17 Eylül 2023 Pazar

Vizede yeni dönem! Öğrenciye ve iş adamına Avrupa kapısı açılıyor


AB ile Ankara arasında öğrenciler ve iş insanları için Schengen vizesi kolaylığı sağlanması için çalışma sürüyor. Somut adımlar Ekim ayında atılacak.

AB üyesi ülkelere gitmek isteyen Türk vatandaşlarının vize alma konusunda yaşadığı sorunların önüne geçmek için de AB makamları ile sık, yoğun ve detaylı toplantılar gerçekleştiriliyor. Son olarak AB Komisyonu'nun Komşuluk ve Genişlemeden Sorumlu Üyesi Oliver Varhelyi Ankara'yı ziyaret ederek Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile görüştü.

Bakan Fidan, "Özellikle işadamlarımız ve öğrencilerimiz için vize kolaylığı konusunda Sayın Komiser'le anlayış mutabakatı içerisindeyiz" ifadelerini kullandı. Bu önerinin Komiser Varhelyi'den geldiği öğrenildi.

ÇALIŞMALAR BAŞLADI

Vize serbestisi orta vadeli bir mesele olarak görülürken çalışmalar da başladı. Türkiye'nin vize serbestisi için 72 karşılanması gereken kriterlerde büyük ilerleme kaydederek, karşılanması gereken madde sayısını 6'ya düşürdü.
Bu 6 madde görüşülmeye başlanacak. Kararlaştırılan sürecin uygulamaya geçmesi için Avrupa Komisyonu'na bir paket sunulması bekleniyor.

16 Eylül 2023 Cumartesi

Filenin Sultanları Bulgaristan'ı 3-0 ile geçti!

Son olarak Avrupa şampiyonu olan A Milli Kadın Voleybol Takımı'mız, Olimpiyat elemeleri kapsamında Bulgaristan ile karşı karşıya geldi. Oldukça rahat bir maç çıkaran Filenin Sultanları maçı 3-0 kazandı.

Türkiye A Milli Kadın Voleybol Takımı, 2024 Paris Olimpiyat Oyunları Elemeleri B Grubu'ndaki ikinci maçında Bulgaristan ile karşı karşıya geldi. Japonya'nın başkenti Tokyo'da yapılan karşılaşma, Filenin Sultanları'nın 3-0 üstünlüğü ile tamamlandı.

1. SET:

Türkiye: 25

Bulgaristan:20

2. SET:

Türkiye: 25

Bulgaristan:19

3. SET:

Türkiye: 25

Bulgaristan:15

Milli takımın olimpiyat elemelerindeki maç programı şu şekilde:

19 Eylül:

07.00 Türkiye-Peru

20 Eylül:

07.00 Türkiye-Arjantin

22 Eylül:

10.00 Türkiye-Brezilya

23 Eylül:

13.30 Türkiye-Japonya

24 Eylül:

10.00 Türkiye-Belçika

Ukrayna'dan sonra bir sonraki adım Moldova olabilir mi?


Gülru Gezer 

(Los Angeles eski Başkonsolosu)


Ukrayna savaşının başından bu yana Avrupa'nın en yoksul ülkelerinden biri olan Moldova'da tedirginlik hakim.

Rusya'nın 24 Şubat 2022'de başlattığı harekatın Ukrayna'yla sınırlı kalmayacağı, bağımsızlığını ilan eden Rus yanlısı Transdinyester üzerinden ülkenin istikrarsızlaştırılacağı, Rusya'nın Ukrayna'da daha hızlı bir zafer elde etmek için Transdinyester'i ikinci bir cephe olarak kullanabileceği gibi olasılıklar hem halk hem de yönetim nezdinde huzursuzluk yaratıyor. 

Enerji krizinden doğrudan etkilenen ve yüksek enflasyon nedeniyle ekonomik darboğaza giren Moldova sık sık Ukrayna ve Rusya yanlılarının gösterilerine sahne oluyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodomir Zelenski'nin Rusya'nın Moldova'da istikrar bozucu eylemlerde bulunacağına ilişkin gizli belgeler elde ettiklerini açıklamasıyla ülkedeki gerginlik had safhaya çıkmış oldu.

Rusya Savunma Bakanlığı: Ukrayna, Transdinyester'i karıştırmayı planlıyor

Moldova Cumhurbaşkanı Sandu: Rusya'nın darbe planını engelledik

Ukrayna istihbaratı: Rus gizli servisi, Moldova'nın Batıcı hükümetini indirmeye çalışıyor

Söz konusu açıklamadan günler sonra Natalya Gavralitsa'nın başbakanlığındaki hükümet istifa etti. 

Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte Ukrayna, Belarus ve Moldova diğer doğu bloku ülkelerinden farklı bir süreçte ilerledi.

Önceki yazılarımda Ukrayna ve Belarus'ta kaydedilen gelişmeleri incelemiştim.

Bu yazıyla da Moldova'da bağımsızlığın ardından yaşanan önemli dönüm noktalarına ve günümüzde ülkenin karşı karşıya kaldığı sınamalara değineceğim. 

