülke, gümrük kontrollerini yeniden başlatmaya karar verdi.
Hırvatistan, sınırların olmadığı Schengen sistemine 1 Ocak 2023'te en son katılan ülke olmuştu. Öncesinde AB üyesi olan ama Schengen'e dahil olmayan ülkeden komşu Slovenya ya da Avusturya'ya karayolundan gitmek isteyenler özellikle yaz aylarında turist akını başladığında giriş-çıkışlarda bazen saatlerce pasaport kuyruğunda çile dolduruyordu.
Sonra 31 Aralık 2022 gecesi tüm gümrük kapıları kaldırıldı, özgür Avrupa'ya girildi. Ama 'sınırsız hayat'ın keyfi bir yıl bile sürmedi. Balkan rotasını kullanarak AB ülkelerine kaçak girişler patlayınca, Almanya'dan Avusturya'dan İtalya'ya, en çok göçmen akınına uğrayan ülkeler komşularıyla sınırlarını daha sıkı kontrol etmeye karar verdi.
İtalya, kuzey doğu komşusu Slovenya'ya, onlar da doğu komşusu Hırvatistan'a yeniden gümrük denetimi başlattı. Zira Hırvatistan'ın doğu komşuları Bosna Hersek ve Sırbistan, Balkan rotasının AB'ye geçişte en revaçta olan "kevgir" ülkeleri sayılıyor. Schengen'in en büyük ve sorunlu sınırlarından birini Hırvatistan kontrol etmek durumunda.
Böylece normalde serbest dolaşım bölgesi olan 27 üyeli Schengen bölgesinde sınır kontrolleri 'geçici olarak' yeniden hayatta. Geçici olması yasal olarak 6 aylığına ilan edilebiliyor olmasından… Yoksa ne kadar süreceği muamma. Schengen kuralları, iç güvenliğe veya kamu politikasına ciddi tehdit sayılan hallerde 'son çare olarak' gümrük denetimine izin veriyordu.
İşte o raddeye gelindi. Korku ve tedirginlik en bulaşıcı virüs kadar etkili. Herkes birbirine bakıp süratle 'duvarları' yeniden inşa ediyor. Avrupa Komisyonu'nun İçişleri web sitesine göre, şu anda geçici sınır kontrolleri yürüten 11 ülke var: İtalya, Almanya, Avusturya, Slovakya , Çekya, Polonya, Slovenya, Danimarka, Norveç, İsveç ve Fransa. Böylece 27 Schengen ülkesinde yaşayan 400 milyondan fazla kişinin 'sınırsız seyahat' imkanına ağır bir gölge düştü.
Kaçak göçmen avındaki gümrük polisi hemen her aracı durduruyor. Hırvatlar, "Biz bu uygulamaların sebebi değil mağduruyuz" diyor. AB sınır kontrol ajansı Frontex'e göre, 2022'de 300 binden fazla göçmen 'Balkan rotası' olarak adlandırılan yollardan AB'ye kaçak girdi. Bu, çoğu aynı güzergahtan gelen 1 milyondan fazla Suriyelinin Almanya'ya geldiği 2015-2016'dan bu yana en yüksek rakam. Bu yıl ekim ayına kadarki verilerine göre yine bu güzergahta yaklaşık 100 bin göçmen kaydedildi.
Frontex, bu rota üzerinden Batı Avrupa'ya seyahat edenlerin çoğunun Afganlar olduğunu, bunları Türk, Fas ve Pakistan vatandaşlarının izlediğini bildiriyor. Bunların çoğu Hırvatistan üzerinden 'zengin Avrupa'ya geçmeye çalışıyor. Savaşlardan ve ekonomik krizlerden kaçıp, ölümü göze alarak Avrupa'ya ulaşmaya çalışan göçmenler, Avrupa'yı daha da 'kapanmaya' itiyor. Özgürlükler tırpanlanıyor, sınırlar ve duvarlar güncel hale geliyor, göçmen karşıtı aşırı milliyetçi söylemler ve partiler güçleniyor.
Financial Times bu sorunu ele alırken, "Avrupa'nın sorunu ne?" sorusunu soruyor ve cevap olarak, "Çok çekici olması" diyor. Ve yaşanan çelişkiyi şu cümleyle özetliyor: "Göçmen karşıtı sert tedbirler ve kaygı yaratan söylemlerle aslında, yaşlı kıta kendi değerlerine ihanet ediyor."

