15 Mayıs 2026 Cuma

Hayat pahalılığını eleştiren çilingir sofralı sosyal medya paylaşımına milyonluk ceza soruşturması

BULGAR İSMİ HİÇ BİR TARTIŞMAYA AÇIK KALMADAN ÖZ BE ÖZ TÜRKÇEDİR VE BULGARLAR KADİM TÜRK TARİHİNİN BİR PARÇASIDIR

1. Bulgar Adının Tarihî Kullanımı

Bulgar adı, tarih boyunca yalnızca bir topluluk adı olarak değil; aynı zamanda dağ, tepe, ova, yaylak, bölge, nehir çevresi ve yerleşim adı olarak da geniş bir coğrafyada yaşamıştır. Türk topluluklarının bulunduğu alanlarda “Bulgar”, “Bolgar”, “Bulğar”, “Bulghar”, “Bulkar” ve benzeri biçimlerde görülen bu ad, Avrasya boyunca farklı bölgelerde iz bırakmıştır.


2. İtil (Volga) Bulgarları

İtil boylarında yaşayan Bulgar toplulukları, İtil Nehri çevresinde büyük yerleşimler kurmuştur. Orta İtil havzasındaki Bulgar şehirleri ticaret yolları üzerinde önemli merkezler hâline gelmiştir. Bugünkü Tataristan bölgesindeki eski Bulgar yerleşimleri, tarihî kaynaklarda “Bolgar” adıyla geçmektedir.


3. Tuna Bulgarları

Karadeniz’in kuzeyi ve Tuna çevresine ulaşan Bulgar toplulukları, Balkan coğrafyasında uzun süre varlık göstermiştir. Tuna boyları boyunca Bulgar adıyla anılan birçok yerleşim ve bölge kaydedilmiştir. Orta Çağ kroniklerinde Tuna Bulgarları, Karadeniz stepleri ile Balkanlar arasındaki hareketli Türk toplulukları arasında gösterilmiştir.


4. Anadolu’daki Bulgar Adları

Anadolu’da Bulgar adı; köy, yayla, dağ, tepe ve mevki isimlerinde yaşamaya devam etmiştir. Özellikle Toroslar, İç Anadolu ve Karadeniz çevresinde “Bulgar Dağı”, “Bulgar Tepesi”, “Bulgar Yaylası”, “Bulgar Boğazı” gibi adlandırmalar görülmektedir.


5. Bulgar Dağı ve Bulgar Madenleri

Toros silsilesindeki Bulgar Dağı adı, tarihî kayıtlarda uzun süre kullanılmıştır. Bölgedeki eski maden sahaları “Bulgar Madenleri” olarak bilinmiştir. Osmanlı kayıtlarında ve haritalarda Bulgar Dağı adına rastlanmaktadır.


6. Bolkar Adı ile İlişki

Günümüzdeki Bolkar Dağları adı, eski kaynaklarda Bulgar/Bolgar biçimlerinde de yazılmıştır. Zaman içerisinde ses değişimleriyle Bulgar → Bolgar → Bolkar biçimlerinin ortaya çıktığı görülmektedir. Anadolu Türkçesinde birçok eski yer adında benzer dönüşümler bulunmaktadır.


7. Kafkasya ve Kuzey Karadeniz Bölgesi

Kuzey Kafkasya, Kuban çevresi, Don boyları ve Karadeniz’in kuzeyinde Bulgar adıyla ilişkilendirilen eski yerleşim alanları bulunmaktadır. Eski kronikler, Bulgar topluluklarının bu bölgelerde uzun süre yaşadığını kaydetmektedir.


8. Bulgar Adının Coğrafi Yaşayışı

Bulgar adı yalnızca devlet adı olarak değil; coğrafi hafıza içinde dağ, geçit, yayla, oba ve yerleşim adı olarak da yaşamıştır. Türk topluluklarının bulunduğu geniş sahalarda bu adın farklı biçimlerde korunması dikkat çekmektedir.