Bağımsız ama parçalanmış bir Moldova   

Moldova SSCB'nin dağılmasından sonra 1991 yılında bağımsızlığını ilan etti.

Ülkenin doğusunda yer alan ve Sovyetler Birliği döneminde etnik Rus ve Ukraynalıların çoğunlukta olduğu Transdinyester bölgesi ise, Moldova'dan ayrılmak istediğini beyan ederek, Transdinyester Cumhuriyeti adı altında kendi bağımsızlığını ilan etti. 

Esasında sorun Sovyetler Birliği'nin son döneminde Transdinyester bölgesinde yapılan özerklik referandumları ile başladı.

Gerginliğin tırmanmasıyla taraflar arasında 1990 yılında başlayan çatışmalar her iki tarafın peş peşe SSCB'den bağımsızlık ilan etmesi ve Moldova'nın 1 Mart 1992'de BM'ye üye olmasıyla daha da şiddetlendi.

Çatışmalar sırasında, binlerce kişi öldü, yüz binlercesi yerlerinden edildi. Aynı yılın temmuz ayında, taraflar arasında ateşkes sağlandı. 

90'lı yıllarda Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT), AB, ABD ve Ukrayna hem birlikte hem de ayrı ayrı uzlaşıya varılması ve tansiyonun düşürülmesi amacıyla çeşitli girişimlerde bulundu, ancak sorunun çözümüne yönelik bir sonuca varmak mümkün olmadı. 

2005 yılında, "5+2" formatında görüşmeler başladı. Moldova, Transdinyester, Rusya, Ukrayna, AB, ABD, AGİT ve BM temsilcilerinden oluşan süreç çerçevesinde sınır kontrolü, ekonomik işbirliği, insan hakları ve güvenlik gibi konular başta olmak üzere çeşitli başlıklar ele alındı.

Temel hususlarda somut sonuç alınamaması nedeniyle durma noktasına gelen süreç 2011 yılında yeniden canlandırıldı ancak 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ı ilhakıyla akim kaldı. 

Halihazırda Transdinyester'in bağımsızlığı BM'ye üye hiçbir ülke tarafından tanınmamakta ve bölge Moldova'nın egemenliği altında kalmaya devam etmektedir.

Öte yandan, bölgenin ayrı bir anayasası, siyasi yapısı, parlamentosu, bayrağı, ulusal marşı, polisi, posta sistemi bulunmaktadır. 

Günümüzde Transdinyester sorunu Moldova'nın siyasi istikrarına ve ekonomik gelişimine olumsuz tesir etmekte, Moldova'yı üçüncü ülkelerin baskılarına maruz bırakmakta ve bölgesel barışın önünde bir engel teşkil etmektedir. 

Rusya'nın etkisi 

Rusya 1992 yılındaki savaşa Transdinyester'in tarafında doğrudan müdahil oldu ve imzalanan ateşkes kapsamında bölgede barış gücü adı altında askeri bir mevcudiyet sağladı.

AGİT çerçevesinde Avrupa'da Konvansiyonel Silahlı Kuvvetler Antlaşması (AKKA) başta olmak üzere, imzaladığı anlaşmalar gereği Transdinyester'deki askeri gücünü azaltma taahhüdünde bulunmuş ve bu çerçevede askeri teçhizatının belirli bir kısmını geri çekmiş olsa da Rusya'nın bölgedeki askeri varlığı sürmektedir. 

2014 yılında Transdinyester Parlamentosu Kırım'ın yolunu izleyerek Rusya'ya bağımsızlığını tanıması yönünde başvuruda bulundu.

Rusya ise, bu başvuruyu yanıtsız bırakarak geçmişte çeşitli vesilelerle Transdinyester'e geniş yetkiler verilecek bir federasyonun kurulması taraftarı olduğu yönünde açıklamalarda bulundu. 

Esasında Rusya'nın tek amacı mevcut sorunun sürmesi ve Moldova'nın Batı'yla entegre olmasının engellenmesidir.

Rusya'nın etkisi Transdinyester bölgesiyle de sınırlı kalmamaktadır. Rusya'nın Moldova'nın bağımsızlığından bu yana seçimlere müdahale etmeye çalıştığı ve Rus yanlısı siyasetçilerin ülke yönetiminde yeralması için girişimlerde bulunduğu bir gerçektir. 

Moldova ise, bağımsızlığından bu yana Rusya'yı doğrudan karşısına almaktan imtina ederek, sorunun diplomasi yoluyla çözülmesi amacıyla iletişim kanallarını açık tutmayı tercih etti.

Bu doğrultuda Moldova, anayasasında da yer aldığı üzere, tarafsızlık statüsünü muhafaza etti ve NATO'ya üye olmayacağını defaatle vurguladı. 

Moldova AB'yle ilişkilerini geliştiriyor

Moldova'nın AB'yle ilişkilerinin ahdi temeli 1994 yılında imzalanan Ortaklık Anlaşması'na dayanıyor.

Söz konusu anlaşma 2014 yılında yenilendi ve bu sayede Moldova vatandaşları AB üyesi ülkelere vizesiz seyahat etme hakkını elde etti.  