(Dünya)

30 Kasım 2023 Perşembe

BRTK heyetinin CHP Lideri Özel'e nezaket ziyaretinde Balkan brifingi!


Cumhuriyet Halk Partisi'ne adeta çıkartma yapan Balkan Rumeli Türkleri Genel Başkan Özgür Özel başta olmak Adana Milletvekili ve Genel Başkan yardımcısı Burhanettin Bulut, İzmir Milletvekili ve parti genel sekreteri Selin Sayek Böke ve Zonguldak Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz ile görüştü, Balkan ülkeleri ile buralarda yaşayan Türk ve müslümanlar ile akraba topluluklar hakkında bilgilendirmede bulundu.

Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK) yöneticileri Genel Başkan Sabri Mutlu liderliğinde Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Özgür Özel'e nezaket ziyareti yaptı. 
CHP Genel Merkezi'nin 12. katında gerçekleşen ve CHP Samsun Milletvekili Murat Çan'ın da katıldığı görüşme yaşanan yoğunluk nedeniyle yarım saate sığdırılmaya çalışılırken, adeta kutlama izdihamı yasanan partideki hareketlilik ve olağanüstü kalabalık dikkat çekti.
BRTK randevusundan sonra sırada daha 1370 görüşme beklediğini ifade ederek söze başlayan Genel Başkan Özel, zaman darlığı nedeniyle heyetten affını isterken önümüzdeki haftalarda Balkanlar özelinde BRTK ile yapılacak toplantıda enine boyuna, süre sorunu olmadan her şeyi konuşmaya söz verdi.


Türkiye'nin Balkanlılara ihtiyacı olduğunu, kendisinin de bir Rumeli Türkü olmaktan iftihar ettiğini aktaran Özgür Özel, "Zorunlu göçler ile bulundukları topraklardan anayurda gelen insanlarımız ülkeye kalite katmıştır. Sanattan, edebiyata, ekonomiden bürokrasiye ve iş dünyasına uzanan çizgide Rumelililer olarak çalışkanlılığımız ile öne çıktık "dedi.
Ziyarete katılanların Özgür Özel'e kendilerini tek tek tanıttığı toplantıda heyet adına CHP Genel Başkanına bilgilendirme yapan BRTK Genel Başkanı Sabri Mutlu her alanda ve anlamda başarılı olan Rumeli Balkan insanının bir iki istisna hariç siyasette ve partilerde pek varlık göstemedigini, bunun da kendi insanlarının mütevaziliğinden kaynaklandığını, ancak bu durumu değiştirmek istediklerini söyledi. 

Bu nedenle partilerden ve özellikle de kurucu ve ebedi liderimiz Mustafa Kemal Atatürk'ün partisi CHP'den bu anlamda pozitif ayrımcılık beklediklerini ifade eden Başkan Mutlu, Türkiye'nin nüfus yapısının en az yüzde 35'inin Balkan Rumeli orjinli olduğunu vurgulayarak "Ancak bizim insanımız siyaset yapma ve siyasi partilerde yer alma anlamında bir adım geri durmakta, kendini ifade etmekte zorlanmaktadır" diyerek CHP Genel Başkanı Özgür Özel'den bu anlamda temsil ettikleri camiaya yönelik pozitif ayrımcılık talep etti.