9. Tarihî Kaynaklarda Bulgar Adı

Bizans, Arap, Ermeni, Rus ve İran kaynaklarında Bulgar adı farklı yazımlarla geçmektedir:


Bolgar


Bulgar


Bulghar


Bulkar


Bulkhar


Bu yazımlar, farklı dillerin ses yapısına göre değişmiştir.


10. Anadolu’daki Yaşayan İzler

Bugün Türkiye’de:


Bolkar Dağları


Bulgar Dağı


Bulgar Tepesi


Bulgar Boğazı


Bulgar Yaylası


gibi isimler, tarihî adın coğrafi yaşamını sürdürdüğünü göstermektedir.


11. Türk Coğrafyasında Yer Adlarının Sürekliliği

Türk topluluklarının yaşadığı bölgelerde eski boy, oba ve topluluk adlarının dağlara, nehirlere ve yaylalara verilmesi yaygın bir gelenektir. Bulgar adı da bu gelenek içinde uzun süre korunmuş tarihî adlardan biri olarak yaşamaya devam etmiştir.


(Kara Oğuz)


Doruk Sabuncuoğlu ve Olcay Varlı Türkiye'nin gururu oldu

11 Mayıs 2026 Pazartesi

RUMEN RADEV’İN LİDERLİĞİNDEKİ BULGARİSTAN HÜKÜMETİ


- Rumen Radev - Başbakan
- Galab Donev - Başbakan Yardımcısı ve Maliye Bakanı
- Alexander Pulev - Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi, Yatırımlar ve Sanayi Bakanı
- Ivo Hristov - Başbakan Yardımcısı
- Atanas Pekanov - Başbakan Yardımcısı
- Ivan Demerdzhiev - İçişleri Bakanı
- Dimitar Stoyanov - Savunma Bakanı
- Velislava Petrova-Chamova - Dışişleri Bakanı
- Nikolay Naydenov - Adalet Bakanı
- Natalia Efremova - Çalışma ve Sosyal Politika Bakanı
- Prof. Georgi Valchev - Eğitim ve Bilim Bakanı
- Katya Ivkova - Sağlık Bakanı
- Ivan Vasilev - İnovasyon ve Dijital Dönüşüm Bakanı
- Ivan Shishkov - Bölgesel Gelişim ve Bayındırlık Bakanı
- Iva Petrova - Enerji Bakanı
- Georgi Peev - Ulaştırma ve Haberleşme Bakanı
- Plamen Abrovski - Tarım ve Gıda Bakanı
- Rositsa Karamfilova-Blagova - Çevre ve Su İşleri Bakanı
- Evtim Miloshev - Kültür Bakanı
- Ilin Dimitrov - Turizm Bakanı
- Encho Keryazov – Gençlik ve Spor Bakanı

10 Mayıs 2026 Pazar

Türkiye 'Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu' ile Ege ve Akdeniz'de Yunanistan'a set çekmeye hazırlanıyor




Ankara Yunanistan'ın gözünü diktiği Ege ve Akdeniz'deki doğalgaz alanlarında resmen yetki sahibi olmak için Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne yasa tasarısı sunmaya hazırlanıyor. 
Kamuoyunda Mavi Vatan olarak da bilinen ve Türkiye'ye çevresindeki denizlerde operasyonel avantaj sağlayacak yeni yasal düzenleme Mayıs 1982’de yürürlüğe giren Karasuları Kanunu’nun ardından gelen ikinci yasal çerçeve olacak.
Hazırlığı tamamlanan ve TBMM'nin onayına sunulacak 'Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu' ile deniz yetki alanlarına ilişkin kapsamlı düzenlemeler yapılması öngörülüyor.
Ankara'nın hazırladığı taslak çalışmaya göre, Karadeniz ve Akdeniz’de Türkiye’nin karasuları 12 deniz mili olarak yasa hükmüne bağlanacak. Ege Denizi’nde ise mevcut uygulama doğrultusunda karasularının 6 deniz mili olduğu kayıt altına alınacak.