Rusya bahse konu anlaşmayı NATO'ya üyelik yönünde atılmış bir adım ve Moldova'nın tarafsızlığının ihlali olarak değerlendirse de 2014 yılında Moldova'ya verilen tepki Ukrayna'ya verilen tepki gibi olmadı.

Transdinyester sorunun çözümüne yönelik görüşmeler durdu, ancak bölgedeki dengeleri değiştirmedi.

Öte yandan, Moskova Kişinev'e ekonomik yaptırım uyguladı ve Moldova'dan gelen malların ülkeye girişine yasak getirdi.  

Moldova hükümeti, ülkenin bağımsızlığından bu yana Rusya ve Batı arasında yürütmeye çalıştığı denge politikasında bir değişiklik olmadığını, bu doğrultuda AB'yle ilişkilerini geliştirirken Trandinyester sorununun çözümü için Rusya'yla işbirliğini sürdürmek istediği yönünde beyanatlarda bulundu.

Nitekim Moldova, Ortaklık Anlaşması'nın imzalandığı yıl Bağımsız Devletler Topluluğu'na katıldı.

Ayrıca, 2014'te kurulan Avrasya Ekonomik Birliği'ne de gözlemci ülke statüsünde iştirak etti. 

2020 yılında Batı yanlısı eski Başbakan Maia Sandu'nun Cumhurbaşkanı seçilmesi ve Rusya taraftarı Cumhurbaşkanı İgor Dodon'a yolsuzluk suçlamalarıyla ev hapsi verilmesi neticesinde Rusya yanlıları büyük ölçüde etkisiz hale getirildi.

Ukrayna savaşıyla birlikte denge politikası sınanıyor 

Ukrayna savaşı Moldova'da "Sıra bizde mi?" sorusunu gündeme getirdi.

Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinden yaklaşık bir hafta sonra Moldova AB'ye üyelik başvurusunda bulundu.

Avrupa Komisyonu 17 Haziran 2022 tarihli görüşünde Moldova'ya adaylık statüsü verilmesini önerdi.

Hemen sonrasında ise, 23-24 Haziran 2022 tarihlerinde düzenlenen AB Devlet/Hükümet Başkanları Zirvesi'nde Moldova Ukrayna'yla birlikte aday ülke ilan edildi. 

Kremlin Sözcüsü Dimitri Peskov'un, konu hakkında yaptığı açıklamada "Bizim için bütün bu süreçlerin bize daha fazla sorun getirmemesi ve anılan ülkelerin (Ukrayna ve Moldova) bizimle ilişkilerinde daha fazla sorun çıkarmaması çok önemli" şeklindeki ifadeleri Rusya'nın belirli ölçüde AB'nin rolünü azımsamaya çalıştığına ve Rusya'nın bu gelişme karşısında bir sorun çıkarmayacağına işaret ediyordu.

Savaşın başında Rusya'nın Ukrayna'nın Karadeniz'e açılımını tamamen engelleyerek Transdinyester'e kadar ulaşacağına yönelik yorumlar yapılırken Ukrayna'nın Rus ordusuna karşı gösterdiği ciddi mukavemet ve Transdinyester'in kendi başına harekete geçecek askeri güce sahip olmaması böyle bir senaryonun gerçekleşme ihtimalini ortadan kaldırdı.

Fakat hem zorlaşan ekonomik şartlar hem de Moskova'dan gelen "Batı Moldova'yı ikinci Ukrayna yapmak istiyor" ve "Ukrayna Transdinyester'i işgal edecek" gibi açıklamalar tarafların önümüzdeki dönemde Moldova üzerinden gerilimi artırabileceğinin sinyallerini veriyor. 

Cumhurbaşkanı Sandu'nun Moskova'nın Belarus, Karadağ ve Sırbistan vatandaşlarını kullanarak darbe girişiminde bulunabileceğine ilişkin açıklamaları, darbe iddialarının ardından Moldova'nın hava sahasını geçici olarak kapatması ve 16 Şubat'ta Moldova ve Sırbistan arasında yapılacak olan futbol maçının Sırbistan'dan gelecek sabotajcıların darbe girişiminde bulunma ihtimaline binaen seyircisiz oynandığı haberleri ise Moldova makamlarının endişelerini yansıtıyor.

Bu nedenle, Moldova'nın önümüzdeki dönemde ülkedeki istikrarı öncelemesi ve geçmişten bu yana izlediği denge politikasını daha da dikkatli bir şekilde yürütmesi elzem. 

Cumhurbaşkanı Sandu şu ana kadar bu sancılı süreci başarılı bir şekilde yönetebildi.

Ülkenin istikrarsızlığa sürüklenmemesi için Sandu 10 Şubat'ta Başbakan Gavralitsa'nın istifasını kabul etti ve yeni hükümetin kurulması çalışmalarına süratle başlaması neticesinde 17 Şubat'ta Sandu'nun önerdiği Dorin Recean başkanlığındaki hükümet parlamentodan güvenoyu olarak görevine başlayabildi.  