HER İKİ KOLDAN BALKANLI VE RUMELİLİ

Özgür Özel dedelerinin tamamının Balkan Rumeli insanı olduğunu, bir dedesinin Selanik Manastır diyarından, bir dedesinin de Üsküp Kirçovo'dan olduğunu vurguladığı görüşmede "Osmanlının son defterdarı dedem hep bize rol model olmuştur. Balkan ve Rumeli insanının tamamı da öyledir. Ben talebinizi önemle not aldım. İlgili kurullara iletip değerlendireceğim. Sizleri ve temsil ettiğiniz camianın insanlarını partimde daha aktif görmek isterim. Sizlere kontenjan ayrılması noktasında pozitif tavır sergileyip gereğini yerine getireceğim. BRTK Başkanından gelecek bilgileri değerlendirip, ilettiği listeleri dikkatle inceleyeceğim" dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel BRTK Genel Başkanı Sabri Mutlu'nun Bursa'dan geldiğini öğrenince Bursa Vakıfköy damadı olduğunu da  vurgulayarak "Daha sonra uzun oturarak durumu değerlendireceğiz.  Balkanlar bizim tarihimiz. Balkan ülkeleri de Türkiye'nin en önemli kültürel ekonomik partneri. Bölgeyi masaya yatırıp artısı eksisi ile hep birlikte görüşüp değerlendireceğiz"dedi.
Partisinde siyaset yapma noktasında yani bir süreç başlatacaklarının altını da çizen Özel, bu anlamda yerel seçim öncesi adaylara yönelik anket yaptıracaklarını, kadınlara ve STK'lara öncelik tanıyacaklarını söyledi.
BRTK'nın Cumhuriyet Halk Partisi'ndeki ziyaret programı daha sonra sırasıyla Adana Milletvekili ve Genel Başkan yardımcısı Burhanettin Bulut, İzmir Milletvekili ve parti genel sekreteri Selin Sayek Böke, Zonguldak Milletvekili ve Genel Başkan Yardımcısı Deniz Yavuzyılmaz ziyaretleri ile devam etti. 
CHP yönetiminin STK' lara ve özellikle de Balkan Rumeli Türkleri 'ne yönelik pozitif tavrı heyette yer alan tüm BRTK yöneticilerini,  bölge başkanlarını ve federasyon temsilcilerini mutlu ederken, yapılan değerlendirme görüşmelerinde yerel seçimler için gerek belediye meclis üyeliklerine, gerekse de başkanlıklar için örgütlü olunan 52 il ile ilçelerinde aday belirleme ve yarışa CHP'den katılacak üyelere destek verilmesi kararlaştırıldı.



26 Kasım 2023 Pazar

Çin, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda ve İspanya vatandaşlarına vizesiz giriş izni verecek


Çin hükümeti, bazı Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin ve Malezya vatandaşlarının belirli bir süre için vizesiz seyahat edebileceğini duyurdu.
Asya ülkesi, sıkı koronavirüs tedbirlerinin ardından turizm sektörünü canlandırmak için son aylarda adımlar atıyor.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Fransız, Alman, İtalyan, Hollandalı, İspanyol ve Malezya vatandaşlarının 1 Aralık'tan itibaren bir yıl boyunca ülkeye gelebileceklerini söyledi.
Sözcü Mao, "Çin, deneme amaçlı olarak daha fazla ülkeye tek taraflı vizesiz politika uygulamaya karar verdi." dedi.
Mao, "Bu politika, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda, İspanya ve Malezya olmak üzere 6 ülkeden normal pasaport sahibi yolculara vizesiz uygulamanın genişletilmesini içeriyor." ifadesini kullandı.
Adı geçen ülkelerden vatandaşların iş, turizm, aile ziyareti ve transit amaçlı olarak 15 günden fazla kalamayacaklarına dikkat çekildi.

Almanya: Tüm AB ülkeleri için uygulayacaklarını umuyoruz

Pekin'de bulunan Fransa Dışişleri Bakanı Catherine Colonna, kararı memnuniyetle karşılarken Almanya'nın Pekin Büyükelçisi Patricia Flor, kararın birçok Alman vatandaşının Çin'e seyahatini benzeri görülmemiş ölçüde kolaylaştıracağını söyledi.
Flor, "Çin hükümetinin, bu tedbiri tüm AB üyesi ülkeler için uygulayacağını umuyoruz." dedi.
Alman elçi, bu adımın, vatandaşların hareketliliğinde önemli bir gelişme olacağını ve Çin ile AB arasında daha "derin" kişisel, kültürel ve ekonomik ilişkilere imkan tanıyacağını sözlerine ekledi.

54 ülkeye genişlettiler

Bu ay Çin, vizesiz geçiş politikasını Norveç vatandaşlarını da kapsayacak şekilde 54 ülkeye genişletti.
Ağustos ayında, gelen yolcular için koronavirüs testi zorunluluğunu kaldırdılar. Temmuz ayında Singapur ve Brunei vatandaşları için 15 günlük vizesiz girişi yeniden başlattılar.
Çin havacılık otoritesi, kasımdan marta kadar haftalık 16 bin 680 uçuş beklediklerini açıkladı.
Reuters'ın aktardığına göre, yolculu uçuşların dört yıl önceki toplamın yüzde 71'ine ulaşması bekleniyor