TÜRKİYE'NİN HAZIRLIĞI YUNANİSTAN BASININDA YANKI UYANDIRDI

Yeni düzenleme kapsamında kıta sahanlığı, bitişik bölge, münhasır ekonomik bölge ve diğer deniz yetki alanlarına ilişkin hukuki çerçevenin netleştirilmesi hedefleniyor.
Türkiye’nin hazırladığı yasa taslağı, Yunanistan basınında geniş yankı uyandırırken Atina yönetimi düzenlemeyi 'casus belli benzeri hamle' olarak değerlendirdi. PASOK’lu Avrupa Parlamentosu üyeleri, yasa tasarısının kabul edilmesi halinde Türk hükümetine Avrupa Birliği yaptırımı uygulanması çağrısında bulundu.
Yunanistan merkezli SKAI tarafından yayımlanan haberde, söz konusu çağrının Avrupa Birliği Dış Politika ve Güvenlik Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas’a iletilen yazılı soru önergesiyle yapıldığı iddia edildi.
PASOK’un AP üyeleri Giannis Maniatis, Nikos Papandreou, Sakis Arnaoutoglou ve Nikolas Farantouris tarafından sunulan metinde, “uluslararası basında yer alan haberlere göre Türkiye hükümetinin, Ege ve Doğu Akdeniz’de deniz yetki alanı talebinde bulunmayı amaçlayan bir yasa tasarısını Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunmaya hazırlandığı” ifade edildi.
Metinde, “Böyle bir yasa tasarısı, iki AB üyesi ülke olan Yunanistan ve GKRY’nin egemenlik haklarını doğrudan ihlal edecek, Ege ve Doğu Akdeniz’de yeni bir gerilim alanı oluşturacaktır” ifadelerine yer verildi.
Yunanistan merkezli Kathimerini gazetesi ise, 'Mavi Yasa Yasası' hakkında, Ankara’nın Ege ve Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanlarına ilişkin hazırladığı yasa tasarısının Atina’da "casus belli’ye benzer bir hamle" olarak değerlendirildiğini yazdı.


'MAVİ VATAN DOKTRİNİ İLE MEYDAN OKUMA'

Haberde, Yunanistan Parlamentosu’nun UNCLOS’u Mayıs 1995’te onayladığı, bir hafta sonra ise Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin, Yunanistan’ın karasularını 12 deniz miline çıkarmasını 'savaş nedeni' sayan kararı kabul ettiği hatırlatıldı.
Bir başka Yunanistan merkezli Pentapostagma haber sitesi ise, söz konusu adımı “Mavi vatan hayata geçiyor, Türkiye’den meydan okuma” başlığıyla ele aldı ve Türkiye’nin Yunanistan ile GKRY’ye baskı uygulamayı amaçladığını iddia edildi.
İsrail merkezli The Marker haber sitesi ise, olayı ‘Yeni Orta Doğu’ başlığıyla yayımlayarak, Türkiye'nin yasal düzenleme hazırlığının, Yunanistan-Türkiye-GKRY arasındaki gerilimleri yeniden alevlendirebileceği ifade edildi. 
Avrupa Birliği'nin Yunanistan'ın egemenlik talepleri doğrultusunda Türkiye'ye yönelik yaptırım seçeneklerini gündeme getirmeye hazırlandığı bir dönemde Washington yönetimi ise tarafları keşif faaliyetleri hakkında diyaloğa davet etti.

YUNANİSTAN NE İSTİYOR TÜRKİYE NE DİYOR?

Yunanistan Uluslararası hukuka dayanarak adaların kıta sahanlığı sınırlarını belirleme hakkı olduğunu savunuyor.
Türkiye ise bu tezi reddederek kıta sahanlığının sadece anakaradan itibaren ölçülmesi gerektiğini vurguluyor.
Ankara'nın hazırladığı yeni yasa tasarısı Türkiye'nin bu görüşünü ilk kez resmi bir devlet politikası haline getirecek.
Böylece Türkiye Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile birlikte Kıbrıs açıklarında bulunacak her türlü enerji kaynağında da hak sahibi olacak.
(milliyet.com.tr - bloomberg)