Bir yandan Recean Başbakan olarak yaptığı ilk konuşmada hükümetin önceliğinin barış ve istikrar olduğuna, Transdinyester sorununa barış yoluyla çözüm bulmak istediklerine vurgu yaparak Rusya'ya diyalog mesajı verdi, diğer yandan 22 Şubat'ta Sandu ABD Başkanı Joe Biden'la görüştü, Batı'yla entegrasyonun önemine işaret etti ve ABD'nin desteğini aldı. 

Rusya'nın Ukrayna'da istediği başarıyı elde edememişken Moldova'ya saldırması ya da Transdinyester'i kışkırtması şu aşamada pek olası görünmemektedir.

Ancak önümüzdeki dönemde Batı'dan gelecek destek nedeniyle savaşın uzaması ve yayılması ihtimalini de göz önünde bulundurmak lazım. 

Bu itibarla, 3 Mart'ta Moldova Parlamentosu'nun ülkenin resmi dilini Moldovaca yerine Rumence olarak değiştiren düzenlemeyi onaylaması gibi, Rusya'yı provoke edebilecek eylemlere Kişinev'in dikkat etmesi önemlidir. 

Kaynak:

(Independent Türkçe)

15 Eylül 2023 Cuma

Gagavuzya Başkanı Evghenia Gutul Moldova yönetiminin kendilerini istikrarsızlaştırmaya ve manüpile etmeye çalıştığını belirterek Türkiye'nin bu duruma müdahale etmesini istedi


Dost ve kardeş ülkemiz Gagavuz Özerk Yeri Başkanı Evghenia Gutul Türkiye ziyareti kapsamında İstanbul'da Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ile bir araya geldi.
Görüşmede iki ülke arasındaki tarihi, kültürel ve sosyolojik bağların daha da güçlendirilmesini isteyen Başkan Gutul Bakan Fidan'dan Moldova'ya karşı destek talebinde bulundu.
Bu  konuda kaleme alınan bir resmi talep yazısını Hakan Fidan'a da teslim eden Evghenia Gutul konu hakkında sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada Moldova Cumhuriyeti ile yaşanan siyasi krizi ve durumu da özetleyerek Türkiye'nin bu konuda arabulucu olmasını istedi.
Mektubunda Moldova merkezi yönetimini Gagavuz Özerk Yeri'ni istikrarsızlaştırma ve manipüle etme çabalarından vazgeçmeye davet eden Başkan Gutul bu durumu kabullennyeceklerini ve sessiz kalmayacaklarını ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti ile Gagavuzya Özerk Bölgesi arasında sosyo ekonomik alanda işbirliğine yönelik yeni önceliklerin de ele alındığı görüşmede Başkan Gutul, Türkiye'nin Gagavuz dilinin yaygınlaştırılması ve Gagavuz halkının kültürel mirasının korunmasına yönelik programlara öncelik vermesini de istedi.
Gagavuz Özerk Yeri Başkanı Evghenia Gutul'un Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan'a sunduğu mektup ve içeriği şu şekilde:



BRTK liderliğindeki Sivil Toplum Kuruluşları 200 yıllık acımız Mora katliamı için kolları sıvadı



İzmir 21 Eylül Perşembe gününe hazırlanıyor. Tam 202 yıl önce Yunanistan'ın gerçekleştirdiği Navarin Katliamı kendini Türk ve Müslüman hisseden her insanımızın yüreğini kaynatmaya devam ediyor. 19 Ağustos 1821 günü Mora Yarımadası'ndaki Navarin şehrinde gerçekleşen katliamda gözü dönmüş caniler tarafından kentte yaşayan 40 binin üzerinde Türk çoluk çocuk, kadın yaşlı denmeden katledildi. Bu kara günün unutulmasını, tarihin tozlu raflarında kalmasını istemeyen Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu liderliğindeki STK'lar 21 Eylül Perşembe günü saat 15.00 ila 15.30 arasında Yunanistan konsolosluğuna siyah çelenk bırakıp Gündoğdu Meydanı'nda pankart açıp protesto yürüyüşü gerçekleştirecek. Etkinliğe aktif katılım sağlayıp ve destek verecek 30'un üzerinde kurum ve kuruluşlar şunlar;

- Balkan Rumeli Türkleri Konfederasyonu (BRTK)

- Balkan Göçmenleri ve Mülteci Dernekleri Federasyonu (BGF)

- İzmir Balkan Dernekleri Federasyonu (İZBALDEF)

- İzmir Konfederasyonu (İZKON)

- İzmir Balkan Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği (BAL GÖÇ)

- İzmir Gültepe Makedonya Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği

- Çameria Arnavutları Derneği

- İzmir Sancak Kosova Rumeli Dayanışma Derneği

- Batı Trakya Türkleri Dayanışma Derneği

- Bornova Selanikliler Kültür Dayanışma Derneği

- Makedonya Göçmenleri Kültür ve Dayanışma Derneği

- İzmir Bal Göç Bornova Şubesi

- İzmir Bal Göç Buca Şubesi

- İzmir Bal Göç Gaziemir Şubesi

- İzmir Bal Göç Görece Şubesi

- İzmir Bal Göç Menderes Şubesi

- İzmir Bal Göç Uşak Şubesi

- İzmir Bal Göç Şubesiİzmir Bal Göç Şubesi 

- İzmir Trakyalılar Kültür Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği

- Uluslararası Balkan İş Kadınları Derneği

- Uluçatı - Çeşme Arnavut Kültürü Derneği

- Bornova Arnavutları Kültür Dayanışma Derneği

- İzmir Sancak Kosova Derneği

- İzmir Rumeli Kadınları Derneği

- İzmir Çağdaş Balkan Kadınları Derneği

- Karşıyaka Balkan Kadınları Derneği

- Makedonya'dan Balkan Esintileri Derneği

- İzmir Kosovalılar Kültür Sanat Derneği

- Trakya Rumeli Balkan Dernekleri Federasyonu

- Ege Bosna Hersek Kültür ve Dayanışma Derneği

- Tekirdağ Eğitim Kültür ve Dayanışma Derneği

- Trakyalılar ve Muhacirler Kültür ve Dayanışma Derneği

- İzmir Trakyalılar Kültür ve Dayanışma Derneği

- Bafra Mübadele ve Balkan Türk Kültürü Arastırmaları Derneği

- Sinop Mübadele Balkan Halkları Kültürü Derneği 

12 Eylül 2023 Salı

Atina'da 6 Türk'e kanlı infaz

Yunanistan‘ın başkenti Atina‘da gerçekleşen silahlı saldırıda 6 kişi hayatını kaybetti. Öldürlenlerin Türk olduğu öne sürüldü.

Yunanistan‘ın başkenti Atina’nın Artemida banliyösünde dün akşam saat 18.00 saatlerinde meydana gelen şiddetli silahlı saldırıda altı kişi yaşamını yitirdi. Saldırının ardından polis, olay yerinde onlarca z† kovanı buldu.


Polis ekipleri, saldırıyı gerçekleştiren kişilerin araçla kaçtığı bilgisi üzerine geniş çaplı bir operasyon başlattı. Şu an için Attika Emniyet Müdürlüğü tarafından yürütülen ön soruşturma devam ediyor.
Atina basınında çıkan haberlere göre, bu saldırının bir “mafya hesaplaşması” sonucu gerçekleştiği düşünülmektedir. Saldırıda hayatını kaybeden altı kişinin Türk vatandaşı olduğu ve bir kısmının hem Türk hem de Fransız pasaportuna sahip olduğu iddia ediliyor.

Polis kaynakları, saldırının gerçekleştiği araçta herhangi bir silah ya da uyuşturucu madde bulunmadığını belirtmekte. Ancak faillerin seri atış yapabilen bir Glock marka tabanca kullandığı tahmin ediliyor. Saldırıda kullanılan araç sahte alman plakalı olduğu belirlendi.

Ölen altı kişiden biri, ülkeye yasadışı yollarla giriş yapmaktan tutuklanmıştı ve bu nedenle polis soruşturmasını derinleştitiyor.
Saldırının ardından bir diğer dikkat çekici unsur ise olay yerindeki görüntüler. Suşturma, Artemida banliyösündeki Airbnb tipi evlerin de içinde bulunduğu bölgeyi de kapsıyor.
Polis kaynakları, saldırganların kullandığı silahlardan birinin Glock marka olduğunu ve bu tabancanın seri atış yapabilmesi için modifiye edildiğini belirtmekte. Olay yerinde toplam 55 mermi kovanı ve iki fişek bulundu.
Yetkililer saldırıyla ilgili detayların, soruşturma devam ettikçe ortaya çıkacağını belirtiyorlar.



11 Eylül 2023 Pazartesi

Bursa adına bir ihanet ve utanç belgesi

09 Haziran 1922 ISLAHAT GAZETESİ

04 MAYIS 1922 TARİHLİ DİLEKÇE


"İnsanlık adına Yunan İşgal Kuvvetleri Komutanlığından rica ediyoruz.


Üç maddeden oluşan bu iltimasnameyi Cenova Konferansına iletilmesini,

Birer kopyası da bağlı bulundukları hükümetlere gönderilmesini.

Bursa ve havalisinde, Bursa eşrafında önderlik ettiği ve Müslüman ahalinin de büyük kalabalıklarla katıldığı YUNAN İŞGAL GÜÇLERİNE DESTEK mitingleriyle…


1. Bütün milletin mukadderatını gasıp ellerine geçiren Ankara zimandaranına ( Ne yaptığı bilinmeyen) nefretimizi dile getirdik……………………….  Ve devamı.


2. Kuvva-i Milliye’nin ortaya çıkmasından Müslüman halk kaygıya düşmüş bu yüzden büyük devletlerin yardımına sığınarak, sizlerin hakimiyetlerinizde kalmak suretiyle hür ve serbest yaşamak istediğini Müslüman Bursa halkı olarak büyük bir miting ile dile getirmiştir….. ve devamı.


3. Bursa halkının ananat-ı milliye ve diniyelerine saygı göstererek, tarafsız bir şekilde ülkeyi yöneten ADALET PERVER YUNAN İŞGAL GÜÇLERİNE TEŞEKKÜR ETMEYİ BORÇ BİLİYORUZ.

                                        04 MAYIS 1922 


( Bursa’nın kurtuluşundan 90 gün önce )

Dilekçe Islahat Gazetesi’nde imza sahiplerini ismini gizleyerek yayınlasa da Gazete’nin Fransız Les Turks Et Locupation Gazetesinde imza sahiplerinin de isimlerine yer verilmiştir.

                                                                           

İmza Sahipleri :                       

- Bursa Evkaf Müdürü 

- Hürriyet ve İltilaf Fıkrası Reisi ve Murahhasları.

- Tekke ve Şeyhi Müritleri

- Bursa Müftüsü ve Murahhasları.

- Mütehayyızan On Kişi ( Şehrin İleri Gelenleri )


Yunan Garnizon Komutanı Sofoklis Venizelos’un Yunan İşgal Kuvvetlerinin Bursa’nın işgalinin hemen ardından ilk iş olarak Osman Gazi’nin türbesine gelerek Osman Gazi’nin türbesini tekmelemiş,

- ‘’ Biz geldik Osman hadi kalk Bursa’yı kurtar ‘’ demiştir.

Yunan Garnizon Komutanı, Osmanlı Devletinin kurucusu Osman Bey’in türbesini tekmelerle parçalarken, Osmanlı torunları ise,

Yunan İşgal Kuvvetlerinden memnunuz diye miting düzenlemişler,

İşgal kuvvetlerinin tecavüzlerinden duydukları memnuniyeti dünyaya duyurmak için dilekçeler yazmışlardı.

Sonrası malum,

30 Ağustos 1922'de Başkomutan Meydan Muharebesi kazanıldıktan sonra 3. Kolordu kuzeyden, Kocaeli Grubu ise güney doğudan Bursa'ya ilerledi. Yunan orduları, 10 Eylül 1922 akşamı Bursa'yı terk etti. 

Türk’ün ebedi Başbuğu Gazi Mustafa Kemal Paşa Bursa’yı ve Osman Gazi’nin türbesini Yunan İşgal Kuvvetlerinden geri almıştır.

Dün Trilye Camisine doldurdukları,

Müslüman Türk kız çocuklarımıza ölünceye kadar tecavüz eden

Yunan İşgal Güçlerine memnuniyet dilekçesi yazan zihniyeti ve "Keşke Yunan kazansaydı" diyenleri unutmadık, unutmayacağız.


KAYNAK:

( Vedat ÇALIK / www.ilkekocaeli.com)


https://www.ilkekocaeli.com/makale/14316333/vedat-calik/bir-ihanet-belgesi-ve-kriminal-fotograf-analizi

--------------------------------------

Ebedi Önderimiz 

Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 

Bursa'da kendisini dinleyenlere öğüdü : 

"Türk devrimi Türkiye’nin yüzyıllar için mutluluğuna kefildir. Bize düşen onu anlayarak ve takdir ederek çalışmaktır."



11. Eylül. 1924

Atatürk, Bursalılarla

Atatürk caddesinde,

hazırlanan platform da konuşuyor.


"Efendiler!

Bursa’nın kurtuluşuna rastlayan bugünlerde, burada, aranızda bulunarak sevinçlerinize katıldığımdan çok mutluyum ve huzurluyum. Memleket adına yapılan konuşmadaki, esirgenme yeri duyulan gerçek duygulara, sevgiye, güvene bütün kalbimle teşekkür ederim. Fakat izninizle hemen açıklamalıyım ki, gösterilen bütün övgüler benim kişiliğimden çok beni de başında bulundurduğunuz kahraman Türk ordularının yüksek komuta ve subay meclislerine ve özverili askerlerine, en sonunda bütün bu kahramanların anası, babası, velinimeti olan büyük Türk milletine aittir. Ben de bu şanlı orduların bir ferdi, büyük Türk milletinin bir evlâdı olmakla ve onun hizmetine varlığımı vermekle şerefli ve mutluyum.

Aziz hemşehrilerim!

Söz söyleyen arkadaşımız yedi yüzyıldan beri bu yeşil yurda düşman ayağı basmadığını söylerken, yirmi yirmibeş asırlık Bursa’nın hepimizce bilinen, bütün tarihi beynimde canlandı. Bu uzun hayatlı güzel şehrin ve şehirlilerin çok zararlar görmüş, çok kara günler geçirmiş olduklarını hatırladım. Bitinya krallarının Hüsrevlere, İskenderlere boyun eğmekle tahtlarında oturabildikleri devirlerden, Bursa’nın Roma ve Bizans ili halinde yönetildiği zamanlardan konuşacak değilim. Fakat Bursa’nın taşı, toprağı ve baştan sona kadar bütün halkı Türk olduktan sonra geçirdiği acıları hatırlatmak isterim. Atalarımız Türkler buraya sahip olup yerleştikten sonra kaç Türk hükümdarı, kaç Osmanlı şehzadesi taç ve taht, saltanat kavgasıyla Bursa’ya saldırmışlar, yakmışlar, yıkmışlar, halkını soymuşlardır. Zavallı Bursa ve Bursalılar bu saltanat düşkünlerinin eğlencesi olarak ne acı günler geçirmiştir.

Efendiler!

Bir memleketin, bir memleket halkının düşmandan zarar görmesi acıdır. Fakat, kendi ırkından büyük tanıdığı ve başlarında taşıdığı insanlardan hayırsızlık, kötülük görmesi ondan daha acıdır. Bu kalp ve vicdanlar için beklenmez bir yaradır.

Kardeşler,

Bursa’nın kurtuluş gününde, kurtulduğu felâketin gerçek sorumlularını da hatırlamak onları sonsuza dek lânetlemek gerekir. Bunun için hatırlarınızı bundan dört dört buçuk yıl öncesine çevirmek istiyorum İzmir rıhtımından yüce vatanımıza saldıran Yunan ordusu, Balıkesir’in güneyine kadar gelmişti. Arkadaşımız Kazım Paşa, kendisine katılan vatansever, özverili bir avuç kahramanla bu düşmanın karşısında cephe oluşturmuştu. Onun kuzeye, doğuya yayılmasına özellikle kıymetli Bursa’mızı çiğnemesine engel olmaya çalışıyordu. Fakat henüz İstanbul’da halife ve padişah ünvanıyla oturan kişi, tacını ve tahtını koruma hülyasıyla düşmanlarla birleşmişti. Fazla olarak onların Türk vatanını çiğnemesini, Türk milletini esir etmesini kolaylaştırmak görevini de üzerine almıştı. Bu amaçla Anzavur gibi rütbesizlere, rütbeler, paralar, araçlar vererek Karasi’de millet cephesini arkadan vurmağa görevlendirdi. Topladığı birtakım değersiz kimseleri halife ordusu adı altında İzmit’e çıkardı. Milleti düşmana esir olmağa kışkırttı. Memleket ve milleti kurtarmağa çalışanları idama mahkûm etti. Yunan uçaklarıyla millete fetvalar yağdırdı.Baştan, arkadan ve içeriden gelen bu saldırılar, ihanetler, bozgunculuklar; dış düşman karşısındaki kuvvetlerimizden birçoğunu ayırttı. Milleti kalbinden hançerlemeği hedefleyen bu cinayetler, her türlü tehlikelerin üstündeydi. Her şeyden önce buna yönelmek zorunluydu. Halife ve Padişah ihanetinde başarılı olmuştu, millî cepheyi zayıflatmış, birçok sinirleri gevşetmişti.Düşmanlar bu fırsatı kaçırmadılar; taarruz ettiler, yürüdüler, birçok güzel şehir ve kasabalarla beraber bu yeşil yurdu da çiğneyip geçtiler. İşte bu şekildedir ki, Bursa ve Bursalılar iki seneden fazla devam eden korkunç, uğursuz felâkete, esirliğe düştüler.

Bu felâketten ne kadar kan ağladığımızı ve onu bir an önce yok etmek için vicdanlarımızın ne kadar sızladığını anlatamam. Fakat ne çare ki, üzerimize saldıran halife ordusu adı altındaki anlayışsız sürüleri yok etmek, halifenin millet içinde yer yer tutuşturduğu bozgunculuk ve ayrılıkçılık yangınlarını bastırmak ve ondan sonra da vatanımızın en şenlikli yerlerini eline geçirmiş olan kuvvetli bir düşman ordusunu denize dökecek kadar kuvvetlenmek ve hazırlanmak ihtiyacındaydık. Birçok zor evrelerden sonra Türk milleti, içeride huzuru sağlamada başarılı oldu ve düşman ordusunu denize dökmek gücünü de buldu. Artık ondan sonra bir an bile durmaksızın güzel Bursa’yı ve düşman elinde bulunan bütün yüce vatan parçalarını kurtarmak kararını uyguladı.

Arkadaşlar!

Türk orduları düşman ordusunun gerçek kuvvetlerini Karahisar yakınlarında yakalayabilecekti. Onun için Bursa’yı elinde tutan, Bursa yollarını kapayan düşman kuvvetlerine sıra, biraz sonra gelecekti. Gerçekten Afyonkarahisar-Dumlupınar-Altıntaş üçlüsü içinde iki tarafın ana kuvvetleri çarpışırken; Gemlik, İznik gölü, Bilecik hattında düşmanın desteklenmiş olan on birinci tümeni, Halit Paşa yönetimindeki Kocaeli grubumuz ve Eskişehir’de bulunan üçüncü, onuncu ve bağımsız tümenleryle, Şükrü Naili Paşa kumandanında bulunan üçüncü kolordumuz başlangıçta yalnız tesbit etmek görevini almışlardı.Büyük Meydan Savaşı’nın başarıyla beliren ve süren ilk günlerinden sonra 28 Ağustos günündeydi ki, meydan savaşı sahasında bir atlı tümenimizi, bir gün sonra da birinci piyade tümeniyle Büyük Millet Meclisi koruma taburunu Kütahya-İnönü yönünde düşmanın Eskişehir grubu gerisine gönderdik. Bu kuvvetlerimiz düşmanın Eskişehir grubundan ayrılıp batıya yürüyen bağımsız tümenine, Kütahya’nın kuzeyinde rastlayarak onu yendikten ve perişan ettikten sonra yollarına devam ettiler ve Eskişehir’den sökülen düşmanı izleyen üçüncü kolordumuzla İnönü yakınında birleştiler. İnönü bölgesinde durmak isteyen düşmana hep beraber taarruz ederek yendiler. Geri dönen düşman tekrar Karaköy sırtlarında yerleşti. On birinci tümenlerin cephesini uzatmış oldu. Artık Kocaeli Grubu da kahramanca harekete geçmişti. Üçüncü kolordumuz, bütün kuvvetiyle Karaköy sırtlarına saldırırken; Kocaeli Grubu komutanı da kendi yönettiği özel bir müfreze ile Gemlik ile İznik gölü arasındaki dar alanda düşmanı şiddetli saldırılarla sıkıştırarak Karaköy’e kadar uzanan düşman cephesinin geri hattını tehlikeye sokuyordu. Sonunda bütün bu cephede geri dönmeye zorunlu kılınan düşman, öteden beri kazanmış olduğu Kazancı sırtları ve Gemlik hattındaki sağlam yerlerine çekildi. İzleyen kuvvetlerimiz bu yerlerde bile düşman üzerine atıldılar. 9 Eylül günü asıl ordumuz İzmir’e girerken buradaki kuvvetlerimiz de, düşmanın son sağlam yerlerinde 3’üncü, 10’uncu, 11’inci tümenlerini yenip perişan ederek, onları Bursa ovalarında izlemeye başladı. Artık Bursa kurtulmuştu. Fakat Türk orduları, Bursa ve Bursalıları ve daha nice kıymetli şehir ve kasabalarımızı ve oradaki kardeşlerimizi ezen, onlara işkence eden bu düşmanı bu kadarla bırakamazdı. Onun için 10 Eylül akşamı Bursa’yı tamamen kurtardıktan sonra çekilen düşman tümenlerinin durmadan peşine düştü. Düşmanın on birinci tümeni, gemilerle gelmiş bir yedek alayı ile beraber başlarında komutanları olduğu halde Mudanya’da esir edildi. Üçüncü ve onuncu tümenleri de Kapudağı yarım adası boğazında yakalanarak hemen hemen tamamen yok edildi. Ancak bunların arta kalanları orada bekleyen gemilerine zorla can atabilmişlerdi.İşte böylece Bursalılar iki sene kendilerine eziyet eden işgâlcilerin, saldırganların düştükleri cezayı gözleriyle görerek kurtuluş gününe ulaşmış oldular.

Efendiler,

bu kurtuluş gününü size tebrik ederken bu dağlarda, bu ovalarda kanlarını döken şehitlerimizi ve vatanları için, milletleri için sıkıntı ve zahmet bilmeyen kahraman gazilerimizi saygıyla anarım.

Saygıdeğer Bursalılar!

Kederlerin, felâketlerin son bulduğuna işaret olan bu kurtuluş bayramında bu güzel beldeyi, bu verimli bölgeyi Türk Cumhuriyeti’nin büyük uygarlık merkezlerinden biri durumuna getirmek için üzerinize düşen görevin ne kadar büyük, ne kadar çaba ve özveri gerektirdiğini de söylemek isterim.

Arkadaşlar!

Nilüfer çayı ve onunla birleşen birçok derelerle sulanan ovasıyla, iki bin beş yüz metre boylu dağının buzlu ve büyüleyici görüntüsüyle her türlü yükselişe aday olan bu verimli ve aydınlık memleket mutlaka hak ettiği uygar yere ulaştırılmalıdır.

Efendiler!

Bursa tarım memleketidir, sanat memleketidir, ticaret memleketidir, şifa memleketidir. Bursa, sahip olduğu doğal güzellikler ve mükemmellik ile rahat ve şenlikli bir memlekettir. Fakat saygıdeğer kardeşler! Bilelim ve açıkça söyleyelim ki Bursa bugünkü haliyle boşa harcanan yüzyılların ve bu yüzyıllarda uğradığımız kötülüklerin izlerinden başka bir şey değildir. Bu kıymetli belde henüz övüncü ve mutluluğu gerektiren önemli bir şey göstermiyor. Onun için tekrar etmeliyim ki memleketin istediği uyanıklılık ve ona göre çaba gösterme derecesi büyüktür. Bununla beraber ey özverili ve memleketi seven saygıdeğer Bursalılar! Siz cumhuriyetin ayrılmaz uygarlık ve yenilenme yolunda yüksek eserler meydana getireceksiniz. Böylece Türk Cumhuriyeti’ni her gün daha çok destekleyen ve sağlamlaştıran unsurların sürekli ileri saflarında bulunacaksınız. Bundan asla şüphe etmiyorum.

Arkadaşlar!

İnkılâbımız Türkiye’nin yüzyıllar için mutluluğuna kefildir. Bize düşen onu anlayarak ve takdir ederek çalışmaktır. 

Mustafa Kemal Atatürk

Kaynak : Hâkimiyet-i Milliye, 14.09.1924